AB ve Ekonomisi

AB ülkeleri liderleri, gelecekte yaşanacak olası ekonomik krizlere karşı daha sıkı tedbirler almak için şimdiden anlaştı, ancak birliğin ortaklık yapısını değiştirme fikri gerilimi arttırdı.
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Brüksel'deki liderler zirvesinin ilk gününde, AB kurallarında yapmak istediği değişikliklere karşı bulamadığı desteği ikinci günkü görüşmelerde buldu. Ekonomik krizin ele alındığı zirve yeni bir tartışmaya yol açarak sonuçlandı.
AB zirvesinin ilk gününde Brüksel'e ulusal bütçeleri denetleme ve çok fazla borç alıp, harcama yapan ülkelere ceza verme yetkisi veren karar kabul edilmişti. Özellikle kriz dönemlerinde Euro'nun değerini ve yapısını desteklemek ve gereken tedbirleri almak için, yeni bir fon kurulması kararlaştırıldı.
İlk gün Almanya ve Fransa'nın bastırdığı, ancak özellikle Hollanda ve İskandinav ülkelerinin karşı çıktığı, birliğin işleyişini düzenleyen Lizbon Anlaşması'nda revizyon talebi, yoğun lobiler sonrasında kabul gördü. Bu şekilde Avro paktını Merkel ve Sarkozy dikte etti.
AB Zirvesinde, Yunanistan krizinden sonra Avro ülkelerinde benzer bir krizin yaşanmaması için önlemler içeren ‘İstikrar Paktı’ görüşme lerinde Almanya ve Fransa’nın ortaklaşa hazırlamış oldukları taleplerinin önemli kısmı kabul edildi. Kabul edilen taleplere göre krize giren üye ülkelerin kurtarılmasını sağlayacak bir sistem oluşturulması için kısmi olarak AB Antlaşmasında değişiklikler yapılmak zorunda.
Brüksel’deki zirve toplantısında, Alman Başbakan Angela Merkel tarafından talep edilen krize karşı önlem tedbiri için AB Antlaşması’nın değiştirilmesinin yeniden gözden geçirilmesi kabul edildi. Merkel’in önerisine göre bütçe açığına neden olanlar daha erken ve daha sert bir şekilde cezalandırılacak. Bu şekilde ileriye dönük kötü sonuçlar verebilecek ekonomilere gerekli çeki düzen verilmiş olacak. Bu yaşanmakta olan ekonomik küresel krizin en önemli çıkarımlarından biri olabilir. Bir nevi kriz alarmı ve alarm sonrası alınacak önlemleri içeren bir plan tasarısı olacak.
Avro’nun piyasaya girdiği 1999 yılından bu yana yapılması planlanan en büyük reform, Yunanistan’ı neredeyse iflasa götüren kriz sonucu kurda meydana gelen sarsıntılar ve yoğun döviz spekülasyonları nedeniyle yapılıyor.
Zirvenin ilk gününden sonra medyaya bir açıklama yapan Merkel, ‘Almanya adına söyleyebilirim ki, en önemli maddeleri oldukça ileri bir sürece götürdük.’ dedi. Merkel, zirvede özel yatırımcıların Avro üzerinden spekülasyon yaparak para kazanamayacağının ortaya konulduğunu kaydetti. Alman Başbakan, hükümetinin krizden kurtarma mekanizmasında asıl yükün özel borçlu bankalara ve fonlara yüklenmesini talep etmeye devam edeceğini belirtti. Bunun için Lizbon Antlaşmasında değişiklikler yapılması gerekiyor.
Almanya ve Fransa, bütçe açığı görülen üye ülkelerin oy hakkının iptali konusundaki görüşleri özellikle küçük üye ülkeler tarafından yoğun bir şekilde eleştiriyle karşılandı. Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, “oy hakkı iptali konusunun çok uzun bir süre sonrasına tehir edildiğini” söyledi.
AB Konsey Başkanı Herman Van Rompuy, Aralık ayında yapılacak gelecek zirveye kadar Lizbon Antlaşmasında yapılacak değişiklikleri gözden geçirecek. ‘Kriz Mekanizması’ için yapılabilecek önerileri tesbit edecek. Avrupa Birliği üyesi 10 ülke, Brüksel'deki zirvede İngiltere'nin gelecek yılki birlik bütçesinde Avrupa Parlamentosu'nun istediği ölçüde artış yapılmaması çağrısına destek verdi.
Birlik bütçesinin, Avrupa Parlamentosu'nun istediği gibi yüzde 5, 9 değil, yüzde 2,9 oranında artırılmasını isteyen İngiltere Başbakanı David Cameron'a destek veren ülkeler arasında Fransa ve Almanya da var. Bu durumda Avrupa Parlamentosu'yla zorlu görüşmelerin yapılması bekleniyor. Avrupa Birliği Komisyonu da parlamento gibi yüzde 5,9'luk bir artıştan yana. Gelecek ay ortalarına kadar bir uzlaşmaya varılamazsa, bütçe bu yıl düzeyinde kalacak. Liderler, Maliye Bakanları'nın üzerinde uzlaştığı yüzde 2,9'luk artıştan fazlasını kabul edemeyeceklerini belirtti.

Ozan CAMCI