Kase-i fağfur


Şair Âli Efendi o meşhur beytinde şöyle diyor:
'Neşve tahsil ettiğin sagar da senden gamlıdır
Bir dokun bin ah işit kase-i fağfurdan'
Sagar, büyük şarap kadehidir. Şarap, Osmanlı dedelerimiz tarafından kase-i fağfur denilen zarif porselen kaselerden içiliyordu.
Şair diyor ki: Ey rind! Neşe aradığın o kadeh aslında senden daha dertlidir. Bir dokun bin ah işitirsin o zarif kaseden.
Not: Bu ince porselenlere dokunulduğunda bir ses çıkardığını da unutmayın...
***
Şu güzelim Türkiye de bir kase-i fağfur... Zarif ve kırılgan... Güzelliğine aldanıp da onu gamsız sanmayın.
Ülkenin Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin güney sınırlarının da içinde bulunduğu devlet sınırları için diyor ki:
'Ortadoğu'da sınırlar yanlış örülmüş duvara benziyor. Bir taşı çekseniz tüm duvar çöküyor. Bölge doğal sınırlarına kavuşmalı.'
Yani; bu ülkenin bakanı; bu ülkenin sınırının yıkılacağını ima ediyor da kimse ona, 'Dur bakalım arkadaş; biz bu sınırları çizmek için ne zahmetler çektik, nice şehitler verdik. Sen kimin bakanısın?' diyemiyor.
İşin ilginç yanı şu ki PKK'lılar da Ortadoğu sınırlarını kabul etmiyor; o sınırları yıkmak için uğraşıyor. Kase-i fağfur diyor ki:
'Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.'
***
Başbakan Erdoğan; 'Türkiye, terörle mücadelede dünden çok daha ötelerde.Terör karşısında kararlı bir siyasi iradeye sahibiz.' demiş.
Doğru söze ne denir?
AKP'nin ilk kez iktidara geldiği 2002 yılında toplam şehit sayımız 10 iken geçen sene bu sayı 162 olmuştu. Bu sene 7 ayda da vardığımız rakam 148.
Sayın Erdoğan; 'Savunma Sanayii'ne yaptığımız yatırımların sonuçlarını alıyoruz.' derken herhalde bu başarıdan söz ediyordu.
***
Görüyorsunuz:
Türkiye; Suriye'yi düzelteyim derken kendisini berbet ediyor.
Bunu yazdığınız zaman da, 'Ne yani, Esat zulmüne destek mi veriyorsun? Sen mezhepçi misin?' türünden suçlamalarla karşı karşıya bırakılıyorsun.
'Kendi gözündeki merteği görmez de elin gözünde çöp arar.'
***
Kase-i fağfurdan yine bir ses geliyor:
-Genelkurmay Başkanı terör suçlusu ise onun amiri ne olur? Niçün bu sorunun cevabını aramıyorsunuz?
***
Onlar Mars'a gidiyor da biz Hakkari'ye gidemiyoruz.
***
Bizim medyanın hal-i pürmelali: Herkes Başbakan Erdoğan'ı sevecek.
'Başkasını seversen bilki yaşatmam seni.!'
***
TBMM neye mi yarar?
Orada gitsin CHP oyun oynayıp eğlensin...
Çünkü:
'Egemenlik milletin değil Başbakan Erdoğan'ındır.

KADEM-İ MÜBAREK
Bastı uğurlu kademini küffarın kalbi Londra'ya...
Bu sayede kavuştuk dizi dizi madalyalara...
***
'2012 olmadı ise 2020'de tüm madalyaları biz toplarız.'
Nasıl mı?
Çin'e madalyaların sahtesini sipariş ederiz; onlar tıpkısını yaparlar; biz de herkese birer tane takarız.
Yüzmeden sırıkla yüksek atlamaya kadar ne kadar dal var ise değil bir, birkaç tane birincilik madalyası veririz.
Hele hele bu kadem-i mübarek ile kazanamayacağımız hiçbir yarış olmaz.
***
Bir tarafta şehit cenazesi... Analar saçlarını yoluyor.
Bir tarafta iftardan sonraki ramazan eğlencesi... Kızlar sahnede kıvırıyor.
Sodom ve Gomore mi?
Osmanlı'nın son günleri mi?
***
Tanrım bu milletin gözündeki, kulağındaki, kalbindeki mührü kaldır.
Kaldır ki neler olup bittiğini anlayabilsin...