Can Denizci yazdı:"Bataklığın Gülleri"


Yobazların kendi aralarında “Kör” lakabı ile nefretle andıkları zat-ı muhtrem, 80 yıl önceden bu günleri net bir şekilde görebilmiş, tüm olacakları yazdığı “Gençliğe Hitabe” içinde özet olarak anlatmıştır.
Bu erdem yoksunu kişiler, gıybet bataklığında kısık ve hırıltılı seslerle, bir ulusu düştüğü karanlık çukurdan kurtarması için Allah’ın özenerek yarattığı kulunu, “Kör, Selanikli, Sarı kafa, Piç, Dönme” gibi aşşağılayıcı sıfatlar ile ana dursunlar, bütün dünyanın önünde saygı ile eğildiği ulu önderi anlamamak için ya bakar kör, ya da nankör olmak yeterlidir.
Karanlıkta kalan “Işık evleri”nin kurucularının kabul etmekten korktukları gerçek ise, aziz naaşının Ankara’da ama varlığının tüm Türk halkının gönlünde yattığı, Atatürk’ün bu ülke için sönmeyecek en hakiki ışık kaynağı olduğudur.
“Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” sözleri, bataklık güllerini rahatsız etmiş olmalı ki; şimdi de zehirlerini O’nun kurduğu kurumlara zerk etmeye hazırlanıyorlar.
Sinema filmlerini beyin yıkama aracı olarak kullananlara çanak tutan, Kubilay filmini yasaklayıp Sait Nursi serilerini gişe rekortmeni ilan ederek yeniden tarih yazmaya kalkışan zihniyetin son hedefi, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu.
Atatürk’e hakaret eden Atilla Yayla’ya destek çıkan Prof. Dr. Necati Polat, cemaat üniversitesinde Risale-i Nur dersi veren Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç, “Öcalan’ı Paşa yapıp Bodruma yerleştirelim” diye saçmalayan Prof. Dr. Mümtazer Türköne, ya da dincilik suçlaması ile ordudan atılan Prof. Dr. İskender Pala’nın Atatürk görüşleri bu atamaların temel sebebi olabilir mi?
Hala göremiyor musunuz?
Siz bakarkör olmaya devam ettikçe, bu oyunların sonu gelmeyecek. Çünkü Cemaat’in nefsi asla doymak bilmez.

Can DENİZCİ
İLK KURŞUN