AKP dış politikada darbe üstüne darbe yiyor!..
İsrail, Gazze’yi acımasızca vuruyor.
Masum siviller ölüyor, zulüm sürüyor.
Acı haberler akıllara, Başbakan Erdoğan’ın “van minit” deyişini getiriyor.
* * *
Hani Davos’ta İsrail’i hedef alıp “van minit” demişti ya!
İşte o akşam ne kadar yandaş gazeteci, bilim insanı, sivil toplum örgütü temsilcisi varsa, ekranlara akın etmişti.
Yağcılık yarışındakilerin hepsi, ağız birliği etmişçesine Ortadoğu’da artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylemişti.
Televizyonların gözbebeği anlı şanlı yorumculara göre neredeyse İsrail‘in sonu gelmişti!
Onları dinleyen milyonlarca insan da Gazze‘deki katliamın biteceğine inanıp, derin bir “oh” çekmişti.
Hızını alamayan Başbakan, Davos’taki hodri meydanla yetinmemiş, Meclis kürsüsünden de veryansın etmişti.
İsrail’in Mavi Marmara’da şehit olan vatandaşlarımız için özür dilemek zorunda kalacağını öne sürmüştü.
Hatta “Mavi Marmara yine Gazze’ye gidecek, donanmamız ona eşlik edecek” demişti.
* * *
Peki sonra…
İsrail özür dilemedi!
Mavi Marmara, Gazze’ye gidemedi!
Donanmamız orada bayrak çekemedi!
Ama hiç beklenmedik bir şey oldu.
Malatya Kürecik‘te füze kalkanı kuruldu!
Böylece İsrail, İran füzelerine karşı korundu.
“Van minit”e, hodri meydana, veryansına inananlar için her şey hayalden ibaret kaldı.
Atıp tutmalara, meydan okumalara inanmayanların akılları durdu.
* * *
İsrail durmuyor, Gazze’yi acımasızca vuruyor.
Masum siviller ölüyor, zulüm sürüyor.
“Van minit” diyen, hodri meydan çeken, veryansın eden Başbakan Erdoğan, bu kez atıp tutmak yerine, vahşi saldırıyı ABD Başkanı Obama’yla görüşeceğini söylüyor.
İsrail’in hamisi Amerika ve İngiltere’den “bazı egemen güçler” diye söz ediyor, isim veremiyor!
İçeriye oynayan Başbakan, “egemen güç”lerin açıkça İsrail’i desteklediğini kamuoyunun bilmediğini sanıyor!
Aynı saatlerde Washington’da konuşan Amerikan yönetimi sözcüsü, Türkiye’nin Hamas’ı ikna etmek için çaba göstermesinin beklendiğini belirtiyor.
Verilen mesaj çok net: İsrail’in kınanması, Başbakan’ın Suriye’de işbirliği yaptığı “egemen güçler”in akıllarının ucundan bile geçmiyor.
Böylece Türkiye’nin dış politikası darbe üstüne darbe yiyor.
İçeride kazanmaya adanmış dış politikanın dışarıda yediği darbeler akıllara durgunluk veriyor.
