“POLİS SUÇA DEĞİL GÜNAHA KARŞI”
Bilmem siz de farkına vardınız mı? Son yıllarda polisler, hukuki davranmaktan çok, sanki İran polisi gibi, kafalarına göre “ahlaki olmadığı” gerekçesi ile parklarda oturan, eğlenen gençlere, aşağıda açıklanan Antalya olayında olduğu gibi, gereksiz ve abartılı çıkışlar yaparak darp edilmekte, bazen de yaka paça karakollara götürmekteler. Karakollarda da ağza alınmayacak küfürle, vatandaş taciz edilmekte.
(Geçenlerde Milliyet Ankara ekinde 9.11.2010 günlü sf 4 de Ayhan Aydemir’in “Ya Tuz Kokarsa” başlıklı yazısında, iki genç kızın geceleyin tiyatro dönüşü Demetevler Cemre Parkı’nın kenarına park etmiş arabalarının içinde sohbet ederken, hiçbir kusur işlemedikleri halde, iki polisin gelip çorba parası istemesini okuyunca şok oldum. Bu yazıyı da o ruh hali içinde, ona denk düşmesi ile yazıyorum).
Polisin bu tavrı,” saçınız şu kadar dışarı çıkmış, etek bu kadar kısa vb davranışlarla, sokakta İran’lı kadınlara, gençlere sopalarla saldıran din polislerine benzemekte. Polis marifetiyle olmasa da, dini siyasete alet eden, dinci görünen bazı AKP li belediyeler zabıtalarıyla, özellikle Ramazan aylarında İslami kuralları halka zorla kullandırma çabaları, içki içen ve içki satan yerlere darp edip baskı yaptıkları görülmekte. Tüm bu içki vb baskılar, devlet içindeki dini örgüt ve yapılanmadan kaynaklanmaktadır.
Daha önce Ankara Keçiören’de içki satan büfecinin birinin zabıtadan dayak yemesi, sonra İstanbul’da zabıtanın balıkçı ve balıkçı barınaklarına saldırması, Ankara’da Melih Gökçek’in önceden kurup baskı üzerine sonradan lav etmek zorunda kaldığı içki timleri gibi örnekler yanında, içki satan büfe ve dükkânlara ruhsat verilmemesi gibi örneklere baktığımız zaman, ülkede dinci uygulama ve zihniyette olan AKP iktidarının düşünce uygulamalarına koşut bir yönetim bulunmakta.
Bazı küçük kasaba ve şehirlerde bırakın içki içmeyi, içki satılan dükkânların, büfelerin bile bulunması mümkün değil.
Başbakan içki içenlere, içki satılan yerlere baskı söz konusu edildiğinde, “asıl içki içenler içmeyenlere baskı uyguluyor” gibi olayı bastıran, örten bir söz etmişti. İçki içenlere, içki satan dükkânlara yapılan bu baskıları gördüğümüz zaman, acaba ülke İran’a doğru mu götürülüyor diye soru sormaktan insan kendini alamıyor. Acaba içine girmek için çaba harcadığınız AB ülkelerinin hangisinde, bu tür içki satan ve içki içenlere karşı dinsel kökenli bir baskı var?
Türk Polisinin ve zabıtasının içki konusunda bu baskıcı tavrına baktığımız zaman, zaten köktendinci bir yapılanmacı olan cemaatçi örgütler ve o cemaatçi örgütlerle içli dışlı olan ve Hanifi Avcı’nın kitabında dediği gibi, polisler de öylesine bir yapılanma içindeyse vay ülkenin haline… Yukarıdaki ve aşağıdaki yöneticilerin dinci slogan ve eylemlerine baktığımızda, bu da gösteriyor ki, ülkede laik düzene karşı dini cemaatçi örgütlerle eşgüdüm içinde yıkıcı bir yapılanma ve eylem var demektir…
Yazının resmini teşkil eden karikatüre bir bakalım. Polis midir, zabıta mıdır bir vatandaşı falakaya yatırmış dayak atıyorlar. Bir taraftan da kara mizah gibi, “kim demiş biz AKP li belediyeler içki sattırmıyor, diye; biz sadece içeni cezalandırıyoruz, satış serbest”, diyorlar.
Bu açıklamalardan sonra, yazımızın konusunu teşkil eden aşağıdaki olaya bakalım. Antalya’da herkese açık, zaman zaman çeşitli eğlence gösterilerin yapıldığı, Yat Limanında küçük bir anfi tiyatro vardır. İşte bu anfi tiyatroda gençler ellerinde gitarla müzik gösterilerinde ve eğlenmelerinde bulunurken, adeta İran din Polisi’nin tavrı gibi, polisimizin gençlere yaptığına bakın. Sanki Laik T.C. nin çağdaş bir polisi değil de, içki içenlere, oruç tutmayanlara sokakta dayak atan Osmanlı zaptiyesi gibi.
Kaldı ki Antalya, ülkemizin en önemli turizm illerinden biri olup, turizm gelirleri ile ülke ekonomisine büyük katkıları olan, o bedele orada bu tür masumca gösterilerin hoş görülmesi gereken bir ilimiz. Ayrıca, turizmden ekmek yiyen esnafın da, daha bir hoş görülü, anlayışlı olması gerekirdi.
ANTALYA POLİSİNİN TAVRI
Önceki akşam Antalya’da yat limanında bulunan halka açık anfi tiyatroda gitar çalarak eğlenip bira içen gençlere önce esnaf saldırdı, sonra polis alkol tüketmenin “rezalet ve günah olduğunu” söyleyerek gençlere nasihat verdi.
Önceki akşam Antalya merkezinde bulunan turistik Kaleiçi’ndeki yat limanında yaşanan olay ve sonrasında polislerin tutumu hukukun işlemesi gereken yerde “günah-sevap” söylemlerinin belirleyiciliğinin öne çıktığına bir örnek olarak kayda geçti.
Yat limanında bulunan halka açık anfi tiyatroda, biralarını içerken gitar çalıp eğlenen çok sayıda gence çevre esnafı bu durumun kendiişlerini düşürdüğünü iddia ederek saldırdı. Civarda alkollü işletmeleri bulunan esnafların işletmelerinin “bodyguardları” sopalarla çok sayıda genci darp ederken özellikle oranın halka açık kamusal bir alan olduğunu dillendiren genci linç etmeye çalıştılar. Özel güvenliğin seyretmekle yetindiği kargaşaya yunus polis ekipleri müdahale etti. Gelen yunus ekipleri gençleri koruyacağına burada alkol tüketmenin rezalet ve günah olduğunu söyleyip istiyorlarsa karakola gidip esnaf hakkında şikâyetçi olmalarını tavsiye ettiler. Bunun karşısında kendilerine saldıranların gözaltına alınmasını isteyen gençler ayrıca orda bulunan sopaların da resmedileceği bir tutanak tutulmasını istediler. Polis, mağdurlara bunu bir daha isterlerse kendilerini gözaltına alacağını” söyledi.
POLİS GENCİ KELEPÇELEDİ, GÖRÜNTÜLERİ SİLDİ
“Olay sırasında birkaç arkadaşıyla birlikte orda bulunan, yaşananları görür görmez polisi arayan ve kendilerinin de alkol aldığını söyleyen A.S. polise, onları kendisinin aradığını ve tanık olarak gördüklerini anlatmak istediğini söyledi. Polise alanın turizme yönelik kamusal bir alan olduğunu, turizm mevzuatı kapsamında burayı, yıllardan beri insanların güzel zaman geçirmek için kullandığını söyleyen genç, eğer yasaksa neden daha önce bir sorun yaşanmadığını sordu. A.S. polise yasağın hangi kanun ve yönetmeliklere dayandığını söylemeleri gerektiğini ifade ederken, yaşanan olayda “günah-sevap'' gibi şeylerin bağlayıcı olmadığı ve kanunlarda böyle hükümlerin olmadığını dile getirdi. Polise bütün kamu kuruluşlarının, belediyenin ve halkın buranın herkese açık bir alan olduğunu bildiğini söyleyen A.S. aynı zamanda elindeki cep telefonu kamerasıyla olanları kaydetti. A.S.nin görüntü aldığını fark eden polis A.S.’yi kelepçeleyip yaka paça zorla polis otosuna sokarken, A.S.nin aldığı görüntüleri sildi. A.S. polis tarafından kelepçelenerek karakola götürülürken, karakolda kendisine 70 TL ceza kesilmesinin ardından serbest bırakıldı.
POLİSTEN “AHLAK DERSLERİ”
A.S. yaşadıklarını gazetecilere şu şekilde anlattı: ''Beni niye kelepçelediklerin sorduğumda özel hayata müdahale ettiğimi söylediler. Ayrıca görüntüleri niye aldığımı sordular. Nüfus cüzdanımda Van’lı olduğumu gören polisler Van'da sokakta böyle alkol alamayacağımı, üstelik alkol almanın bir Van’lıya yakışmadığını söylediler. Alkol almanın günah olduğunu söyleyen polislere, hukuka göre hareket etmeleri gerektiğini söyledim. Bunun karşısında polis ‘hukuku karakolda sana öğretiriz’ diye bana çok ağır küfürler savurarak beni tehdit etti. Polis otosunda Zaman gazetesi vardı ve ben onlara siz kanunlara göre değil Zaman gazetesinin fetvalarına göre hareket ediyorsunuz dedim. Bunun üzerine polis gazeteyi sakladı.''
A.S. yaşanan olayın turizmin başkenti olan Antalya’da, alkol kullanmanın Fethullah Gülen fetvalarına göre günah olduğunu dillendiren cemaatçi polis teşkilatının hangi zihniyete göre hareket ettiğini herkese kanıtladığını söyledi. Ne yazık ki, ülkemizi ziyarete gelen turistlere de benzer davranışlar gösterilmekte.
Gençlerin bu masumca eğlencelerine, Antalya polisinin İran Din Polisi edası ile davranması karşısında, vicdani yorumu size kalmış. O gençler bu tür kırıcı darbelerle hayata atılınca polise ne derece saygı duyar acaba? Polisimiz daha çağdaş bir kafa ile yetirttirilmesi, eğitilmesi gerekir sanıyorum.
Cevat KULAKSIZ