Turgut Özal, Cumhurbaşkanı seçilirken, Yıldırım Akbulut da Başbakan olmuştu. Kalabalık bir heyetle Irak’a gitti. Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, Türkiye’yi aşağılayan ifadelerle, “Türkiye, ABD ve NATO’ya güvenmesin” dedi. Akbulut, “Biz öyle NATO’nun veya Amerika’nın desteğiyle savunmasını yapan bir ülke değiliz. Bizim yediden yetmişe asker ruhumuz var. Kendi savunmamızı yaparız. Bizim asker ruhumuzu en iyi bilenlerden olmalısınız” karşılığını verdi.
Akbulut’tan o günleri dinliyorum. Saddam’ın Türkiye’ye ciddi bir müdahalesi, taarruzu olmadığı sürece, fiili bir müdahalede bulunulmaması yönünde hükümetin karar verdiğini belirtiyor, bakanlara “Bazen füzeler de hedef şaşırıyor. Böyle tek bir füze atışı bizi tahrik etmemelidir. Bu yoğun bir şekilde tam saldırı mahiyetindeyse elbette buna müdahale edilecek, saldırı defedilecek ve gerekirse belki daha ileri safhalara da gidilecek” diyordu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş sert bir komutandı. Başbakan, Güreş’in bu tutumunu bildiği için Irak’ın bazı ülkelere attığı füzelerden Türkiye’ye de atması halinde, Güreş’in hiç tereddüt etmeden karşılık vereceğinden emindi. O gün, Doğan Paşa’yla birlikte kahvelerini içerlerken, “Paşam, olur ya hani…” diye söze başladı. Akbulut, şöyle devam etti:
“Olur ya, sınırımıza hedefini şaşırmış bir füze düşerse, biz bunu tahrik olarak almayacağız. Biz bunun üzerinde durmayacağız. Ama ciddi bir hareket halinde elbette gereği yerine getirilecek. Bir kaza ise bunu bahane edip hemen öyle sınırdan içeri girelim fikrimiz katiyen olmayacak.”
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş sert bir komutandı. Başbakan, Güreş’in bu tutumunu bildiği için Irak’ın bazı ülkelere attığı füzelerden Türkiye’ye de atması halinde, Güreş’in hiç tereddüt etmeden karşılık vereceğinden emindi. O gün, Doğan Paşa’yla birlikte kahvelerini içerlerken, “Paşam, olur ya hani…” diye söze başladı. Akbulut, şöyle devam etti:
“Olur ya, sınırımıza hedefini şaşırmış bir füze düşerse, biz bunu tahrik olarak almayacağız. Biz bunun üzerinde durmayacağız. Ama ciddi bir hareket halinde elbette gereği yerine getirilecek. Bir kaza ise bunu bahane edip hemen öyle sınırdan içeri girelim fikrimiz katiyen olmayacak.”
İşte, bu politikanın eseridir
Suriye’den kim tarafından, ne amaçla atıldığı bile tam olarak belirlenmeyen top atışı sonucu 5 vatandaşımız hayatını kaybetti. Suriye, kendi iç sorunlarıyla uğraşırken Türkiye’yle savaşacak hali yok. O yüzden, Suriye’nin Türkiye’ye yaptığı öne sürülen top atışını soğukkanlılıkla değerlendirmek gerekiyor.
Türkiye başından itibaren Suriye’ye karşı dengeli bir politika izlemiş olsaydı, 5 vatandaşımızın ölümü belki de “kaza” olarak değerlendirilecek, özür dilenecek, tazminat ödenecekti. Bunlar diplomasinin de kurallarıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan, daha bir yıl öncesine kadar yakın dost olduğu Suriye Devlet Başkanı Esad’ın, yönetimden gitmesi için her şeyi yapıyor. Esad muhaliflerine her türlü destek verildiği biliniyor. Yabancı basında, Türkiye’nin, Esad muhaliflerine silah desteğinde bulunduğu, bunların bazılarının Türkiye’de eğitildiği iddiaları da gündemden düşmüyor. Suriyeli muhaliflere Türkiye o kadar angaje oldu ki, bütün dünya ülkemizi Suriye karşısında “taraf” olarak görüyor.
Akçakale’ye düşen top mermisi, gerçekten Esad’a bağlı askerler tarafından mı atıldı, yoksa Özgür Suriye Ordusu yanlılarının, Türkiye’yi Suriye’ye çekme planının bir parçası olarak mı topraklarımıza düştü. Bunlar ancak kapsamlı araştırmalar sonucu belirlenebilir.
Türkiye başından itibaren Suriye’ye karşı dengeli bir politika izlemiş olsaydı, 5 vatandaşımızın ölümü belki de “kaza” olarak değerlendirilecek, özür dilenecek, tazminat ödenecekti. Bunlar diplomasinin de kurallarıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan, daha bir yıl öncesine kadar yakın dost olduğu Suriye Devlet Başkanı Esad’ın, yönetimden gitmesi için her şeyi yapıyor. Esad muhaliflerine her türlü destek verildiği biliniyor. Yabancı basında, Türkiye’nin, Esad muhaliflerine silah desteğinde bulunduğu, bunların bazılarının Türkiye’de eğitildiği iddiaları da gündemden düşmüyor. Suriyeli muhaliflere Türkiye o kadar angaje oldu ki, bütün dünya ülkemizi Suriye karşısında “taraf” olarak görüyor.
Akçakale’ye düşen top mermisi, gerçekten Esad’a bağlı askerler tarafından mı atıldı, yoksa Özgür Suriye Ordusu yanlılarının, Türkiye’yi Suriye’ye çekme planının bir parçası olarak mı topraklarımıza düştü. Bunlar ancak kapsamlı araştırmalar sonucu belirlenebilir.
Devlet, bu olaya seyirci kaldı
Akçakaleli vatandaşlarımızın, hemen sınırın ötesinde bulunan Suriyelilerle bir sorunu olduğunu sakın sanmayın. Yakın akraba oldukları gibi dilleri de aynı. Sınırın Suriye tarafında olaylar olduğu biliniyor. Oradaki çatışmalar, Akçakaleliler’i de etkiliyor. İşte bu yüzdendir ki okullar son olaydan önce de tatildi.
Türkiye’ye sığınan 100 bine yakın Suriyeli’ye kapısını açan devletimiz, olaylardan kendi vatandaşını koruyamıyor. Akçakaleliler’in geçici olarak iç bölgelere nakledilmeleri mümkünken, bu yapılmadı ve üzücü sonucun doğmasına, Suriye’ye karşı düşmanlığın artmasına yol açıldı.
Türkiye’ye sığınan 100 bine yakın Suriyeli’ye kapısını açan devletimiz, olaylardan kendi vatandaşını koruyamıyor. Akçakaleliler’in geçici olarak iç bölgelere nakledilmeleri mümkünken, bu yapılmadı ve üzücü sonucun doğmasına, Suriye’ye karşı düşmanlığın artmasına yol açıldı.
Irak’taki kamplardan gelenler
Suriye tarafından atılan topla 5 vatandaşımız hayatını kaybedince, Türkiye misillemede bulunduğunu açıkladı. Biz de Suriye tarafına top atışı yapmışız. Şimdi de “sınır ötesi harekat yetkisi” isteniyor.
Kuzey Irak’ta bulunan terör kamplarına karşı sınır ötesi harekat yetkisi, TBMM tarafından hükümete verilmesine rağmen, hükümet bu konuda Genelkurmay Başkanlığı’nı yetkilendirmiyor. 5 vatandaşımızın ölümü üzerine Suriye için sınır ötesi harekat yetkisi istenirken, Irak topraklarında bulunan terör örgütü PKK’nın kamplarından Türkiye topraklarına sızıp askerlerimizi şehit eden, vatandaşlarımızı öldüren terör örgütüne karşı sınır ötesi harekat yapılmıyor. Bu ne yaman çelişki…
Gerekli olduğu zaman sınır ötesi harekat yetkisi TBMM tarafından anında verilir. Bir yandan Suriye için “sınır ötesi harekat yetkisi” isteyeceksin ama terörün kaynağı olan Kuzey Irak’a karşı daha önce verilmiş olan “sınır ötesi harekat yetkisini” hiç kullanmayacaksınız.
Suriye’ye karşı “şahin” olan hükümet, Irak’ın terör merkezi olmasına ses çıkarmayarak, asıl niyetini de ortaya koymuyor mu?
Kuzey Irak’ta bulunan terör kamplarına karşı sınır ötesi harekat yetkisi, TBMM tarafından hükümete verilmesine rağmen, hükümet bu konuda Genelkurmay Başkanlığı’nı yetkilendirmiyor. 5 vatandaşımızın ölümü üzerine Suriye için sınır ötesi harekat yetkisi istenirken, Irak topraklarında bulunan terör örgütü PKK’nın kamplarından Türkiye topraklarına sızıp askerlerimizi şehit eden, vatandaşlarımızı öldüren terör örgütüne karşı sınır ötesi harekat yapılmıyor. Bu ne yaman çelişki…
Gerekli olduğu zaman sınır ötesi harekat yetkisi TBMM tarafından anında verilir. Bir yandan Suriye için “sınır ötesi harekat yetkisi” isteyeceksin ama terörün kaynağı olan Kuzey Irak’a karşı daha önce verilmiş olan “sınır ötesi harekat yetkisini” hiç kullanmayacaksınız.
Suriye’ye karşı “şahin” olan hükümet, Irak’ın terör merkezi olmasına ses çıkarmayarak, asıl niyetini de ortaya koymuyor mu?
Saygı Öztürk
