Çocuğuna çığlık atmayı öğretmek...
Bu olaylar Amerika'da da oluyor çenenizi kapatın!
Yeni Şafak Gazetesi yazarı bir yazarın söyledikleri... Bu kadın anne mi bilmiyoruz ama eğer bir gün bir erkek çocuğu olursa eminim ki sapık bir katil olarak yetişebilir. Şimdi bu kadının sapık bir tecavüzcü erkek çocuğu yetiştiremeyeceğine hangimiz inanabiliriz?
Bir anlamda gelinen şu durumda Özgecan Aslan ve tecavüze uğrayan, hayatı karartılan bir çok kadına bu caniliği yapanlar kadar bu vahşeti normalleştirmeye çalışanların sorgulanması da gerekir. Türkiye'de son günlerde sıkça gündeme gelen bu taciz, tecavüz, kadına şiddet gibi insanlık suçu olgularda insanların nasıl bir psikoloji içersine sürüklendiği irdelenmeli. Herkesin psikolojisi irdelenmeli; korkanın da, tecavüzcüsünün de, normalleştirenlerin de...
Üniversitedeyken bir dönem dersini aldığım bir hocam vardı; Murat Ünal... Ben sadece bir dönem aldım dersini. Ama hoca yıllar sonra bana ve bir çok kişiye çok güzel bir ders verdi bu sabah. Kendisini bilen bilir. Kızı Ada ile yaşadığı komik diyalogları Facebook'ta paylaşır ve hepimiz beğenerek sonuna kadar okuruz. Bu sabah Ada ile yaşadığı bir diyaloğu daha paylaştı Murat Hoca. Bu kez o komik konuşmalarından birisi değildi. O diyaloğu burada paylaşıp, biz şanslı öğrencilerinin yanı sıra daha da fazla kişiye ders vermesini istedim...
Murat Hoca'nın ağzında o diyalog...
Biliyorsunuz bugüne kadar düzinelerce Adoli-Babuş diyaloğu paylaştım sizlerle. Hepsi eğlenceli yazılardı. Dün kızımla maaselef yapmaktan en çok çekindiğimiz, içimizi daraltan konuşmayı yaptık:
- Adoli seninle biraz konuşabilir miyiz? Önemli.
- Konuşalım babuş.
- Şimdi mesela, birisi sana, tatlı kız gel seni parka götüreyim, çikolata alayım dese ne yaparsın, ne cevap verirsin?
- Tanıdığım birisi mi? Zeynep mi?
- Diyelim ki tanımadığın birisi.
- ...
- Kararsız mı kaldın?
- Evet.
- Bak ben sana bazı ipuçları vereyim, can kulağıyla dinle olur mu?
- Tamam.
- Diyelim ki, hayatında ilk kez gördüğün birisi yanına geldi ve seninle konuşmaya, sorular sormaya başladı. O insanla konuşma ve uzaklaş ondan.
- Neden?
- Çünkü kötü niyetli birisi olabilir. Konuşarak senin dostluğunu kazanmak ve sonra da seni bir yerlere götürmek isteyebilir.
- Kötü niyetli nedir?
- Hani çizgi filmlerde herkese kötülük yapmak isteyen tipler oluyor ya, onun gibi. Yani kalbinde iyilikten çok fenalık olan kişiler. Fakat onları tanımak çok kolay bir iş değil, hele de bir çocuk için. Onun için tanımadığın biriyle konuşmak yok.
- (Mahzunlaşıyor) Hı hı. Parka gitsem ne olur ki?
- Bazı kişiler, özellikle de yabancı senden büyük abiler, küçük çocuklara zorla sarılmak, sevmek, okşamak isteyebilirler.
- Sarılmak güzeldir ama...
- Evet, yanında annen baban varsa, sana sarılmak isteyen kişiyi tanıyorsan, seviyorsan, sarılmak güzeldir.
- Teyzem gibi mi?
- Teyzen gibi, anneannen, deden gibi, öğretmenin gibi... Fakat bir yabancı sana sarılmak isterse buna izin verme. Yapma, istemiyorum diye korkmadan fikrini söyle. Bir de kırmızı noktalar konusu var.
- Kırmızı nokta nedir?
- Senin bedenin sana aittir. Gerekirse annene babana bile, bedeninle ilgili konularda "hayır" diyebilmelisin. Bu çok çok önemli.
- Babuş kırmızı nokta nediiir?
- Tamam dinle. Tanımadığın ya da tanıdığın birisi, sana sarılırsa, fakat bunu abartıp kırmızı noktalara dokunmaya, öpmeye veya okşamaya başlarsa buna asla izin vermemelisin. Bu kırmızı noktalar; şurası, burası, gülmeee, burası ve burası.
- Ne yapabilirim ki?
- Çok şey. Öncelikle o kişiye, bunu yapmayı hemen kes diyerek, itebilirsin. Sesinin yettiğince, yapma, git başımdan diye bağırabilirsin. İmdat, yardım edin diye bütün gücünle çığlık atabilirsin, koşarak uzaklaşmayı deneyebilirsin. Sakın ama sakın, korkun nedeniyle sessiz kalma, bu çok kötü birşey. Cesur ol ve bağır ve o kişiden kurtulduğun ilk anda, bunu öğretmenine, annene ve babana anlat. Asla ama asla yalnız değilsin.
- Tamam babuş.
- Bir deneme yapalım mı?
- Yapalım.
- Şimdi ben bir yabancıyım diyelim ki ve sana zorla sarılmaya çalışıyorum. Ne yapıyoruz?
- Yapma, kes şunu!
- Daha yüksek!
- Sana yapma dedim! (iterek, yüksek sesle). İmdaaaaaaaaaaaaaattttt!
- İşte böyle, aferin kızım! Bu konuşmayı ve provayı birkaç ayda bir yapalım olur mu? Haydi kahvaltımıza devam edelim.
...
Bizi altı yaşındaki kızımızla bu konuşmayı yapmak zorunda bırakan herkese ve herşeye yazıklar olsun. Masalla gerçeği ayırt etmek zorunda kalmadan, tümüyle iyiliğe inanarak yaşayan kızım bugün bir hayal kırıklığına uğradı beni dinlerken. Gözlerine bir hüzün bulutu yerleşti sessizce. Anne babalara seçenek olarak çığlık atmayı öneren fakat hukuk sisteminde hiçbir değişiklik yapmayan, erkek şiddetine prim veren ve koruyan siyasetçilere de yazıklar olsun. Biliyorum ki, yavruma söylediğim sözler sadece bir avuntu, ona binde bir şans tanımayacak şeyler. Keza bakan hanımın, "çocuklarınıza söyleyin çığlık atsınlar" sözü bir aczin ifadesinden başka birşey değil. Özgecan'ın çığlıklarını duydu mu acaba sayın bakan ya da başka bir siyasetçi? Bir anne tecavüze uğrayan ve hunharca katledilen evladının ardından, "çok canı yanmıştır yavrumun, keşke kurşunla vursalardı" diyebiliyorsa artık o ülkeye vatan veya yurt demenin olanağı kalmamıştır. Çünkü vatan evlatlarımızdır aslında, geleceğe duyduğumuz güven ve umuttur. Sizler bu toplumda güveni ve umudu öldürdünüz. Umarım cehennem vardır ve en dibinde sizler için özel bir kontenjan ayrılmıştır.
Ali İhsan Çiftçi
Medyaege
