Sıra Türkiye’ye mi geliyor?


Birinci konumuz terör. PKK Hakkâri’de bazı bölgelere sızdı. Köyleri ele geçirdi. Kontrol noktaları oluşturdu. Neredeyse 20 günden beri Şemdinli kırsalında mevzilenmiş durumda. Son olarak Geçimli Karakolu’nu bastı. 8 şehit 21 yaralı var. Cenazeler ülkenin değişik yerlerinde defnedilirken 3 askerin de memleketlerine izine giderken kaçırıldığı haberi geldi. Bu tablo karşısında Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın açıklaması kulaklarımızda çınlıyor: “Terörle mücadelede durum çok iyi! Şehitler veriyoruz ama 30 yıldan beri PKK’nın en çok kayıp verdiği dönemi yaşıyoruz.”
PKK Şemdinli’de adeta konuşlanmış durumda. Şemdinli’ye bağlı Aşağı, Yukarı ve Orta Yiğitler, Rüzgârlı, Güzelkaya, Zorgeçit, Moşe, Beyteran ve Tuva köyleri tamamen boşaltıldı. Can güvenliği, yol güvenliği sıfır. PKK köylerde cirit atıyor. 30 yıldan beri PKK ilk kez “bir bölgede üslenme taktiğini” uyguluyor. 20 günden beri konuşlandığı bölgeden çıkmıyor. Karakol basıyor, asker öldürüyor.

Bakanımız diyor ki; “Terörle mücadelede çok iyi durumdayız!”

Enver Paşa, Sarıkamış faciasında 90 bin askerimizi kaybedip İstanbul’a döndükten sonra Erkânı Harbiye Nezaretinde Mustafa Kemal Paşa ile karşılaşır. Mustafa Kemal Paşa, yoğun bir sansürün uygulandığı Sarıkamış cephesi ile ilgili “Paşam, cephede durum nedir?” diye sorar. Enver Paşa “çok iyi, her şey yolunda!” diye cevap verir.
Alman emperyalizminin menfaati uğruna girdikleri Sarıkamış Savaşı’nda 90 bin şehit ortada iken “her şey yolunda” diyenler daha sonra Osmanlıyı bölük pörçük parçalayan sonu hazırlayacaktı.

Bakan Yılmaz’ın “bunca facia” karşısında “her şey yolunda” diye açıklama yapması tarihin tekerrüründen başka bir şey değil.

İranlı genelkurmay başkanı Hasan Firuzabadi’nın “Suriye’den sonra sıra Türkiye’ye gelir” açıklamasına kızmak yerine şapkayı önümüze koyup düşünmek gerekir.

1. Türkiye’nin Suriye’nin isyancılarını desteklemesinden sonra PKK’ya destek verdiğini bu köşede daha önce yazdık. Irak zaten Kandil Dağı’nı PKK’nın emrine vermiş durumda. Ve İran. Emre Uslu şöyle yazıyor: “İran’ın sınır karakolu Jermi’de 60 ila 100 arasında PKK’lının barındığını bunu Türk birimlerinin tespit edip İran’a bildirdiklerini ama İran’ın tüm kış boyunca inkâr ettiğini biliyoruz. İran’ın sınır karakolu içinde barınan o PKK’lıların İran sınırını geçip Şemdinli’ye saldırı hazırlığı yaparken çatışmaların çıkması not edilmesi gereken bir durum olarak değerlendiriliyor.”

Yani Suriye’den sonra İran da PKK’ya destek vermeye başladı. Türkiye sadece Irak sınırından sızan PKK’lara karşı savaş vermek durumda iken şimdi Suriye ve İran sınırı da tehdit hattı oldu.

Ankara karşı karşıya olduğu “cephenin büyüklüğünden ve tehlikenin boyutundan habersiz” çelik çomak oynuyor. Bu tablo karşısında “terörle mücadelede çok iyi durumdayız” diyen bir bakanın aklına şaşmak gerek.

2. Suriye’de rejim yıkılır- yıkılmaz, Esad gider-gitmez ayrı konu. Ama Esad gitsin veya gitmesin Suriye ve İran toprakları bundan sonra PKK’nın barınma ve sızma noktası oldu. Bu durumda terörle mücadelede “30 yıl öncesinde döndük” demektir. Buna rağmen var gücümüzle Suriye’yi yıkmak için uğraşıyoruz. İsrail askerleri Suriye sınırında saldırı için bekliyor. Türk askeri keza Suriye sınırında saldırı için bekliyor. İsrail’le aynı konuda gizli bir mutabakatla iki farklı cepheden Suriye’ye girmek için saldırı emri bekliyoruz.

Ama ne hazin “Şemdinli’ye halen giremiyoruz! Bütün kesafetimizi Amerika’nın emri ile İsrail’in Ortadoğu’da güvenliğini sağlamaya harcadığımız için “kendi güvenliğimizi” mahvettik.

Acı son yavaş yavaş geliyor.

3. Ve olimpiyatlardan bir haber. Bu yazıyı yazarken Türkiye hala nal topluyordu. Sadece 1 bronz madalya aldık ve sonuncu sıradayız. Sonunculuğu (61. sırayı!) paylaştığımız iki ülke daha var. Katar ve Suudi Arabistan. Bu iki ülkenin de 1 bronzu var. Malumunuz Katar ve Suudi Arabistan’la Suriye’yi bölme konusunda Amerika’nın kullandığı sadık müttefikleriz.

Kaderin şu garip cilvesine bakın. Başbakan Erdoğan’ın “büyük zafer nutuklarıyla” Londra’ya giden olimpiyat kafilemiz Suud’un ve Katar’ın Araplarıyla aynı sırada ve sonuncu.

Uşakların sırası belli.

Her işte bir ilahi hikmet arayanlara duyurulur.