TBMM Genel Kurulu’nda, bedelli askerlik düzenlemelerini öngören yasa tasarısı görüşülürken bazı milletvekilleri Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a, “Bu konuda Genelkurmay’dan görüş aldınız mı” diye sormuş...
Bakan Bey bu soruya çok kızmış ve “Genelkurmay ‘Evet’ dese ne olacak, ‘Hayır’ dese ne olacak? Son söz milletvekiline ait değil midir, son söz TBMM’ye ait değil midir” demiş...
***
Tabii canım...
Basın özgürlüğü ile ilgili yasa yapılırken gazetecilere, gazeteci örgütlerine sormaya ne gerek var?
Gazeteciler ‘Evet’ dese ne olacak, ‘Hayır’ dese ne olacak?
***
Anayasa yapılırken hayatlarını anayasa hukukuna adayan hocalara sormaya ne gerek var?
Hukukçular ‘Evet’ dese ne olacak, ‘Hayır’ dese ne olacak?
***
Tıpta Tam Gün Yasası’nı çıkarırken Tabipler Birliği’ne, hastane yöneticilerine sormaya ne gerek var?
‘Evet’ deseler ne olacak, ‘Hayır’ deseler ne olacak?
***
Vergi yasalarını çıkarırken maliye uzmanlarına sormaya ne gerek var?
Maliyeciler ‘Evet’ dese ne olacak, ‘Hayır’ dese ne olacak?
***
Çalışma hayatını düzenlerken, kıdem tazminatını kaldırırken sendikacılara sormaya ne gerek var?
Sendikacılar ‘Evet’ dese ne olacak, ‘Hayır’ dese ne olacak?
***
Dış ticarete müdahale ederken ihracatçılara, ithalatçılara sormaya ne gerek var?
Onlar ‘Evet’ dese ne olacak, ‘Hayır’ dese ne olacak?
***
Milli eğitim sistemini dokuz yılda dokuz kez baştan aşağıya değiştirirken eğitim uzmanlarına sormaya ne gerek var?
Eğitimciler ‘Evet’ dese ne olacak, ‘Hayır’ dese ne olacak?
***
İmar Yasası‘nı yenilerken mimarlara, mühendislere...
Deniz Ticaret Yasası’nı denizcilere...
Kamu Personeli Yasası’nı memur örgütlerine...
Çevreyle ilgili düzenlemeleri çevrecilere...
Kadın haklarını kadınlara...
Engellileri kapsayan düzenlemeleri engellilere...
Azınlık haklarını azınlıklara...
AKM’nin kapatılmasını tiyatroculara, balecilere, operacılara...
“Ucube” ilan edilecek heykelleri heykeltıraşlara...
Güvenlikle ilgili önlemleri emniyetçilere...
Hayvan haklarını hayvanseverlere...
Organ naklini doktorlara sormaya ne gerek var?
Hem onlar ‘Evet’ dese ne olacak, ‘Hayır’ dese ne olacak?
***
“Son söz milletvekiline ait değil mi, son söz TBMM’ye ait değil mi?”
Tüm bu insanlar, TBMM’deki milletin vekillerinden daha mı iyi bilecekler bunları?
Milletvekilleri görüş sormaz... Çünkü herkesten daha çok görüş sahibidir!
Milletvekilleri bilgi almaz... Çünkü herkesten daha bilgilidir!
Milletvekilleri kimsenin uyarısını takmaz... Çünkü herkesin üstündedir!
Milletvekilleri kafasına estiği gibi yasa çıkarır... Çünkü herkesten daha kafalıdır!
***
İşte size “katılımcı” demokrasi...
Alın, ister katıla katıla gülün; isterseniz de katıla katıla ağlayın!
*****
KADER!
Başbakan Erdoğan’ın Marmara Tıp Fakültesi’ne bağlı Pendik Araştırma ve Eğitim Hastanesi’ndeki ameliyatını, Özel Amerikan Hastanesi’nden gelen ünlü cerrah Prof. Dr. Dursun Buğra yapmış...
Sıkı durun:
Prof. Dr. Buğra da bir “Tam Gün Yasası” mağduruymuş...
Bu yasa çıkınca, İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı‘ndaki görevinden emekli olmak zorunda kalmış!
Şimdi sadece “parası olan” hastalara bakabiliyormuş...
***
Tam Gün Yasası; Prof. Dr. Buğra gibi çok sayıda deneyimli hocayı üniversitelerden ayrılmak zorunda bıraktı.
Kadere bakın ki; Başbakan da kendisini, “çıkardığı yasa ile mağdur ettiği ehil bir el”e emanet etmek zorunda kaldı!
Tablo ortada:
Parası olmayan askerlik yapıyor, iktidarın üniversitelerden kaçırdığı uzman ellere ameliyat olamıyor...
Ne diyelim: Yaşasın sosyal devlet!
*****
Soru, Başbakan Erdoğan’ın ameliyatının Özel Amerikan Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Dursun Buğra tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatan Türk Tabipler Birliği’nden Sağlık Bakanı’na:
Özel hastane doktorlarının devlet ve üniversite hastanelerinde görev yapması, 26 Ağustos 2011 tarihinde değişen Tam Gün Yasası’na aykırı değil mi? Yoksa kanunun bu maddesi Başbakan için yürürlükten mi kaldırıldı?
*****
Yeter ki AKP’li olsun...
İzmir’in Urla ilçesindeki kentsel bölge nazım imar plan notunda değişiklik yapılarak bazı mülk sahiplerine haksız rant sağlandığı iddiasıyla yapılan inceleme sonucunda İçişleri Bakanlığı, aralarında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Buca Belediye Başkanı Ercan Tatı, Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ’ın da yer aldığı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 89 üyesi hakkında soruşturma izni vermiş...
Aman ne güzel!
Peki; aynı şey, İstanbul’da kaç bin kez yapıldı?
Daha dün yazdım; olası bir depremde “çadır alanı” olarak belirlenen arazilere, sonradan verilen imar izinleriyle “yandaş gazete binaları” bile konduruldu...
Peki; bu izinleri verenlerden kaçı hakkında soruşturma başlatıldı?
Bir soru daha:
CHP’li, MHP’li belediyeler söz konusu olunca soruşturma izni verme konusunda asla cimri davranmayan İçişleri Bakanı, acaba iki ayrı davadan toplam 6 yıl hapis cezası alan Kayseri’nin Felahiye İlçesi‘ne bağlı Büyükormanlı Beldesi‘nin AKP’li Belediye Başkanı Ali Temirci’yi neden hâlâ görevden almıyor?
Ve son soru:
Yürütmedeki bu çifte standart, “hükümet etme ciddiyeti” ile “demokrasinin eşitlik ilkesi”ne yakışıyor mu?
Mustafa Mutlu
Vatan