Başbakan’ın adı, eşi görülmemiş bu skandalla anılacak!..
Ali İsmail Korkmaz (19), Abdullah Cömert (22), Ethem Sarısülük (26), Medeni Yıldırım (18) Mehmet Ayvalıtaş’tan (20) sonra, bir fidanımız daha gitti.
Ahmet Atakan da (23), dostluk, sevgi, barış ve hoşgörünün simgesi olan, dinlerin ve kültürlerin kucaklaştığı güzelim Hatay’da, Anayasa güvencesi altındaki demokratik haklarını kullanırken hayata veda etti.
ODTÜ’ye destek ve Gezi Parkı protestolarında öldürülen Abdullah Cömert ile Ali İsmail Korkmaz’ın katillerinin bulunması için düzenlenen eylem sırasında canından olan Ahmet Atakan’ın ölümüyle Hatay, üçüncü ileri demokrasi (!) acısını yaşamış oldu.
Ahmet’ten geriye, “Büyük adam olmadıysak, hayallerimizi satmadık ya!” yazılı bir duvara yaslanarak çektirdiği gülümseyen fotoğrafı kaldı.
Hataylı anaların, babaların, kardeşlerin ve içi insan sevgisiyle dolu herkesin yüreğini bir kez daha ateşler dağladı.
İleri demokrasi (!) kurbanı Ahmet’in ölümünden sonra vatandaşlar sokaklarda “Uyanın Ahmet’i öldürdüler!” diye bağırmaya başladı.
Bunun üzerine polisler, Ahmet’in cenazesinin bulunduğu hastanedeki yakınlarına bile biber gazı ve copla saldırdı!
Cenaze töreninden sonra çıkan olaylarda ise polis, CHP’li vekillerin de aralarında bulunduğu kalabalığı gaz ve suyla dağıtırken bir kişi başından yaralandı.
Böylece Hatay polisi AKP için bir kahramanlık destanı daha yazdı!
Sevgili okurlarım,
Önceki gün ve gece neler yaşanmadı ki!
İstanbul’da Taksim dayanışmasının çağrısı üzerine ellerinde karanfillerle meydanda toplanmaya giden kalabalığı polis her zamanki konukseverliğiyle (!) karşıladı!
Biber gazı, plastik mermi, tazyikli su ve copla müdahalenin ardından Gezi Parkı, yine gezmeye gelen halka kapatıldı!
Ara sokaklara kaçışan, barikatlar kurarak korunmaya çalışan, işyerlerine sığınan eylemcilerin dördü kafa travması geçirdi, onlarca kişi yaralandı.
Bu arada dünyada bir ilk yaşandı!
Havadaki yoğun biber gazı nedeniyle Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda Türkiye ile İsveç arasında oynanan Ümit Milli futbol maçına, yaklaşık bir buçuk saat süreyle ara verildi!
Böylece demokrasi ustasının adı, futbol tarihinde bu skandalla yer aldı!
* * *
Ankara’da ise hem ODTÜ’ye kurulan tezgahı, hem de Ahmet Atakan’ın ölümünü protesto için Kızılay’a yürümek isteyen topluluğa sert biçimde müdahale eden polis, başkenti gaza boğdu.
Cami-cemevi tartışmasının başladığı günden bu yana olayların durmadığı Tuzluçayır’da yine bol miktarda biber gazı ve tazyikli su kullanıldı.
Olaylar kısa sürede birçok semte yayıldı.
Eskişehir’de ise tren yolunun eylemciler tarafından kapatılması nedeniyle seferler yapılamadı!
TOMA ve akrepler İzmir’deki protestolarda da sahne aldı.
İzmir’deki Gezi Davası’nın duruşmasında tutuklu sanıklardan A.I’nın tahliye isteminin reddedilmesi üzerine duruşmayı izleyenler “Her yer Taksim, her yer direniş” diye sloganlar atmaya başladı.
Protestoların durmaması nedeniyle mahkeme heyeti kürsüyü terk ederek salondan ayrıldı.
Davaya müdahil olarak katılan İzmir Barosu Başkanı Avukat Sema Pektaş “Pala ve sopa ile insan avına çıkanlar tutuksuzken, buradaki insanlar tutuklu! Bu nasıl adalet?” diye sordu.
* * *
Sevgili okurlarım,
Önceki gün ve gece Türkiye’nin birçok kentinde protestolar, buna karşılık polisin sert müdahaleleri vardı.
Ama bu haberler -birkaç gazete ve televizyon dışında- hiçbir yandaş, ya da baskı altındaki gazete ve televizyonda yoktu!
Ama her zaman olduğu gibi “usta”ya yağcılık ve yalakalık çoktu!
Zaten o gazete ve televizyonlar halkın haber alma hakkına hizmet için değil de, AKP’ye yağcılık olsun diye yayın yapıyordu!
Vatandaşlar da bu nedenle artık birbirlerine “Siz yandaş gazetelerin yazdıklarına değil de yazmadıklarına inanın!” diyordu.
Uğur Dündar
Sözcü
