
Genelkurmay dün Suriye ile aramızdaki kriz konusunda kafa karıştıran bir açıklama yayınladı.
Sanki TSK, kamuoyunu bazı yeni gerçekleri kabul etmeye hazırlıyor.
Açıklamada, Suriye’nin düşürdüğü uçağımızın üzerinde “patlayıcı madde artığına ve herhangi bir mühimmata ait olduğu değerlendirilen bir bulguya rastlanmadığı” belirtiliyor.
“Nazara geldiği için düştü” diyen olmadığına göre kanıtlanabilir bir sebep bulmak gerekiyor.
Suriye Türk jetinin, Suriye hava sahasını ihlâl ettiği için vurulduğunu, uçaksavar ateşine hedef olarak düştüğünü iddia etti.
Ankara ise jetimizin uluslararası hava sahasında, ihtar yükümlülüğü yerine getirilmeden füze ile vurularak düşürüldüğünde ısrar ediyor.
Amerikan Wall Street Journal gazetesi, kimliğini gizli tuttuğu “güvenilir bir kaynağa dayanarak” Suriye’nin iddiasını doğru kabul eden bir yayın yaptı diye Başbakanımız tarafından namertlikle suçlandı.
Bilgi hakkı kutsal
Erdoğan’a göre böylesine önemli bir iddia açığa vurulurken kaynağı gizlemek mertlik olamaz.
Oysa evrensel meslek kuralıdır; gazeteci haber kaynağına gizlilik sözü vermişse tutmak zorundadır. Asıl buna uymamak namertlik sayılır.
Nitekim AKP iktidarının yenilediği Basın Yasası “Gazeteci kaynağını açıklamaya zorlanamaz“ (madde 12) hükmü ile bu hakkı güvence altına almıştır.
Başbakan dış basından aktarılan AKP’ye yönelik eleştirel haberler karşısında öfkeye kapılıyor, hakaret içeren, tehdit tonunda sözler söylüyor.
Değişmez hedefleri de bağımsız yazarlar ve CHP oluyor.
Başbakan’a göre yapılan şey Türkiye’ye düşmanlıktır.
Hayır; böyle düşünmek için dış basına Türkiye’yi kötüleyen bir iftira ve ihbar servisi yapılmış olması gerekir.
Böyle bir durum yok. Yaşanan gerçek, dış kamuoyunu oluşturan Türkiye ile ilgili bilgi ve iddialardan Türk halkının haberdar edilmesidir.
Anlaşılacağı gibi Başbakan’ın kızgınlığı, otosansür nedeniyle kendi medyasında duyup okuyamadığı bazı sakıncalı, sıkıntılı gerçekleri Türk halkının dışardan öğrenmesinedir.
Sessiz film ortamı mı isteniyor? Evet istenen bu!
Erdoğan’ın borcu
Başbakan dün yine “yan bakanlara ihtarlar”la dolu bir konuşma yaptı.
Sel felâketini doğuran sebeplere yönelik eleştirileri karalama sayan Başbakan TOKİ’yi “başarısız göstermenin insafsızlık” olduğunu söyledi.
Suriye krizinde ortaya çıkan şüpheleri seslendiren muhalefeti ve gazetecileri, milli duruş sergilememekle suçladı.
KPSS’nin sorunsuz ve temiz bir sınav olduğunu iddia ettikten sonra Üçüncü Yargı Paketi’nin tutuklu milletvekillerine özel bir düzenleme olmadığını söyleyip “Tutukluları aday gösterme olayı muhalefetin ülke gündemine taşıdığı bir sorun. Adam mı bulamadınız milletvekili yapmak için?” diye sordu.
Hayat bazılarına karşı çok cömert..
Tayyip Erdoğan için “muhtar bile olamaz” denmişti.
Siyaset onun için yasa çıkardı ona özel seçim düzenledi ve getirip Başbakan koltuğuna oturttu.
Demokrasiye borcunu böyle mi ödeyecek?