Milleti böyle kazıklıyorlar!


Te­fe­ci­le­re eli­ni ve­re­nin ko­lu­nu ala­ma­ya­ca­ğı­nı bi­li­yor ve uya­rı­yor­duk.
Her fır­sat­ta “Sa­kın te­fe­ci­ler­le iş yap­ma­yın, yok­sa ha­ya­tı­nız sö­ner!”di­yor­duk.
Ama ba­zı ban­ka­la­rın tü­ke­ti­ci kre­di­si kul­lan­mak is­te­yen­le­re “yo­lu­na­cak ka­z” gö­züy­le bak­tık­la­rı­nı, doğ­ru­su bil­mi­yor­duk. Ufak te­fek ka­zık at­ma­lar­dan ha­ber­dar­dık ama, kaz yol­ma­nın böy­le­si­ne bo­yut­la­ra ula­şa­ca­ğı­nı hiç tah­min et­mi­yor­duk.
Ha­zi­ne Müs­te­şar­lı­ğı­’na, Ban­ka­cı­lık Dü­zen­le­me ve De­net­le­me Ku­ru­lu­’na (BDDK) ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­’nın tü­ke­ti­ci hak­la­rıy­la il­gi­li bi­rim­le­ri­ne ve di­ğer yet­ki­li­le­re ya­pı­lan bir ih­bar­dan öğ­ren­dik ki, ba­zı ban­ka­lar ka­zı yol­ma­yı bir ya­na bı­ra­kın, tü­ke­ti­ci­le­ri ade­ta sö­ğüş­lü­yor­lar­mış!
Hem de ne sö­ğüş­le­me!
* * *
Na­sıl mı?
Bu ih­ba­rı ya­pan ban­ka ça­lı­şa­nı­na ku­lak ve­re­lim ve acı­ma­sız ka­zık­la­ma yön­tem­le­ri­ni hep bir­lik­te öğ­re­ne­lim:
“U­ğur Bey,
9 yıl sü­rey­le ça­lış­tı­ğım ban­ka­nın, yak­la­şık 4 mil­yon müş­te­ri­si var. Üzü­le­rek söy­lü­yo­rum sis­tem ta­ma­men müş­te­ri­le­ri ka­zık­la­mak üze­ri­ne ku­rul­muş. Ör­ne­ğin bir ki­şi tü­ke­ti­ci kre­di­si kul­la­nır­ken, mas­ra­fı şi­şi­re­bil­mek ama­cıy­la ken­di­si­ne ha­ber ve­ril­me­den ve rı­za­sı alın­ma­dan çe­şit­li si­gor­ta­lar ya­pı­lı­yor. İş­lem­ler olur­ken laf ka­la­ba­lı­ğı­na ge­ti­ri­li­yor ve müş­te­ri­nin far­kı­na var­ma­ma­sı sağ­la­nı­yor. Bun­lar iş­şiz­lik si­gor­ta­sı, ko­nut eş­ya pla­nı si­gor­ta­sı, kre­di­li mev­du­at he­sa­bı si­gor­ta­sı, kre­di kar­tı ko­ru­ma si­gor­ta­sı vs. gi­bi ka­lem­ler­den olu­şu­yor. Böy­le­ce müş­te­ri­den ör­ne­ğin 300 li­ra ke­sil­me­si ge­re­kir­ken, 500 li­ra ke­si­li­yor! Ara­da­ki fark, si­gor­ta şir­ke­ti­nin kâr ha­ne­si­ne ya­zı­lı­yor. As­lın­da bu si­gor­ta­la­rı ya­pan, za­ten ban­ka­nın ken­di şir­ke­ti. Ya­ni pa­ra bir ye­re git­mi­yor, ban­ka­da ka­lı­yor. Bu mas­raf­lar (si­gor­ta­lar) kar­şı­lı­ğın­da si­gor­ta şir­ke­ti şu­be­ye yüz­de 40 ko­mis­yon ve­ri­yor. Böy­le­ce şu­be­nin ay­lık ko­mis­yon ge­li­ri 10 bin li­ra­yı bu­lu­yor. Ban­ka­nın 500’den faz­la şu­be­si ol­du­ğu­na gö­re, ha­va­dan ge­len yıl­lık ka­zan­cı va­rın siz he­sap­la­yın!”

Du­run da­ha bit­me­di.
Dev­le­tin res­mi ku­rum­la­rı­na elin­de­ki bel­ge­le­ri de ek­le­ye­rek ih­bar­da bu­lu­nan ban­ka gö­rev­li­si­nin an­lat­tık­la­rı, “Bu ka­da­rı da ol­maz, pes doğ­ru­su!” de­dir­ti­yor.
Oku­ma­ya de­vam edi­yo­ruz:
“Si­gor­ta şir­ke­ti­ne ka­zan­dı­rı­lan pa­ra­dan ça­lı­şan­lar da, at­tık­la­rı ka­zık ora­nın­da ko­mis­yon alı­yor­lar! Bu oran yüz­de 10’u bu­lu­yor. Hat­ta öy­le gün­ler ya­şa­nı­yor ki, şu­be­de­ki ar­ka­daş­lar ‘Ben bu­gün müş­te­ri­ye şu ka­dar ka­zık at­tım!’ di­ye­rek ya­rış ya­pı­yor­lar. Ba­şa­rı­la­rı­nı se­vinç na­ra­la­rı ata­rak, ‘çak ba­ka­lı­m’ di­ye­rek kut­la­yan­lar bi­le var! Prim­ler ay so­nun­da ma­aş­lar yat­tı­ğın­da pay­la­şı­lı­yor. Bal­lı pa­ra ola­rak gö­rü­len bu ka­zan­cın pe­şin­den ko­şan şu­be ça­lı­şan­la­rı­na ay­lık ko­ta­lar ve­ri­li­yor. Si­gor­ta şir­ke­ti ‘20 bin li­ra sa­tar­san se­ni Ri­o de Ja­ne­iro’­ya, 15 bin li­ra sa­tar­san Mos­ko­va­’ya, 10 bin li­ra sa­tar­san Dub­rov­ni­k’­e gön­de­re­ce­ğim!’ di­ye­rek, in­san­la­rı ya­rış­tı­rı­yor ve gön­de­ri­yor da… Ör­ne­ğin bir­kaç ay ön­ce bir grup Mos­ko­va­’ya ta­ti­le git­ti. Geç­miş­te Du­ba­i’­ye gi­dil­miş. Ne gü­zel de­ğil mi? Bu ca­zip he­def­ler­le gö­zü ka­ma­şan gö­rev­li­ler, da­ha faz­la sa­tış için ya­rış­ma­sın­lar da ne yap­sın­lar?”
Ban­ka­da dö­nen ka­zık çar­kı­nı tüm ay­rın­tı­la­rıy­la an­la­tan ki­şi, her­ke­sin bil­me­si ge­re­ken bir ger­çe­ğe de dik­kat çe­ki­yor. Oku­yo­ruz:
“Si­gor­ta ne için ya­pı­lır? Bir ris­ki kar­şı­la­mak için de­ğil mi. An­cak bu iş­lem­ler­de risk ger­çek­leş­se bi­le (ör­ne­ğin iş­siz­lik si­gor­ta­sın­da) tü­ke­ti­ci si­gor­ta­lı ol­du­ğu­nu bil­me­di­ğin­den, hak et­ti­ği taz­mi­na­tı ta­lep et­mi­yor. Çün­kü böy­le bir hak­tan ha­ber­dar de­ğil. Böy­le­ce si­gor­ta şir­ke­ti­nin ka­sa­sı­na gi­ren pa­ra da hiç çık­ma­dı­ğın­dan, mu­az­zam kâr­lar el­de edi­li­yor. Za­ten amaç da bu: Si­gor­ta şir­ke­ti­nin ma­li ya­pı­sı­nı güç­len­di­rip ya­ban­cı­la­ra sa­ta­bil­mek!”
Sev­gi­li okur­la­rım,
Ha­zi­ne Müs­te­şar­lı­ğı, tüm ban­ka­la­ra gön­der­di­ği bir teb­liğ ile bu iş­lem­le­ri ya­sak­la­mış. Söz ko­nu­su teb­liğ­de, ba­zı ban­ka­la­rın müş­te­ri­le­re bil­gi ver­me­den ve onay­la­rı­nı al­ma­dan kre­di kar­tı, mev­du­at ve kre­di­li mev­du­at he­sa­bı gi­bi araç­la­rı kul­la­na­rak, si­gor­ta pri­mi tah­sil et­ti­ği­nin göz­lem­len­di­ği bil­di­ril­miş. Sek­tö­re du­yu­lan gü­ve­nin sar­sıl­ma­sı­nın ön­len­me­si ama­cıy­la, bu ko­nu­lar­da ge­rek­li ted­bir­le­ri al­ma­yan ve va­tan­daş­la­rın mağ­du­ri­ye­ti­ne se­bep olan ban­ka­la­rın en te­pe­de­ki ki­şi­le­rin­den baş­la­na­rak tüm yet­ki­li­le­rin so­rum­lu tu­tu­la­ca­ğı vur­gu­lan­mış. So­rum­lu­lar hak­kın­da Cum­hu­ri­yet Sav­cı­lık­la­rı­na suç du­yu­ru­sun­da bu­lu­nu­la­ca­ğı ifa­de edil­miş.
Ama din­le­yen kim?
Ka­zık çar­kı, ki­ta­bı­na uy­du­ru­la­rak bu­gü­ne ka­dar dön­dü­rül­müş.
* * *
An­cak bu kez du­rum fark­lı.
Ba­na ula­şan bil­gi­le­re gö­re BDDK ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı yet­ki­li­le­ri, son ih­ba­rın üze­ri­ne bü­yük ti­tiz­lik­le gi­di­yor ve so­ruş­tur­ma bom­ba­sı­nın ya­kın­da pat­la­ya­ca­ğı öne sü­rü­lü­yor. Bun­lar ya­pı­lır­ken tü­ke­ti­ci­ler bi­linç­li dav­ran­ma­lı ve ke­si­len pa­ra­la­rı sor­gu­la­ma­lı.
Kre­di kul­lan­mak du­ru­mun­da ka­lan tü­ke­ti­ci­ye “yo­lu­na­cak ka­z” gö­züy­le ba­kan zih­ni­ye­te bi­ri­le­ri­nin ar­tık “du­r” de­me­le­ri ge­re­ki­yor.
Zi­ra önü­ne ge­le­nin yol­du­ğu kaz­da
tüy kal­ma­dı­ğı gi­bi, ya­kın­da can da kal­ma­ya­cak!


Uğur Dündar