Devlet kurdular, Başbakan hâlâ çözümden söz ediyor!
Sevgili okurlarım,
Güneydoğu’da “Bu kadarı da olmaz!” dedirten olaylar yaşanıyor.
Dünkü Sözcü’de bunlardan birini okudunuz.
Diyarbakır’da gösteri yapan PKK’nın sözde “Asayiş Timi”-nin, kendilerini durdurmaya çalışan polise “çekil oradan yoksa müdahale ederiz!” diye bağırdığını öğrendiniz!
Batı’da, örneğin İstanbul’daki Gezi Parkı’nda karanfil uzatanlara biber gazı ve tazyikli suyla müdahale eden polisin, Diyarbakır’daki PKK şovuna seyirci kaldığını fotoğraflarıyla gördünüz.
* * *
Kanınızı donduracak, “bu kadarı da olmaz” dedirtecek bir olayı da ben anlatayım.
Batı’da yaşayan Kürt kökenli bir işadamı, Doğu Anadolu’nun büyük kentlerinden birinde bir baraj ihalesi alıyor.
Bir süre sonra PKK haber gönderip “Kazancının yüzde 10’unu bize vereceksin!” diyor.
İşadamı kârının büyük olmadığını ve istenilen parayı veremeyeceğini söylüyor.
Bunun üzerine PKK, maliyenin yöntemini kullanıyor ve hesapları incelemek için defter kayıtlarını istiyor.
İş adamı ne yapsın?
Hemen defterleri hazırlıyor ve 3 kişilik bir ekiple yola çıkarıyor.
Nereye?
Kandil’e!…
Yanlış okumadınız heyet doğruca Kandil’e gidiyor.
Bir ağacın gölgesine pazarlık masası kuruluyor.
Masanın bir tarafına PKK’lı maliyeciler (!) diğer tarafına da işadamının görevlendirdiği hesap kitap uzmanı kişiler oturuyor.
Pazarlığın Türkçe yapılmasında anlaşmaya varılıyor!
Al takke, ver külah tartışılıyor, tüm rakamlara en ince ayrıntısına kadar bakılıyor.
Sonuçta PKK’lılar yüzde 10’da karar kılıyor.
Liderleri, bu para verilmediği takdirde işi yaptırmama tehdidini savuruyor.
Kandil’e giden heyet kös kös dönüp durumu işadamına anlatıyor.
İşadamı ne yapacağını düşünürken aklına, vaktiyle bir iyiliğinin dokunduğu Avrupa’daki PKK yöneticilerinden biri geliyor.
Uçağa atladığı gibi o ülkeye gidiyor.
Durumu izah ediyor.
“İstenilen rakamı verirsem, ben bu işin altından kalkamam” diyor.
Yöneticinin Kandil’dekilere müdahalesiyle vergi (!) yüzde 1’e iniyor.
* * *
Durun daha bitmedi…
Bu olayın anlatıldığı masada bir başka ünlü işadamı bizi gülerek dinliyor.
“Neden gülüyorsunuz?” diye sorduğumda, “Benzer bir durum benim başıma geldi de, o nedenle gülüyorum!” diyor.
İşadamı sahibi olduğu tekstil mağazaları zincirini Güneydoğu Anadolu’daki bir kentte inşa edilen yeni AVM’ye de taşımak istemiş.
PKK durur mu, hemen adamın başına damlamış!
Gelenler “Belediyeye şu kadar vereceksin!” demiş.
İşadamı “O kadar değil de şu kadar versem olmaz mı?” diyecek olmuş.
Öyle bir bakmışlar ki, hemen kabul etmek zorunda kalmış.
Belediyeye ödemeyi yapmış, işi bağlamış!
Benim şaşkınlık içinde dinlediğimi görünce de “Şaşıracak bir durum yok! Oranın gerçeği bu! Sıkıysan kabul etme!” diyor.
* * *
PKK uyuşturucu, insan ve sigara kaçakçılığının yanı sıra, vergi adı altında haraç alıyor, gümrük kapılarından gelir sağlıyor.
Bu yetmiyormuş gibi kendi güvenlik gücünü kuruyor, hatta yargılama bile yapıyor!
Yani bölgede fiilen özerklik uyguluyor, devlet içinde devlet kuruyor!
Başbakan da kalkmış, sanki Oslo’da, İmralı’da imzalar atılmamış gibi, “çözüm paketi” açıklıyor.
Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş, hâlâ çözümden söz ediliyor!
Ne diyelim?
Hayırlı çözümler, pardon çözülümler!
Uğur Dündar
Sözcü
