Kaht-ı Rical, devlet adamı eksikliği ya da kıtlığı demektir ki Türkiye, AKP ile beraber bu süreci yaşıyor!
Malum, bütün dünyada devlet denilen organizasyonun temel kurumları, ordu-istihbarat- Dışişleri teşkilatı-iç emniyet örgütü ve genel bürokrasidir!
Bu kurumlar, her yerde damarlarda dolaşan kan misalidir ve devlet bunlarla vücut bulur!
Eğer bu kurumları zaafa uğratırsanız, o devleti yaşatamazsınız!
Gelin AKP iktidarı ile beraber olanları hatırlayalım:
Emniyet yani polis teşkilatı bugün F Tipi örgütün kontrolünde!
TSK, işbirlikçiler hariç, darbeci diye devlet yönetiminden dışlanmış durumda!
MİT, Abdülhamit’in jurnal örgütü misali, şahsa-özel bir kimliğe büründürüldü!
Halk çocuklarından oluşan Dışişleri Bakanlığı ise monşerler ithamı ile tamamen pasifize edildi!
Genel bürokraside ise açık bir imam hatipli işgali var!
Buna paralel olarak, Yasama’nın yönetime etkili olacak iktidar kanadını ise tek bir kişi yani Tayyip Erdoğan belirliyor!
Keza, Bakanları ve hatta Cumhurbaşkanı’nı bile seçen pardon atayan o!
Yargı, yapılan kadrolaşmalar ve Deniz Feneri olayı gibi baskılarla siyasete teslim olmuş durumda!
Keza, üniversiteler ve medyanın durumu ortada!
Yazılmayan kitaplar için bile hapis olduğundan entellektüeller de sinmiş vaziyette!
Söyleyin lütfen, böyle bir zemin ya da iklimde devlet adamı aklı olabilir mi?
Olmadığı için de Türkiye emperyalizmin kucağında bir o yana bir bu yana savruluyor!
Devlet adamı kadrosu olan bir siyasi iktidar bugünkü Suriye faciası ile sıcak bölünme tehdidi bu düzeyde yaşar mı?
Sorgulayın lütfen, dış politikayı monşerlerin (!) belirlediği 80-90 yılda Türkiye hiç bugünkü kadar zavallı oldu mu ve toprak kaybetti mi?
Oysa imam hatiplilerin yönettiği bugünkü Türkiye, herkesin paylaşıp aşağıladığı, her taraftan ateş altına aldığı, peşmerge reisi Barzani’nin bile himmetine ihtiyaç duyduğu, gelenin geçenin enseye tokat misali olduğu, kolpacı-kof bir kabadayı hüviyetindedir!
***
Hakkari kabusu ve ambulansla silah sevkiyatı!
Osman Pamukoğlu Paşa, Hakkari kaybedilme noktasındadır dedi ise orada durup düşünmek gerekiyor. Zira Pamukoğlu ekran şovmeni değil, Hakkari coğrafyasını karış karış bilen ve 90′lı yıllarda orayı yeniden vatan yapan gerçek bir kahramandır!
Şemdinli’de iki haftayı aşkın bir süredir yaşanan göğüs göğüse muharebeler ve PKK’nın eskisi gibi vur-kaç metodunu değil de vur-kal yolunu seçmesi bu beyanı doğrulamaktadır. Keza Başbakan’ın konu ile alakalı olarak zerre bir ayrıntıyı verememesi gelinen bu dehşet noktayı teyid ediyor1
Görüyorsunuz, 2002′de bitme noktasında olan PKK, AKP iktidarı sayesinde sadece uluslararası meşruiyet kazanmadı aynı zamanda vatan yapacağı toprağı fetih sürecindedir ki bu tablo, görmeyen gözlere duymayan kulaklara ithaf olunur!
Ve gelelim Suriye’ye ambulansla silah gönderilmesi hadisesine!
Bu iddia CHP’nin bölge milletvekili Mevlüt Dudu’ya aittir ve yöre halkının gözlemlerinin sonucudur!
AKP, Suriye gafletinde hangi noktadadır görüyorsunuz! İyi de bu AKP Hakkari nerede ise kaybedilir noktada iken neden hala Suriye için yırtınır ve PKK ile mücadele eden orduyu Suriye sınırına yığar!
Yok, bu durumu sadece gaflet ve dalaletle izah edemeyiz!
