Bahçeli: ''Gül'ün görev süresi 5 yıl''


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, anayasa
değişikliklerinin, mevkisi ve konumu ne olursa olsun herkes için bağlayıcı ve
kapsayıcı olduğu kuralından hareketle, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev
süresinin halen yürürlükte bulunan 5 yıllık zaman süresine göre hesap edilmesi ve
yorumlanması gerektiğini belirtti.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı görev süresiyle
ilgili yapılan siyasi ve hukuki yorum ve değerlendirmelerin son günlerin en
önemli gündem maddelerinden birisi haline geldiğini ifade etti.

Özellikle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresinin hangi hukuki
vasıtalarla belirleneceği ve kaç yıl olacağının ciddi bir sorun olarak
belirginlik kazandığını ifade eden Bahçeli, bununla birlikte, görüş ve
yaklaşımlardaki abartılı farklılığın Türkiye’yi yeni bir cepheleşmenin eşiğine
kadar getirdiğini savundu.

Bahçeli, şunları kaydetti:

"Her kafadan ses çıkmasıyla devletin en üst makamının tartışmaların
odağına yerleşmesi; bu yüksek görevin saygınlığı ve mehabeti açısından büyük bir
talihsizlik olmuştur. Öncelikle bütün dikkat ve ileri sürülen görüşler 11.
Cumhurbaşkanının görev süresinin ’5 yıl mı, yoksa 7 yıl mı olacağı’ noktasında
düğümlenmiş ve bu alanda yoğunlaşmıştır. Bu kapsamda fikir beyan eden çevreler,
siyasi fıtratlarına ve ideolojik meşreplerine göre pozisyon almışlar ve çözümün
tarafı olmaktansa anlaşmazlığın bir uzantısı olmayı tercih etmişlerdir.
Bilinmelidir ki, MHP, Cumhurbaşkanlığı görev süresi etrafında alevlenen kriz ve
kutuplaşma eğilimlerinden son derece rahatsızlık duymaktadır.

Görülmektedir ki, AKP hükümetinin ezbere, hazırlıksız ve karşılaştığı
dönemsel zorlukları aşma adına geçmişte yaptığı anayasa değişiklikleri,
Türkiye’yi yeni açmazlara ve çıkmazlara sürüklemektedir. Cumhurbaşkanlığı görev
süresinin yanı sıra, bu makama seçilecek kişinin aziz millet varlığı tarafından
belirlenecek olması bunlardan yalnızca ve en önemlilerinden birisi olarak
karşımızdadır.

Bugünkü sisli ve karmaşık ortamın başlangıcında, şüphesiz 2007
tarihindeki sancılı Cumhurbaşkanlığı seçimi bulunmaktadır. Başbakan Erdoğan’ın 24
Nisan 2007 tarihli Meclis Grup toplantısında Cumhurbaşkanı adayı olarak Sayın
Gül’ü ilan etmesi çetin, tehlikeli ve meşakkatlerle dolu bir dönemin kapısını
aralamıştır. 27 Nisan 2007 günü başlayan Cumhurbaşkanlığı seçim turlarının 367
bariyerine takılması ve toplantı yeter sayısının Anayasa Mahkemesine taşınarak
TBMM iradesinin baltalanması aziz milletimizin gözü önünde cereyan etmiş ve
bugünkü sıkıntıların altyapısını oluşturmuştur. Bu şartlar altında TBMM, 11.
Cumhurbaşkanını seçememiş ve AKP hükümeti de erken seçim kararı alarak konuyu
ileri bir tarihe bırakmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçimindeki bunalım gerekçe
oluşturmuş ve AKP 23. Dönem TBMM yapısını ve siyasi dağılımını beklemeden anayasa
değişikliği yoluna gitmiştir."

-"Her şey net ve belli"-

5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkındaki Kanun’un 31 Mayıs 2007’de kabul edilip, 16 Haziran 2007’de
Resmi Gazete’de halkoyuna sunulmak üzere yayımlandığını anımsatan Bahçeli,
arkasından 23. Dönem Meclis yapısı içinde temsil imkanı bulan MHP’nin, "millet
iradesinin gasp edilmesine itiraz ederek Cumhurbaşkanlığı seçimine katıldığını ve
367 kilidinin açılmasını sağladığını" hatırlattı.

Bahçeli, Abdullah Gül’ün 28 Ağustos 2007’de TBMM Genel Kurulu’nda
Cumhurbaşkanlığı görevine seçildiğini, aralarında Cumhurbaşkanlığı görev
süresinin 7 yıldan 5 yıla çekilmesini ve milletvekilliği süresinin 5 yıldan 4
yıla indirilmesini sağlayan anayasa değişikliklerinin de 21 Ekim 2007’deki
referandumla kabul edildiğini belirtti.

Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Elbette milletvekilliği süresinin 5 yıldan 4 yıla inmesi ve 22 Temmuz
2007 seçimlerinin buna dayanarak yapılması, Cumhurbaşkanlığı görev süresiyle
ilgili emsal niteliği taşımaktadır. Anayasanın 101. maddesindeki değişiklikle de
Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıl olarak belirlenmiş ve bir kimsenin en fazla
iki defa Cumhurbaşkanı seçilebileceği kayıt altına alınmıştır. Ne var ki, AKP
hükümetinin yattığı gaflet uykusu ve gösterdiği sorumsuzluk yüzünden anayasanın
102. maddesinde ifadesini bulan, ’Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usul ve
esaslar kanunla düzenlenir’ amir hükmünün gereği ve icabı bugüne kadar yerine
getirilmemiştir. Bu zorunluluk, aradan geçen dört yılı aşkın bir süredir
iktidarın aklına ve gündemine gelmediğinden uzlaşmazlıklara ve çatışan görüşlere
göz göre göre davetiye çıkarılmıştır. Esasen her şey net ve bellidir. Süreyle
ilgili saplantısı bulunmayan, hukukun çizgisinden ayrılmayan ve önyargılarına
teslim olmayan herkes Cumhurbaşkanlığı süresinin 5 yılla sınırlı olduğunu ve bu
göreve ikinci bir 5 yıl için de seçilme imkanı bulunduğunu teyit ve kabul
edeceklerdir."

-"Papatya falları..."-

Milletin Cumhurbaşkanlığı süresini 5 5 yıl olarak tayin ettiğini ve buna
da 21 Ekim 2007 tarihli referandumda onay verdiğini bildiren Bahçeli,
açıklamasında şu görüşlere ver verdi:

"Bu kadar berrak bir manzara ortada dururken; Cumhurbaşkanlığı görev
süresinin sulandırılmasının, seçimin hangi yılda yapılacağına dönük papatya
falları açılmasının doğru olmayacağı gibi ahlaki ve hukuki bir tarafı da
bulunmayacaktır. Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görev süresini 7 yıl olarak
değerlendirmesi, her şeyden önce hukuku ihlal anlamına geleceği gibi, bizatihi
değişiklik yaptıkları anayasa maddesine de aykırılık teşkil edecektir.

Altı kalın olarak çizilmesi gereken gerçek şudur: Cumhurbaşkanlığı
statüsü, gücünü ve kaynağını doğrudan anayasadan almakta ve bu itibarla görev ve
yetkileriyle birlikte, süresi de anayasaya dayanmaktadır. Kaldı ki hukuk
kurallarının zaman bakımından uygulanmasındaki bariz kural, yürürlüğe giren bir
kanun ya da anayasa hükmünün derhal uygulanmasını içermesidir. Şüphesiz kamu
hukuku dahilinde yapılan bir değişiklik, muhataplarını da anında etkileyecek ve
yeni bir durum ortaya çıkaracaktır. Cumhurbaşkanlığının görev, yetki ve süresi
kazanılmış haklar çerçevesinde ele alınamayacağı gibi, bu görevi icra eden
kişinin temel hakkı da sayılamayacaktır."

Bahçeli, kamu görevi ifa eden Cumhurbaşkanının yetki ve süresinde yapılan
değişikliklerin de hemen uygulanması, muhtemel boşluk ya da kuşkulara meydan
bırakılmaması gerektiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Anayasa değişikliklerinin, mevkisi ve konumu ne olursa olsun herkes
için bağlayıcı ve kapsayıcı olduğu kuralından hareketle, Sayın Gül’ün görev
süresi halen yürürlükte bulunan 5 yıllık zaman süresine göre hesap edilmeli ve
yorumlanmalıdır. Şayet bugünkü muğlak ve muamma haline gelen Cumhurbaşkanlığı
görev süresinin netleşmesi samimiyetle isteniyorsa TBMM, hemen harekete geçmeli
ve YSK’dan görüş alarak yürürlükteki anayasa çerçevesinde, halen görevde bulunan
11. Cumhurbaşkanını da bağlayacak şekilde bir düzenleme yapmalıdır."

-"Erdoğan’ın saklı ajandasının varlığı"-

Milletvekillerinin görev süresi 5 yıldan 4 yıla çekilmesi gecikmeksizin
nasıl uygulandıysa ve 12 Eylül referandumunda Cumhurbaşkanlığına verilen yeni
görevler anında nasıl yerine getirildiyse, süre konusunda da tutarlılık ve
hukukilik bakımından aynısının tatbik edilmesini isteyen Bahçeli, şunları
belirtti:

"Başbakan Erdoğan’ın bu gerçeklerin aksine, Cumhurbaşkanlığı görev
süresini 7 yıl olarak ilan eden tutumu, sorunlu olduğu kadar başka hesapları
içerisinden barındıran saklı bir ajandasının varlığına işaret etmektedir.
Başkanlık sistemine yönelik gizli gündemi bulunan bu zihniyetin, fırsat bulursa
Cumhurbaşkanlığı makamını anayasa değişiklikleriyle dönüştüreceği
anlaşılmaktadır. Başbakan Erdoğan’ın 7 yıl dayatmasının gerisinde, başkanlık
hevesini ve hedefini gerçekleştirme arayışı ve istediği fazlasıyla
belirleyicidir.

Madem Başbakan bu konuda ısrarlıdır; o halde kendisine konuyla ilgili
tavsiyemiz şu olacaktır: Her şeyden önce Cumhurbaşkanlığı görev süresini 5 5
olarak kabul etmesi gerekmektedir. Arkasından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü,
gelecek yıl süresi dolar dolmaz gücü yetiyorsa tekrar seçtirmesi ve toplam
Cumhurbaşkanlığı süresinin 7 yıla ulaşması halinde istifa ettirerek yerine
geçmesidir. Zira Başbakan Erdoğan’ın böylesi devir teslim törenleriyle ilgili
deneyimi bir hayli fazla olup mizacı da buna yatkındır.

Cumhurbaşkanlığı görev süresinin siyasi krize dönüşmemesi için Başbakan
Erdoğan ve hükümeti elini çabuk tutmalı ve hukuku beklentileri ve niyetleri
paralelinde tahrip etmemelidir.

İnanıyorum ki, Cumhurbaşkanlığını bireysel kaygı ve ikbal beklentilerinin
bir ara durağı olarak gören Başbakan ve arkadaşlarına aziz milletimiz aradıkları
imkanı asla vermeyecektir. Türk milleti geleceğine ipotek koyan, siyaseti esaret
altına alan AKP zihniyetinden eninde sonunda kurtularak demokrasinin önüne
koyulan taşları mutlaka temizleyecektir."

AA