Adamına göre yasa


SEVGİLİ okuyucularım, AKP‘nin Meclisi öyle bir yasa çıkardı ki, evlere şenlik! Kime yaradığını, kimleri hapisten çıkarmak için hazırlandığını, hangi amaçla çıkarıldığını şimdi hep birlikte görüyoruz.

Geçmişte masum ve silahsız insanları, hatta devletin emniyet müdürlerini vahşice öldüren müebbet hapis cezalı katiller birkaç gün önce tahliye edildi. Şimdi hepsi aramızda!

Katil MHP binasında Devlet Bahçeli‘nin fotoğrafları önünde konuştu:

“Pişmanlık asla duymadım. O dönemin gereğini yaptık. Sayın başbakanımıza teşekkür borçluyum.”

Şu olanları lütfen dikkatle izleyiniz!

Şeriat örgütlerinin katilleri de cuma günü gizlice, hiç kimsenin haberi olmadan tahliye edildi.

Bazı KCK‘lılar da aynı yasa doğrultusunda serbest kaldı. Madem serbest bırakacaktınız, niye tutuklayıp içeri attınız?

O tahliyelerin niçin yapıldığını,

Balyoz ve Ergenekon sanıklarının niçin bırakılmadığını hiç kimse bilmiyor.

Bu bilmeceyi hukukçular çözemiyor, hiç kimse çözemiyor.

Adalet bu mu?

Hukuk bu durumlara mı düştü?

Evet, ne yazık ki bu durumlara düştü… Çünkü hukuk, iktidarın oyuncağı oldu.

Yargı iktidardan emir alır duruma sokuldu.

İktidar kimi isterse bırakılıyor, kimi istemezse hapiste kalıyor.

Şu tuhaf çelişkiye bir kez daha dikkatinizi çekmek isterim. KCK‘lılar bırakılırken, vatan için PKK ile vuruşan nice emekli ve muvazzaf subaylarımız halen hapis yatıyor.

Hepsi Silivri hapishanelerinde çürüyüp gidiyor.

Bu nasıl yasadır yaaa, anlayan varsa bize de anlatsın.

Bu yüzlerce tutuklu, Balyoz ve Ergenekon sanıkları hangi suçu işledi?

Belgeler nerede? Bilirkişi raporları nerede?

Bunların pek çoğu yaşını başını almış,

60 ‘la 80 yaş arasındaki yurtsever asker ve siviller. Pek çoğu, halen suçlarını bilmiyorlar. İnanın böyle, ülkemizde yargı eliyle sergilenen bir kara mizah!.. Ama bilmiyorlar.

Bazıları hasta, hemen hepsinin ciddi sağlık sorunları var.

Bundan bir süre önce, 17 Haziran günkü yazımda Silivri’de yatmakta olan bir emekli orgeneralimizin sağlık durumunu burada gündeme getirmiştim. Genelkurmay İkinci Başkanı ve 1. Ordu Komutanı, Balyoz tutuklusu Ergin Saygun.

Saygun çok hasta. Elinde bir sürü raporlar var. Bunları mahkeme heyetine veriyor.

Mahkeme bu raporları AKP’nin elindeki Adli Tıp Kurumu’na gönderiyor. Fakat gelin görün ki, oradan tık yok! Aynen Şener Eruygur olayında olduğu gibi.

Belli ki birileri onlara “Raporunuzu vermeyin, tutun, geciktirin ki bunlar tutuklu kalsın” diye emir veriyor.

Dün elime Saygun Paşa’nın bana yazdığı bir mektup ulaştı. Özellikle yayınlıyorum çünkü yukarıda sorduğum soruların bazı yanıtları o mektupta var:

“Sayın Emin Çölaşan, desteğiniz ve cömertçe paylaştığınız sevginiz için sonsuz teşekkürler. Bu sıkıntılı günlerimizde en büyük dayanağımız oldunuz. Sağ olun, var olun.

Sağlık problemlerim olduğunu biliyorsunuz. Ben yıllardır bu sorunlarla uğraşmaya alışmışım.

Hapishane şartlarında bazı özel tedbirler almak gerekiyor ama şu ana kadar ayaktayım.

Balyoz ve benzeri davaların sahte ve üretilmiş delillere dayandığı artık açık ve net olarak ortaya çıkmıştır. 23 tane bilirkişi raporu bunu doğruluyor ama dinleyen yok! Zaten davadaki tıkanma da bu yüzden.

Mahkeme heyetinin bu bilirkişi raporlarını dikkate almaması ve tanıklarımızı dinlememekte ısrar etmesi işleri bu duruma getirdi.

Her neyse, biz bu devleti, bayrağı ve Cumhuriyet’i korumak için gerektiğinde canımızı feda edeceğimize yemin etmiş kişileriz.

Emekli de olsak, hepimiz ettiğimiz bu yemine sadık kalacağız.

Zor günlerimizde esirgemediğiniz dostluğunuz ve ilginiz için ailem adına teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.

Ergin Saygun. İmza. Silivri Cezaevi L 5, F 6 Alt.”

Burada bir not düşmek isterim. Ben Ergin Saygun ’la hayatımda sadece bir kez karşılaştım. Ankara’da Arjantin Caddesi’ndeki Kafemiz ’de bir akşam oturuyorduk, o da bahçede torunuyla oynuyordu. Birbirimize hal hatır sorduk. Bütün ilişkimiz budur.

Bu tür mektuplar aldıkça ciğerim yanıyor çünkü onların suçsuz olduğunu, iktidarın direktifiyle tutuklandığını ve aynı direktifler doğrultusunda tahliye edilmediklerini biliyorum.

Katiller salınırken onlar tutuklu!

Herhalde onlar da katil olsa gerek!

Keşke olsalardı, şimdi çoktan tahliye edilmişlerdi.

Özellikle halen tutuklu olan muvazzaf subaylarla ilgili bir sorun var. Silivri mahkemeleri bunları tahliye etmiyor.

Oysa önümüzde 30 Ağustos Yüksek Askeri Şura toplantısı var. Terfiler burada görüşülecek…

Ve çeşitli davalardan tutuklu olan pırıl pırıl subaylarımız, haklarında verilmiş herhangi bir mahkûmiyet kararı olmadığı halde TSK’dan tasfiye edilecek.

TSK kadroları böylece, tümüyle olmasa bile büyük ölçüde Tayyip’in emir ve komutasına geçmiş olacak.

Öteki kamu kurumları tek tek nasıl zaptedildi ve ele geçirildiyse, aynı uygulama ordumuz üzerinde yapılıyor ve yapılacak.

Tutuklu komutanlarının ve öteki silah arkadaşlarının hatırını sormaktan bile çekinen Genelkurmay Başkanı Necdet Bey’in bu olanları içine nasıl sindirdiğini, ya da sindirip sindirmediğini bilemiyoruz.

O Tayyip’in memuru olduğu için bu işlere karışmıyor, ağzını açmıyor!

Bir ben eksiktim!

TAYYİP dün İzmit İsmet Paşa Stadı’nda partisinin il kongresini yaptı. Kendisinden aferin almak için hazırlıklar haftalar önce başladı, stadın çevresi temizlendi, çiçekler dikildi, yollar asfaltlandı.

Bindirilmiş kıtalar ayarlandı, kalabalıklar ücretsiz araçlarla stada getirildi, ücretsiz kumanyalar dağıtıldı.

(Burada bir parantez açıyor ve soruyorum: Tayyip yeni bir alışkanlık edindi ve partisinin il kongrelerini devletin stadyumlarında, kapalı spor salonlarında yapıyor.

Bunlar devletin mülkü olan yerlerdir ve hiç kimseye parasız verilmez.

AKP adına bu stadyum ve salonlara kira ödeniyor mu?

Bu sorulara yanıt gelip gelmeyeceğini merak ediyorum ve parantezi kapıyorum!)

Bu arada cep telefonuma cuma günü öğleden sonra “AK Körfez” imzalı bir mesaj geldi:

“14 Temmuz 2012 günü İzmit İsmet Paşa Stadı’nda

Başbakanımızın da katılacağı il kongremize katılmanız bizi onurlandıracaktır.

Mahalle muhtarlıklarından saat 15’te araçlar kalkacaktır.”

Mesaj aynen böyle…

O bindirilmiş şakşakçı kıtaların nasıl toplandığını görüyor musunuz! Sadece İzmit’te değil, her yerde parayı bastırıp aynı şeyi yapıyorlar.

İl kongresini onurlandırmam (!) ne yazık ki mümkün olmadı, ancak kendilerine eski usul telgraf çektim!

“Çok isterdim ama geç kalıp muhtarlık önünden kalkan araçları kaçırdığım için aranızda olamadım stop. Fevkalade üzgünüm stop. Size başarılar diler, Tayyip’in gözlerinden öperim stop. Çelenk gönderiyorum, kendisine veriniz stop.”