Mehmet Türker yazdı:"Çadırdan Başka Sıkıntı Yokmuş!.."

Aczin en açık ifadesini Başbakan Yardımcısı Hoca Beşir‘den duyuyoruz: “Çadırlar için bu kadar yüksek talep beklemiyorduk”

Devam ediyor:

“Çadırdan başka sıkıntı yok”
Napolyon hakkında anlatılan bilinen bir hikaye vardır:
Savaşta ağır yenilgi alan Napolyon, komutanını çağırır ve “Söyle bakalım” demiş, “Savaşı neden kaybettik?”
Komutan nedenleri saymaya “Barutumuz bitti” diye başlayınca, Napolyon “Yeter, gerisini saymaya gerek yok” demiş!..

Beşir‘inki de buna benziyor:
“Çadır yok”
O zaman gerisini saymaya da gerek yok!..
***
Afet halinde, hele kış günü, hele Doğu’da en önemli olan insanlara barınacak yer temin etmektir!..
Sıfır derece soğukta, sulu kar yağarken sokakta yatmak zorunda kalan insanlar için diğerleri ikinci plandadır!..
Barınma ve ısınma!..
Birçok köye halen çadır ulaşmamış durumda ve en vahim iddia ise çadırların parayla satıldığı ya da eşe dosta dağıtıldığı!..
Bu da organizasyonun ve koordinasyonun perişanlığını gösteriyor!..
***
Tayyip Bey dün itiraf etmek zorunda kaldı:
“İlk 24 saat aksaklıklar oldu.”
“Aksaklık” demek çok hafifinden bir günah çıkartmak!..
“Bozguna uğradık” dese yeridir!..
Zaten en önemli zaman dilimi de ilk 24 saat!..
24 saat geçtikten sonra zaman hızla tükeniyor,enkaz altından yaralıları çıkartma ihtimali her dakika azalıyor!..
İlk 24 saatteki aksaklıkları telafi etmek günler sürüyor!..
Ancak, Tayyip Bey‘in dün söylediklerinin içinde tek bir halkı laf vardı:
“Taş atmak, yakıp yıkmak için hemen organize olanlar, afet anında ortada görünmediler”
***
Depremde can veren öğretmenler, bana atamasını bekleyen öğretmenleri hatırlattı!..
O öğretmenler salonda toplanıp duvardaki ekranda atandıklarını öğrenince nasıl da sevinçle birbirlerine sarılıyorlardı!..
Şırnak, Batman, Hakkari, Van onlar için önemli değildi!..
Yurdun en ücra köşesinde koşa koşa gitmeye hazırdılar!..
Ve o atama yapılan, Van’a adeta uçarak giden öğretmenlerden 63′ü enkaz altında kalarak hayatını kaybetti!..
Ne acı!..
***
Deprem tehlikesine karşı güçlendirilen kamu binaları, okullar, hastaneler lafını çok duyduk!..
Duyduk ama bu laflar 3 katlı Gedikbulak İlköğretim Okulu‘nun “yassı kadayıf” olmasını önleyemedi!..
Yeni atanan öğretmenlerin elleriyle boyayıp güzelleştirdikleri okul yerle bir oldu!..
Seçim mitinglerinde bütün okullara “akıllı tahta” vereceğini söyleyen Tayyip >(parası velilerden alınıyor) bu vizyonunu (!) okulların güçlendirilmesi için kullansaydı, Gedikbulak İlköğretim Okulu bugün ayakta olurdu!..
Biz dinlemekten bıktık, onlar masal anlatmaktan bıkmadı!..

Mehmet Türker
SÖZCÜ