Başbakan demokratikleşme(me) paketini açıyor!..
Sevgili okurlarım,
AKP döneminde Türkiye “ister inan, ister inanma” türünden haberlerin ülkesi oldu.
Antalya’da Başbakan’ın Gezi Parkı eylemlerindeki tavrını eleştiren 9 yaşındaki ilkokul öğrencisine “vatan haini” dediği öne sürülen öğretmenden sonra bir eğitim skandalı da
Adana’da yaşandı.
Hürriyet’in haberine göre müfettişler, Ceyhan İlçesi’ndeki bir ortaokula bu yıl başlayan 9-10 yaşlarındaki öğrencilerden 20’sini bir sınıfta toplayıp, Gezi Parkı eylemleri konusunda sorgulamışlar!
İfadeler alınırken, Eğitim-Sen’de görevli sınıf öğretmeninin kendilerine eylemle ilgili bir şeyler anlatıp anlatmadığını, onları eyleme çağırıp çağırmadığını sormuşlar!
Karataş’ta ise müfettişler, sendika üyesi bir öğretmenin öğrencilerini zorla eyleme götürdüğünü belirten bir metni çocuklara imzalatmaya çalışmışlar! Önceden hazırlanan
belgeyi imzalamayacaklarını söyleyen öğrencileri de sıkıştırmışlar! Öğrenciler daha sonra velileriyle birlikte Karataş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne giderek, ifadelerinin baskı altında alındığını belirten dilekçeler vermişler!
Şu rezalete bakın sevgili okurlarım,
Minicik öğrenciler, çocuk psikolojisinden bihaber müfettişler tarafından sınıflara toplanıyor, baskı altında ifade vermeye zorlanıyor ve öğretmenleri hakkında muhbirlik yapmaları isteniyor!
Sanki bu çocuklar internette yazışmıyor, televizyon seyretmiyor, gazete okumuyor, kentlerinin meydanlarında toplanan kalabalıkları görmüyor, eylemcilerin yeri göğü inleten protesto seslerini duymuyorlar!
Adana’da değil de, uzayda yaşıyorlar!
Artık öğrencilerde o öğretmene saygı kalır mı?
Böyle bir rezalet çağdaş demokratik hukuk devletlerinin birinde yaşanmış olsaydı yer yerinden oynar, Milli Eğitim Bakanı bin bir özür dileyerek istifa ederdi.
Ama burası Türkiye… Böyle ülkelerde (benzeri pek kalmadı ama) müfettişlere ödül verilir, İlçe Milli Eğitim Müdürleri de taltif edilir!
* * *
Bir “garip ama gerçek” haber de İstanbul’dan.
50. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yargıcı, 23 kişinin gözaltına alındığı Gezi Parkı soruşturmasında suç delili olarak gösterilen maske, baret, deniz gözlüğü, motorcu kaskı, flama, sirke, solüsyon ve sargı bezinin yasada belirtilen silahlardan olmadığını belirterek, iddianameyi savcılığa iade etmiş!
Hukukun üstünlüğüne inanan bir yargıcın yapması gerekeni yapmış!
Başbakan da kalkmış, maske, baret, deniz gözlüğü, motorcu kaskı, flama, sirke, solüsyon ve sargı bezinin silah gibi gösterilerek özgürlüklerin kısıtlandığı ülkemizde yarın “yeni demokratikleşme paketini” açıyor!
Bu durumda “Demokratikleşme paketine ne gerek var? İkide bir ileri demokrasi ülkesi olduğumuzu söyleyen siz değil misiniz?” sorusu anlamsız kalıyor.
Zira bu soru sorulduğunda açılacak paketin tüm havası kaçıyor!
Tuncel Kurtiz ve Turgut Özakman’ın ardından…
Devrimci sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz’den bir gün sonra, bana göre
Cumhuriyet’i en iyi anlatan yazar olan değerli Atatürk’çü, büyük usta Turgut Özakman’ı da kaybettik.
Sağlığında yakından tanıma onuruna eriştiğim yurtsever aydın Özakman’la ARENA programları yapmış, hatta senaryosunu yazdığı “Dersimiz Atatürk” filminde, bana heyecan ve onur veren küçük bir rol de almıştım.
Kendisiyle senaryosuna imza attığı “Çanakkale 1915” filmi için Sözcü’ye röportaj yaparken, “Çanakkale Zaferi, Milli Mücadele’nin önsözüdür” diyerek başladığı konuşmasında, hiç unutamadığım şu değerlendirmede bulunmuştu:
1) Atatürk bu savaşla tarih sahnesine çıktı. Yıldızı parladı. Komutanlığı, başarıları, özellikle askerler, subaylar ve yaralılar aracılığı ile memlekete yayıldı. Samsun’a çıktığı zaman bilinen, güvenilir bir komutandı. Bunun büyük yararı olmuştur. Bu savaşın Atatürk’ün ufkunu da genişlettiğini söyleyebiliriz. Emrine 3 Kolordu verilmişti. Bu bir ordu demektir. Ordu Komutanı’ndan başka hiçbir Çanakkale Komutanı’nın emrinde bu kadar kuvvet bulunmamıştır.
2) Çanakkale’de, önünde 200 yıldır titrediğimiz emperyalizmi yendik. Orduya ve millete büyük bir özgüven verdi. Milli Mücadele’ye bu özgüvenle girilmiştir.
3) Çanakkale’de dar bir alanda, savaşın her türlüsü yaşandı. Çanakkale yakın tarihteki en büyük çıkarmadır. En büyük savunma zaferlerinden biridir. Biz Çanakkale’de yurdumuzu savunduk. Kara, deniz ve havada çarpıştırılmıştır. Subaylar burada edindikleri deneylerden Milli Mücadele’de çok yararlandı.
4) Hiçbir düşmanın, ordunun, silahın, yurt sevgisinden daha güçlü olmadığını anladık.
* * *
Gelecek kuşaklar devrimci sanatçı Tuncel Kurtiz’i de, büyük yazar Turgut Özakman’ı da hiç unutmayacaklar.
“Şu Çılgın Türkler” insanlık yaşadıkça yaşayacak.
Anıları önünde saygıyla eğiliyor, acılı yakınlarına ve ulusumuza sabır ve başsağlığı diliyorum.
Nur içinde yatsınlar.
Uğur Dündar
Sözcü
