Demirel ve Cumhuriyetin kazanımları
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel çok uzun süredir ne televizyonlara, ne de basına tek kelime ediyor. Randevu isterken de söyleşi yapabileceğimizi söylemedim. Yalnızca İsmet Solak ile birlikte ziyaret etmek istediğimizi ilettim telefonlara bakan korumalarına.
Güniz Sokak’tan yanıt gecikmedi. Bizi cuma günü saat 13.00’de bekliyordu.
Salona girdiğimizde gördüğümüz manzara bizi şaşırtmadı, masasının üzeri kitap doluydu. İkimiz de O’nun her kitabı okuduğunu, bunun Demirel için bir yaşam biçimi olduğunu biliyorduk…
Demirel çok sıcak karşıladı. “ Geçmiş olsun” diye söze başladık. Çünkü, grip olduğu ve bir ayı aşkın süre tedavi gördüğü günlerde kendisini ayrı ayrı aramıştık. Biraz eskilerden söz ettikten sonra , “Sayın Cumhurbaşkanım, sizinle mülakat yapabilir miyiz?” diye biraz da çekinerek sordum.
Bir an düşündü ve “Sen de İsmet de benim eski arkadaşımsınız. Ne istiyorsanız sorabilirsiniz.” dedi.
Sevinmedim dersem yalan olurdu. Ve ilk sorum 28 Şubat’la ilgiliydi. Aldığım yanıt ise gerçekçiydi:
“Bugünün tartışmalarını, dünün ölçülerinde anlatmak mümkün değil.”
İsmet Solak’ın kimi siyasilerin ve gazetecilerin intikam peşinde olup olmadıklarına ilişkin sorusuna verdiği yanıt ise ilginçti:
“İntikam iptidai bir histir. İptidai adamların işidir. İntikam cahil adamların işidir.”
Konuşma sırasında altını çizerek üzerinde durduğu en önemli konu, laiklik olmak üzere Cumhuriyetin kazanımları idi.
Demirel, halkın “kavgasız elde edinilmiş kazanımlarını” şöyle sıralıyordu:
Türkiye’de farklı dilleri konuşan insanlar var ama insanlar tek dili benimsemiş; Tek bayrağı benimsemiş; Tek coğrafyayı benimsemiş; Tek milleti benimsemiş; Tek devleti benimsemiş…
Demirel, bugün bunları değiştirmek isteyenler olduğuna da dikkati çektikten ve “Cumhuriyet kurulduğu zaman, bugün tartışılan Cumhuriyet kurulduğu zaman” diye vurgu yaptıktan sonra, çoğunluğun devrimleri kabul ettiğini, halkın şeriat isteyenlere izin vermeyeceğini anlatıyordu.
88 yaşındaki yılların siyasetçisi, Cumhuriyetin kazanımlarının daha da önemli hale geldiğinin altını çiziyor, umutsuzluğa düşmemek gerektiğini tekrar tekrar vurguluyor, halka güvenini yineliyordu…
Nahit Duru
Yurt
