Köprüye tuvalet
İstanbul trafiği ile baş etme planı açıklandı ya.. Önlemlerden biri de; Fatih Sultan Mehmet köprüsünün iki girişine de tuvalet konulmasıydı..
Ne yalan söyleyeyim bayıldım..
Tuvaletler sayesinde mi başka sebeple mi bilmiyorum ama trafik düzene girdi.. 10 saatte gidilen yol eskisi gibi iki, üç saate indi..
Normali 45-50 dakikadır ama İstanbullular 50 dakikalık yeri 150 dakikada gitmeye alışıktır..
Belediye sonunda farkına vardı.. Ama iki tuvalet yetmez.. Yol boyunca en az iki tane daha lazım.. Bazen İkitelli’den bir dalıyorsun, köprüye varmak iki saat..
Tut tutabilirsen..
Hele kadınsan yandın.. Erkekler bi yolunu buluyor, arabayı kenara çekiyor, ağaç altı, tepe arkası falan..
Kadınlar çile çekiyordu..
Tuvalet kararı anlamlı oldu.. Çoğaltılması lazım, E-5 üzerine de kurulması lazım..
TEM’i kullananlar sıkışıyor da Boğaz köprüsünü kullananlar sıkışmıyor mu?
İhtiyaç molası şart!..
*
Yeri gelmişken belediyenin tedbirleri neden geç açıkladığı da belli oldu.. Eziyet çektirerek terbiye etmek içinmiş!.. Üçüncü köprü direnişini kırmak içinmiş!.. Üçüncü köprü yapılmazsa olacağı budur demek içinmiş!..
Nerden mi biliyorum..
Belediye Başkanı Topbaş; ‘üçüncü köprüye karşı çıkanlar şimdi ne diyecek’ açıklamasıyla trafik krizinin biraz da kasıtlı yapıldığını ima etti de.
*
Topbaş sözünün arasına arkeolojik kazılar nedeniyle Marmaray’ın dört yıl gecikmesini de sokuşturmuş.. Şikayet etmiş..
Çanak çömlek demiş mi bilmiyorum.. Taa Artvin’den konuşmuş.. Belediye Başkanı’nın böyle düşünmesi İstanbul için ne büyük talihsizlik.. O kazılardan İstanbul’un sekiz bin yıl önce var olduğu çıktı.. 8 bin yıllık kentte başkanlık ettiği için övüneceğine diyelim gerisini getirmeyelim..
İyi pazarlar..
Bitez’de Asmalımescit havası..
Meyhane demek iyi meze demektir.. Mezen iyi değilse içkili lokanta olursun, meyhane mertebesine yükselemezsin..
Meyhane denilince de hemen akla Yakup gelir, Refik gelir, Arslan gelir.. Aynı aile gelir..
Arslan’ın Asmalımescit’de mekanı vardı.. Dedesi Refik’in tam karşısında..
Beyoğlu Belediye Başkanı oraları dümdüz edince, sokakta masa bırakmayınca kapıya kilidi vurup Bodrum’a gelmiş..
Bitez’e..
Bu devirde meyhane gibi meyhane bulmak zor dedik, atladık, gittik..
Bahçe içinde ağaçlar altında şahane bi mekan yapmış.. Kaya otu, hardal otu, sirke otu, topik, patlıcan salata ile başladık..
Sonra muska böreği geldi.. Tavada değil, ızgarada..
Cumhuriyet’in efsane Yazı İşleri Müdürü merhum Çetin Özbayrak’ın buluşudur.. 30-35 yıl önce Yakup’a yaptırmıştı.. Acayip tuttu..
Klasik oldu..
Yaprak ciğer de öyle.. Bu sıcakta ciğer mi olur demeyin.. Bu bi başka.. Farkını şöyle anlatayım.. Ekipte ilk kez yiyenler vardı; bu ne ya dediler..
Gerisini söylemeyeyim.. Arslan’ı Asmalımescit’ten bilen biliyor.. Bilmeyenlere de şöyle söyleyeyim.. Birbirinden lezzetli 35 çeşit mezesi var!
Hardalı bile kendileri yapıyorlar desem yetmez mi..
*
Müzik diyeceksiniz.. Bahçe olur, ağaçlar altına oturulur müzik olmaz mı? Önümüzdeki hafta başlıyormuş; canlı.. Türkçe, Rumca.
Anadolu’da başladı, Haliç’e indi sıra Boğaz’da..
Santralistanbul’da yapılan Efes Pilsen’in sponsor olduğu müzik festivalinde bira satışı yasaklanmış..
Şaşırtıcı bi durum değil..
Ama 11 yıldır yapılıyor, Eyüp Belediyesi’nin şimdi aklına geldi denebilir ama doğru olmaz...
Çünkü; Hep aklındaydı da ortam anca hazırlandı..
Muhafazakar yaşam bicimi Anadolu’dan başlatıldı, Haliç’e indi..
Oradan Boğaz’a ulaşıp..
Ege’ye çıktı mı işlem tamamdır..
*
Müzik festivali de ne!.. Batı adeti.. Bu sene halk şikayet ediyor diye bira yasağı geldi seneye gürültü oluyor diye müzik yasağı da gelir..
Mesele içki meselesi değil, başka..
Referandumdaki yüzde 58’in evet oyunun ürünüdür bu..
Yetmez ama evet diyenlerin hediyesidir..
İki yıl oluyor.. İktidar yaşam tarzına karışmıyoruz diye bir söz söylüyor mu? Kimin yaşamına karıştık diye soruyor mu?
Peki ne diyor?
Bundan sonra böyle..
