İlginç bir olay



Bu anlatacağım olay Gagavuzya’da yaşandı.
Gagavuzya Moldavya sınırları içinde özerk bir bölge.
Gagavuzlar Türk kökenli.
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Gagavuzya’da çok seviliyor. Nedeni de cumhurbaşkanlığı döneminde Gagavuzya’ya  çok önemli yardımlar yapmış olması.
Gagavuzlar Demirel’in kendilerine gösterdiği yakınlığı, yaptırdığı yardımları hiç unutmamışlar. 
Devlet müzelerine Demirel’in fotoğraflarını asmışlar ve Gagavuzya’ya yaptıklarını uzun anlatıp ona minnetlerini ifade etmişler.
Müzeyi gezenlerin hemen dikkatini çeken bu bölüm büyük bir vefa örneği.
Gagavuzya’da yaşayanlar Türk kökenli oldukları için Türkiye’den Moldavya’ya giden hemen bütün politikacılar bu küçük özerk bölgeyi ziyaret etmeyi ihmal etmiyorlar.
Gagavuzlar da konuklarına devlet müzesini mutlaka gezdiriyorlar.
Bir gün Türkiye’den bir politikacı Gagavuzya’ya geliyor. Kendisine eşi hanımefendi de eşlik ediyor.
Gagavuzlar her zaman yaptıkları gibi müzeyi gezdiriyorlar. Politikacının hanımı Demirel’in fotoğraflarını görünce birden nevri dönüyor. 
Bir süre fotoğrafların önünde duruyor ve kendisini gezdirenlere “Bu adamın resimleri burada ne arıyor? Geberemedi. 88 yaşında. Bu adam Türkiye’ye çok büyük kötülük yaptı.”
Gagavuzlar şaşkınlık içinde “Biz onu çok seviyoruz. O bize çok yardım etti. Bu sözlerinize çok üzüldük” diyorlar. 
Ama hanımefendinin öfkesi daha da keskinleşiyor ve şöyle diyor:
“Size paraları verdi. Geberse de Türkiye kurtulsa.”
Sonra da hızla müzeden çıkıyor.
……………
Aradan bir süre geçiyor bir başka politikacı geliyor Türkiye’den. O da eşleri hanımefendi ile birlikte yine müzeyi geziyor.
Demirel’in fotoğraflarının bulunduğu bölüme gelince Gagavuzlu görevliler endişe içinde konukları ilerletmek istiyorlar.
Ama politikacının eşi duruyor, bu  bölümdeki fotoğraf ve bilgileri dikkatle okuyor. Sonra görevlilere dönüp şöyle diyor:
“Bizim eski cumhurbaşkanımıza gösterdiğiniz vefa beni etkiledi. Çok güzel bir tanıtım yapmışsınız. Sizi kutluyorum ve size ülkem adına teşekkür ediyorum.”
Bu sözler üzerine müze görevlileri rahat bir nefes alıyorlar ve teşekkür ediyorlar. 
İkisi de aynı partiye mensup iki politikacıların eşlerinin birbirine yüzde yüz ters davranışını içeren bu olayı ibretle değerlendirmek gerek.  
Türkiye’de bazı kesimler öyle bir kin ve nefretle besleniyorlar ki, yurt dışında bile bunu en münasebetsiz bir şekilde kusabiliyorlar.
*** 
Kendin pişir, kendin ye misali   
Başbakan Erdoğan bir koltukta oturuyor.  Karşısında ise üç koltuk var. Orada da sırasıyla şu gazeteciler yer alıyor:
(Başbakan’a göre soldan sağa) Ahmet Kekeç, Fehmi Koru, Mustafa Karaalioğlu.
Erdoğan’a göre sağ tarafta da programı yapan bir zamanlar AKP karşıtı olan ama sonra birden bire AKP biatcısı kesiliveren Yiğit Bulut oturuyor.
Bu isimlerden programın hangi kanalda yapıldığını ve ne menem bir program olduğunu kestirmek hiç de zor değil. 
Tam bir “kendin pişir kendin ye” programı.    
Yani sorular belli, yanıtlar belli.
Bu tip programlara katılan gazeteciler ekstra soru pek sormazlar. Sormaları gerekirse onu da Başbakan’ın mutlu olacağı formatta sorarlar.
Onun için program sonunda herkes mutlu olur. Başbakan kendilerine teşekkür eder, onlar da bundan kıvanç duyarlar.
Bu da aynen böyle bir program oldu.
Başbakan zaten başka türlü gazetecilerin karşısına çıkmıyor.Yandaş olmayanları tercih etmiyor.