
Derin devlet ya da devlet içindeki silahlı yapı neydi? 12 Eylül 1980 öncesi işlenen cinayetler, katliamların arkasındaki güçler kimlerdi? Kimlerdi 90’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetleri örten güçler?
Ergenekon gözaltıları başladığında bizim sözde liberaller, dinbazlar, yandaşlar, candaşlar zil takıp oynuyorlardı...
Eh, devlet içindeki silahlı çetelerden, darbecilerden hesap sorulacaktı...
Hesap sorulacaktı, ama o derin güçler bildiklerini okuyordu...
Trabzon’da rahip Santoro cinayeti... Hrant Dink’in öldürülmesi ve Malatya Zirve Yayınevi katliamı...
Düşünüyorduk...
Şu Ergenekon adı verilen dava, neyin nesiydi?
Bir darbe davası mıydı, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması mıydı?
Birbirini tanımayan sivil-asker onca insan...
Askerler, gazeteciler, bilim insanları...
Sağcı ve solcu!
Dört yıllık süreçte ne oldu?
Yargılanan ne gerçek bir örgüt, ne de devlet içindeki derin güçlerdi.
Onlar hâlâ dışarıda olup bitenleri sinsice izliyorlardı...
Cezalandırılanlar Can Dündar’ın deyişiyle siyasal iktidara muhalif olanlardı.
***
Can Dündar önceki gün Ergenekon duruşmasında tanık olarak dinlendi.
1997 yılında Celal Kazdağlı’yla birlikte hazırladıkları ve Show TV’de yayımlanan belgeselin metinlerini “Ergenekon” adlı kitapta toplamıştı.
Mahkeme Başkanı Hüsnü Çalmuk, Dündar’a “Ergenekon örgütüyle ilgili bilgisi olup olmadığını” sordu.
Can Dündar, yargıcın sorusuna şu yanıtı verdi:
“Türkiye’de devlet içindeki illegal yapının ülkücüleri faili meçhul cinayetlerde tetikçi olarak kullandığını gördüm.
Benim o zaman gördüğüm Ergenekon, ne yazık ki bugünkü yargılamayla ilgisi olmayan yapıydı. Bu davada muhaliflerin cezalandırılmaya çalışıldığını görüyorum.
Ben gerçek Ergenekon’un bir gün yargılanacağını umutla bekliyorum.”
Can Dündar’ın tanıklık ettiği gün Bahçelievler katliamı (7 TİP’li genç vahşice öldürülmüştü 1978 yılında) sanıklarından iki ülkücü salıverilmişlerdi.
Bu iki sanık, katliamı işledikten 21 yıl sonra yakalanmışlardı.
7 TİP’li genci vahşice öldüren canilerden Ünal Osmanağaoğlu, Kemal Türkler cinayetinden zamanaşımı nedeniyle kurtulmuştu.
İşin ilginç yanı, TBMM’nin yargı paketine koyduğu “ülkücüye özel af”la özgürlüklerine kavuşmuşlardı.
Ünal Osmanağaoğlu ve Bünyamin Adanalı şimdi aramızda...
Yakında Haluk Kırcı da çıkar...
***
AKP üçüncü yargı paketine “ülkücüye özel af” maddesi koydurdu ve bunu TBMM’den geçirdi...
Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul’u öldüren faşist Muhsin Kehya da özgürlüğüne kavuşacaktı.
1979 yılında cezaevinden kaçan, 1997 yılında Almanya’da yakalanıp Türkiye’ye iade edilen Kehya, 36 yıla hüküm giymişti.
Eski CHP milletvekili Mehmet Zeki Tekiner’i öldüren Uğur Coşkun 11 yıl hapis yatıp cezaevinden kaçtı, 20 yıl yurtdışında yaşadı.
Bir süre önce Türkiye’ye döndü...
Tatil yaparken tahliyesini bekliyor mahkemeden...
***
Bir toplum yakın tarihiyle yüzleşmeden neler olup bittiğinin ayrımına varamaz.
Bugün sadece Susurluk davasına sil baştan baksanız, devlet içindeki silahlı gücün nerelerden beslendiğini, nasıl sinsi tezgâhlar peşinde olduğunu görürsünüz...
Öyle uzağa gitmeye hiç gerek yok!
Sadece ve sadece 90’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlere, katliamlara ne dersiniz?
Musa Anter’den Uğur Mumcu’ya; Cem Ersever’den Behçet Cantürk cinayetlerine, Hizbullah’ın devletin hangi birimi tarafından örgütlendirildiğine ilişkin bir yol haritası hazırlayın, her şey ortaya dökülür.
Ölüm üçgeni olan İzmit - Sapanca - Hendek...
Olayın özeti budur!
12 Temmuz 2012 - Cumhuriyet