İçinizi Gösteren Gözlük

Çocukluğumuzun şehir efsanelerinden biri de “insanları çıplak gösteren gözlük” efsanesiydi.

Bir zamanlar dolandırıcıların işi olan bu efsane şimdilerde gerçeğe dönüşüyor.

Amerikalılar, son günlerde havaalanlarında kullanılmaya başlanan ve sayıları giderek artan yeni nesil tarayıcıları tartışıyor.

Bu tarayıcılar tüm vücudu üç boyutlu ve çıplak olarak gösterdiği ve az da olsa radyasyon yaydığı için tepki çekiyor.

Yolcular, önümüzdeki yıl havaalanlarında sayısı bini bulacak olan bu cihazların güvenlik bahanesiyle özel hayata müdahale olduğunu savunuyor.

ABD Ulaşım Güvenlik Kurumu, sıradan tarama cihazlarının daha önce olduğu gibi kimi zaman canlı bombaları bile atlayabildiğini söyleyerek uygulamayı sürdürürken, Obama, tepkileri haklı bulduğunu açıkladı. Cumhuriyetçi Parti üyesi bir senatör de yolcuların mahremiyetini korumayı amaçlayan bir yasa tasarısını kongreye sundu.

Güvenliği öne çıkartanlar, yeni cihazların alanlarda beklemeyi de azaltacağını aksi halde röntgenden geçenlerin elle kontrol edildiğini, bunun da bir anlamda yolcuları taciz anlamına geldiğini söylüyorlar.

***

Aslında bu tartışma bir yana, son yıllarda giderek gelişen teknolojiyle ve güvenlik saplantısıyla birlikte insanlar sürekli denetleniyor. Bir zamanlar çokça adı anılan “Big Brother” aslında gerçekleşmiş gibi görünüyor.

Bankalarda, alışveriş merkezlerinde, otellerde, işyerlerinde, sokaklarda, evlerde, istasyonlarda, alanlarda, ulaşım araçlarında kısacası akla gelecek her yerde kameralar insanları izliyor.

Gelişmiş kentlerde polis merkezlerindeki kameralar yakında en ücra sokakları bile ayrıntılı biçimde izleyip kaydediyor olacak.

Bu bir yandan gerçekten güvenlik açısından önemli bir gelişme sayılırken öte yandan kişisel mahremiyet açısından son derece tartışmalı bir durum yaratıyor.

Hiçbir suç işlemediğiniz halde bütün hayatınız gözetim altına girmiş oluyor.

***

Gelişmiş teknoloji hayatımıza girdikçe, bilgisayarlar, internetteki iletişim, cep telefonları aynı anda bütün hayatınızı kayıt altına alıyor.

Güvenlik birimlerinde hatta belli teknik kurumlarda, şirketlerde çalışanlar bile çok özel kişisel bilgilere ulaşabilir hale geliyor.

Geçmişte belki çok özel bir biçimde ve ancak belli insanlar için gizli istihbaratın yapabileceği çalışmalar artık son derece sıradan ve kolay bir biçimde yapılabiliyor.

Belki şimdiye kadar daha çok belli kişiler için belden aşağı vurmak amacıyla kullanılsa da aslında şirketler, kurumlar, gizli bilgiler, parasal ilişkiler boyutuyla düşünüldüğünde bu durumun çok daha ciddi sonuçları olduğu ve olacağı kuşkusuz.

Bu verilerin kötü niyetle kullanılması ya da dışarıdan başkaları tarafından çalınması (ki özellikle internet ortamında sıkça rastlanan bir durum) gelecekte mahremiyet ve kişisel hayatların dokunulmazlığı tartışmalarını arttıracak.


Kürşat BAŞAR