Karafatmalar ve Orospular


Kendimi incelediğim de şunu fark ettim. Ben yazacak olduğumda hep konuyla ilgili bir anı gözümde canlanıyor. Ve illa ki o anımı sizinle paylaşmayı istiyorum.
Bu anılar sizi ne kadar ilgilendiriyor, belki de hiç!
Ama hep onları yazasım var. Ya bir gün önce ya da yıllar önce yaşanmış olaylardan kesitler almayı tıpkı bir aşçının yemeğine kattığı farklı baharatlar gibi görüyor ve adeta bunu önemsiyorum bile.
Tabi bu bir tarz! Her yazan böyle yazacak diye bir şey yok! Tarzım böyle olduğu için kendimi kınayacak ya da tam tersi önemseyecek değilim.
Bugün yazacağım konu ile ilgili yine öyle bir anı var aklımda..
20 küsur yıl öncesinden bir anı! 8 aylık hamileyim. Yüzüm gözüm şiş, karnım almış başını gitmiş. Annemle ben alışverişten dönüyoruz.
Otobüse bindik. Otobüste birkaç kara çarşaflı kadın ile sakallı erkek dikkatimi hemen çekiyor. Annem eşarbını şöyle bir düzelterek, çarşaflılardan birinin açtığı yere oturuyor. Bana o sakallı,cübbeli,sarıklı, şalvarlı genç kalkarak yer veriyor. Ve adamcağız karısı olduğunu düşündüğüm çarşaflının başında dikiliyor.
Ağustos ayındayız ve onlar kat kat giyinmiş ben ise kolsuz,kısa ve incecik kıpkırmızı ipek elbisemle hem rahat hem de onlara göre çok edepsiz duruyorum.
Çarşaflı genç kadın başında dikilen genç adamı sürekli çimdikliyor ve kusuyor sözcüklerini “neden ona yer verdin!” Genç adam benim duyacağım şekilde sorulmuş bu soruya yüksek sesle cevap veriyor.
“Görmüyor musun, kadın hamile, insanlık öldü mü?” ve kadından anında net bir cevap geliyor. “o insan mı?”
Ve başka bir anı..
Başımı kapatmam için dayımın ve yengemin yaptığı baskılara karşı; durmadan Kuran-ı Kerim ve meallerini okuyarak, örtünmeden kabul görebileceğim alan yaratmaya çalışıyorum.
Tabii din konusunda bu sayede acaip bilinçlendim. Her söylenen söze verilecek mantıklı cevaplarım var. İşin içinden çıkamayan yengem çok kuvvetli bir hocanın vaazına katılmam için beni ikna ediyor. Başıma eşarp takıp vaaza gidiyorum. Bakalım bu hacı-hoca kadın beni nasıl ikna edecek!
Belediyenin sağladığı yüksek imkanlarla bir sürü kadın hizmetlisi olan bu kadın kara çarşaflı..Dinlemeye gelenlerin hepsi öyle..
Bir tek biz “6 kadın” eşarplıyız.
Hoca denilen bu kadın sürekli çarşaf giymeyenlerin Allah katında orospu sayıldığını söylüyor. Hem de durmadan!
Bazı çarşaflı kadınlar en arkada duran biz 6 şaşkın eşarplıyı nefret dolu bakışlarla süzüyor. Çaktırmadan oradan sessizce kaçıyoruz. İşin ucunda orospu sayılmak var çünkü..
Ve başka bir anı..
Devrimci bir arkadaşıma artık Üsküdar’da oturacağımı oradan ev tuttuğumu söylüyorum. O bana “napıyorsun, orada çok karafatma vardır”diyor. Ben sonradan anlıyorum karafatma dediğinin böcek değil, karaçarşaflı olduğunu..
Bütün bu olayları çoğaltmak mümkün.
Burada vermek istediğim mesajı umarım anlamışsınızdır.Ötekileştirmeyi herkes yapıyor. Ve benim itirazım bunlara.. Hangi taraf olursanız olun, safınızı elbet korumak ve muhafaza etmek isteyeceksiniz. Bu inancın gereğidir. Ancak bunu yaparken kimse diğerini çok fazla hor görmemeli.
Ben bugün dindar değilsem, bunun en baş sebebi dinlenilmediğim ve bolca hor görüldüğüm içindir.
Fikirlerime saygı duyulmadığı, yaşam tarzım hoş görülmediği içindir.
Ancak seçtiğim bu yolda giderken, eşarp takıp uzun etek giyen kadınlara “eteği boklu pis karılar, leş gibi kokuyor böcek beyinliler” gibi tabirler yapanlar ile biz açık gezen kadınları hor görerek hepimizi, mundar, cenup ve potansiyel orospu gibi görmeleri, beni işte bu yazıyı yazmaya itti.
Toplumca aklın yoluna ulaşırız elbette.
Böyle nifak sokarak ötekileştirenler olmasa..
Bu arada bunu en çok günümüz hükümeti yapmaya başladı. Oysa bu halkın bütün olarak kalabilmesi en çok onun menfaatinedir diye düşünüyorum.
Tanrı Türk halkını “islah” etsin!
Mutlu hafta sonları diliyorum, sevgilerimle..


Berrin Aksu