Aç kolunu iki yana, korkuluk ol!

-Vayyy Che’ye sen nasıl laf söylersin?
-Bir zamanlar sağcıydı, şimdi Ulusalcı mı olmuş, inanmam….
-O var ya o, bir zamanlar Fethullah için “hocaefendi” derdi, hakkında övgü dolu yazı bile yazmıştı..
-Birileri biraz isim yaptı diye şimdi rant peşine düşmüş…?
-Bırak onu, beş para etmez o, bilmem ne partisinin adamıdır….
-Onlar salon Atatürkçüsü, boş geçin, yaramaz…
-Sahte Atatürkçülerle yola çıkılmaz…

Bu tarzda söylemleri çevrenizde duymuyor musunuz? Eminim duyuyorsunuz? Ve kime inanacağınızı, kiminle yola devam edeceğinizi şaşırıyorsunuz, değil mi? Günümüz Türkiyesinde şüphe hastalığı inanılmaz boyutlara varmışken, bir de kendi aramızda parçalanıp bölünüyoruz.
Atatürk çizgisinde olduğunu iddia eden insanlar arasındaki birbirimizi yeme hastalığı ise daha da büyük… Ülkenin içinde bulunduğu durumu bıraktık, birbirimizi baltalar olduk. Eski defterleri karıştırmak kimin işine yarıyor? Bu mudur vatan için çalışmak, bu mudur halkla bir olmak?
O geçmişte şunu dedi, bu geçmişte şöyle yaptı diyerek gerçek mücadeleden sapmayalım. Bugünkü duruşlarıyla halka öncülük eden, aydınlatan yazar-çizerleri karalamak, bugün için ne kadar doğrudur? Her söylenen sözü, yapılan hareketi zamanına ve zeminine göre değerlendirmek gerekir. Yaklaşan tehlikeyi bazıları erken, bazıları geç görmüş olabilir. Önemli olan görmüş olmaları ve duruşlarını, söylemlerini o yönde farklılaştırmış olmalarıdır.Eğer bugün yollarında sapma olduğunu görürsek, tamam, bizde yerden yere vuralım. Ama şimdi asla zamanı değildir.

Diğer bir ayrıştırıcı konu ise ithal kimlikleri, ideolojileri ön plana çalışan söylemler…Bırakalım artık onun bunun ideolojisini de kendi gerçek ve sağlam ideolojimize sahip çıkalım. Atatürk ideolojimizi halka tam anlamıyla anlatabilmek için yola çıkalım.
Yurtdışından ithal ideolojilere ihtiyacımız olmadığını bilelim. Bizim tek ideolojimiz Kemalizm’dir… Bunu halka iyi anlatalım. Enerjimizi kurtuluş mücadelesine harcayalım.Farklı ülke önderlerinin düşüncelerinden, eylemlerinden faydalanılabilir ama ülkemize tamamen monte edilmeye çalışılması yanlışın en büyüğü…Her halk kendi toprağından,kendi geleneğinden liderini çıkartır, doğrusu da budur.
Atamızın ışığı tüm karanlıkları aydınlatacaktır. Bu yolda ilerleyelim…
Bizler tabiî ki biat kültürüyle yoğrulmuş insanlar değiliz, yeri geldiğinde birbirimizi eleştireceğiz ama bu eleştiriler yıkıcı değil yapıcı olacak. İlkelerimizden, doğrudan ayrılmamak düsturumuz olmalı ama bunun yanında aynı hedefe yürüyen insanları da kolay harcamamalıyız. Merak etmeyiniz, çıkılan bu uzun ve meşakkatli yolda çürük elmalar zaten kendiliğinden dökülecektir.
Zaman, birlik olma zamanıdır… Ülkenin bekaası, kurtuluşu için mücadele verene destek olma zamanıdır, açık arama zamanı değil!
Bu konuda en büyük iş aydınlarımıza, kitle örgütlerine ve partilere düşmektedir. Tek amacımızın ülkenin kurtuluşunda tek vücut mücadeleye başlamak olduğunu lütfen artık iyi görelim ve bu yönde birbirimize destek olalım…
Sözlerimi Rıfat Ilgaz’ın bir şiiri ile bağlamak isterim. Sanırım iyi bir örnek teşkil edecektir.
Saygılar

Betül SARIHAN
İLK KURŞUN
************************
AYDIN MISIN?
Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
Gidip gelen kara kuşlar havada
Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
Tabanında depremi kara güllelerin
Duymuyor musun

Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol

Tam çağı ise başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alın teri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol

RIFAT ILGAZ