Mağdur!


Birbirine güven duymuyorlar.

Birbirlerine liderlik düzeyine erişen insanlara yakışmayacak, ağza alınmayacak sözcüklerle küfrediyorlar.

Namert, hain, yalancı, satıcı, cahil ve

kolpacı... Lider olacak akla mantığa sahip olmayan, demokrasi kültüründen yoksul diyen, karşılıklı iltifatları ağızlarından düşürmeyenlerden bir araya gelmelerini, terörü önleyecek çareler üretmelerini bekliyor kamuoyu.

Bu beklenti, yağmur almayan tarladan bereketli ürün beklemek gibi bir şey...

Suçluyu sorumluyu ara ki bulasın.

Arada sırada kamuoyuna bir umut şırınga ediliyor.

Bakmayın, dert etmeyin bir araya gelmeyişlerine diyorlar.

Bir gün bakarsınız hop. Başka demokrasilerde böylesi görülmemiş bir olay gerçekleşiverir.

Ağza alınmayacak sözcüklerle birbirine saldıran liderler, karşılıklı küfürleri sindirmişler; bir araya gelmişler, teröre çözüm türküleri söylüyorlar.

O zaman terör sorununa çareler aramayanların yüzlerce şehidin sorumluluğu bir yana bırakılır.

***

Tıpkı bugünlerde olduğu gibi...

Darbeleri hazırlayan nedenlerin araştırmalara konu edilmemesi, darbeye neden olan olaylardan söz edilmemesi, bugün kimilerinin sütten çıkmış ak kaşık muamelesi görmeleri gibi...

Örneğin eski Başbakan Tansu Çiller. 28 Şubat müdahalesinin “mağduru” sıfatıyla savcılığa ifade verdi.

Kurucusu olduğu Refah Partisi’nin ve hükümetinin laik devlet karşıtı faaliyetleri bugün hiç ama hiç hesaba katılmadan, demokrasi kahramanı mertebesine yükseltilen, oysa 28 Şubat’ı çağrıştıran Necmettin Erbakan gibi...

...ortağı Tansu Çiller de 28 Şubat’ın “mağduru” sıfatına layık görüldü.

Fakat Çiller’in Erbakan’ın başbakanlığındaki RP+DYP koalisyonuna koşarak gitmesindeki nedenlerden söz edene rastlanmıyor.

Çiller birden nasıl menkul ve gayrimenkul zengini olduğunu, Amerika’daki dev yatırımları, buradaki çiftlikleri, olağanüstü parasal zenginliği nasıl elde ettiğini ispat edemedi.

Ha o paralar, mallar, mülkler mi? Anacığının yastık altında yıllarca sakladığı ufacık tefecik paracıkların zaman içinde faizle yüksele yüksele milyarlara eriştiğini açıkladığı günlerdi...

...Erbakan’ın Refah Partisi Meclis’e Çiller’in malvarlığını araştırmayı, soruşturmayı içeren bir önerge vereceğini duyurduğu gün; Çiller, memleketi hükümetsiz bırakmamayı öngören büyük bir fedakârlıkla RP’nin ortağı oluverdi.

Yalnız RP’ye değil, tartışmalı malvarlığının kaynağını Meclis’e taşıyacağını açıklaması üzerine ANAP lideri Mesut Yılmaz’la birlikte hükümet olmaya partisini sürükleyen de Çiller’di.

Yok hayır!

Boşver geçmişte yaşanan gerçekleri:

Bugün Erbakan 28 Şubat demokrasi kahramanı, Çiller mağduru!

***

Tarihi bir gerçek. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, kendinden sonra DYP’ye genel başkan seçilen Çiller’e hükümeti kurma görevi verdiği gün: “Tartışmalı servetinin başını ağrıtacağını” söyledi. Uyardı!

Başbakanken de RP ile koalisyon kurduğu günlerde de Çiller’i sürekli uyaran Demirel, nihayet bir gün, Çiller’in yüzüne, “Seni şu pencereden atmak geliyor içimden” dedi. Acaba neden?

Şayet o günleri aydınlığa kavuşturmak amaçlanıyorsa, ilgilisine bilgilisine Cumhurbaşkanı Demirel’in 28 Şubat öncesi Başbakan Erbakan’a neden 4 uyarı mektubu yazdığı ve içeriği sorulmuyor?

İşine gelmeyeni anımsamıyor Çiller.

Gitmiş Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya, müdahaleden vazgeçmelerini istemiş. Tabii açıklamalarında Karadayı’dan aldığı yanıt yok!

28 Şubat’ı önlemek için Genelkurmay Başkanı ve komutanları derhal emekliye sevk etmelerini Başbakan Erbakan’a dayatmış ama ne çare, Erbakan, Demirel tezkereyi imzalamaz deyince bu girişimi de yatmış!

Darbe dediği 28 Şubat’ı önlemek için müthiş, çok ama çoook çaba harcamış!

***

Zamanında tartışmalı servetinden kaynaklanan kişisel sakıncalarını siyasal yaşama yansıtan ve ne ki 28 Şubat’a yönelişi etkilemesindeki davranışları üzerinde durulmayan Çiller...

…28 Şubat mağduru ha!

Buyurun tarihsel gerçeklerin cenaze namazına!