AKP terör üzerinden siyaset yapıyor
“Ya AKP ya PKK diyor”
Erdal Sarızeybek: Erdoğan, 10 yıldır izlediği siyasetle, ‘Ya AKP ya PKK’ diyor.
AKP terör üzerinden siyaset yapıyor. Erdoğan, 10 yıldır izlediği siyasetle, ‘Ya AKP ya PKK’ diyor. Milleti bunların ikisinden birine mahkum ediyor”
Erdal Sarızeybek, Saygı Öztürk’e konuştu
Bu sözlerle Türkiye’nin nasıl bir kıskaçta olduğunu özetleyen Sarızeybek şöyle devam etti: “PKK, AKP’den ve dış desteklerden aldığı cüretle eylemlerini sürdürüyor. Bu durum AKP hükümetinin terörle mücadele değil, terör üzerinden siyaset yaptığının kanıtıdır.”
AKP iyi polis, PKK kötü polis
“Türkiye’yi hedef almış bir Kürdistan siyaseti vardır. Bunun gerçekleşmesi için AKP iyi polisi, PKK kötü polisi oynamaktadır. Erdoğan, ‘Ya bana oy vereceksiniz ya da oy vermezseniz PKK ülkeyi iç savaşa sürükleyecek’ diyor. Anayasal suç işliyorlar…”
Başbakan Erdoğan 10 yıldır halka şu mesajı veriyor: Ya AKP ya PKK
Başbakan’ın Güneydoğu politikasını eleştiren Sarızeybek, “Türkiye’yi hedef almış bir küresel Kürdistan siyaseti var. Bunun gerçekleşmesi için AKP iyi polisi, PKK kötü polisi oynuyor” dedi.
Erdal Sarızeybek, askerlik hayatının 12 yılını sınır bölgelerinde geçirdi. Terörün en azgın olduğu dönemde Şemdinli’de tabur komutanıydı. Tam 72 askerinin, Türkiye’nin değişik illerinde şehit olduğunu gördü. Şehitlerle ilgili konuşulduğu zaman ağlayan, ağlatan bir komutan. Televizyon programlarında, konferanslarında AKP’nin Güneydoğu’da izlediği politikayı şiddetle eleştiriyor. İşte o yüzdendir ki başına gelmedik kalmıyor.
“Uyuşturucu kaçakçılığı” ve “Ergenekon’un kasası” suçlamalarından sonra emekli Albay Erdal Sarızeybek hakkında Cumhuriyet Savcıları, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na, Adalet Bakanlığı’na defalarca suç duyurusunda bulundu. Ancak sonuç alamadılar. Sarızeybek’le PKK’nın yeni taktikleri ve başına gelenleri konuştuk. İşte anlattıkları:
Terör siyaseti yapıyor
Bölücü terör örgütü PKK, AKP siyasetinden ve dış desteklerden aldığı cüretle hiçbir engelle karşılaşmaksızın eylemlerini sürdürüyor. Aslında bu durum, AKP hükümetinin terörle mücadele değil, terör üzerinden siyaset yaptığının açık kanıtıdır. Habur olayı ile Anayasal suç işleyerek PKK’ya halk desteği vermiştir. PKK’lı teröristleri halkın içine koymuştur. Hatta, terörist elbsisesiyle otobüsün üstüne çıkartarak teröristlerin halka konuşma yapmasına zemin hazırlamakla PKK ile halkı bir araya getirmiştir.
Bunların üzerine AKP siyasetinin Irak’ın kuzeyindeki ve Barzani Bölgesi’ndeki kamplarına da göz yumduğunu, buralara harekat yapılmasına izin vermediğini de eklerseniz, karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: Türkiye’yi hedef almış bir küresel Kürdistan siyaseti vardır.
Gayreti değişim için
Bu siyasetin gerçekleşmesi için AKP iyi polisi, PKK kötü polisi oynamaktadır. Açıkçası Başbakan Erdoğan, son 10 yıldır izlediği siyaset, aldığı kararlar ve yaptığı uygulamalarla halkımıza ‘Ya AKP, ya PKK’ mesajı veriyor. Bunun anlamı bir zamanlar bir başka siyasetçinin deyimiyle ‘Bu iş olacak, ama kanlı mı olacak, kansız mı?’ Daha da açıkçası Erdoğan siyaseti Anayasa’yı kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğünü yani vatanın ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü değiştirme gayreti içindedir. PKK da aynı amaca silahlı eylemleriyle yürüyen bir örgüttür. Dolayısıyla sonuç oldukça açıktır.
AKP’nin boyunu aştı
Erdoğan bize demek istemektedir ki, ‘Bana oy vereceksiniz, ben Anayasa’yı değiştirerek küresel siyasete hizmet edeceğim. Bana oy vermezseniz, PKK iç savaşa sürükleyecek.’ Bu yapılan tespitlerimiz ışığında AKP hükümetinin uygulamaları doğrudan doğruya Anayasal suç teşkil etmektedir. Çünkü, hükümet de olsanız ülkenizin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden bir örgütle işbirliği yapamazsınız.
Bu mesele AKP siyasetinin de, bir cemaat veya tarikatın da boyunu aşmıştır. Mesele doğrudan vatan meselesi olmuştur. Dolayısıyla halkımızın bu gerçeği görüp bir an önce bu siyaseti değiştirmek için elinden geleni yapması şarttır.
Ben 2005’te emekliye ayrıldım. 7 yıldır Türkiye’nin terörle mücadele siyasetini inceliyorum, araştırıyorum ve bu konuda konferanslar veriyorum. Türkiye’ nin gücü, adı PKK olan terörü bir fiskede yok edecek kadar güçlüdür. Eğer terör hâlâ devam ediyorsa, bu AKP siyasetinin yanlışlığındandır. Ne acıdır ki bunu açık açık dile getirdiğim için 7 yıldır başıma gelmeyen kalmadı.
Telefonum dinlendi
Şemdinli’de 1992-1994 yıllarında tabur komutanı olarak görev yaptım. Halkımızla omuz omuza terörle mücadele etmiştik. Hâlâ orada yaşayanlarla gönül bağımız var. Oradaki bir kardeşimiz Ankara’ya gelecekmiş. Bana bir isteğim olup olmadığını sordu. Ben de Şemdinli’nin karakovan balı ünlü olduğu için bir kilo bal istedim. Meğer, telefonlarım dinleniyormuş. Van Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında bir gizli tanığa, “Erdal Sarızeybek’in istediği bal nedir?” diye sorulmuş. O da, “Olsa olsa PKK’nın uyuşturucusu-dur” demiş. Bu yüzden hakkımda iki yıl soruşturma yürütüldü. İki yıl sonra anladılar ki, bu uyuşturucu değil balmış.
Bu arada, konferanslarımızda PKK’nın İsviçre’deki para kasalarını açıkladım ve hükümete çağrı yaptım. “Bu kasalara el koyun. Buradaki para, silah ve cephane oluyor, bizi şehit ediyor” dedim. Onlar ne yaptı? PKK’nın kasasına el koymak yerine benim hakkımda, ‘Ergenekon terör örgütünün kasası’ olduğum iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Bankalara yazı gönderildi. Aslında ben emekli bir memurum. O soruşturma devam ediyor. İfademin alınması için defalarca dilekçe vermeme reğmen Adalet Bakanlığı’na, HSYK’ya şikayetler etmeme rağmen cevap bile verilmedi. Bu soruşturma da 4 yıldır devam ediyor.
İsteğim, terörün bitmesi
Halkımıza anlatmak istediğim şudur: Türkiyle’nin güvenlik alanında yetiştirdiği sayılı insanlardan biriyim. Hem yurtiçi hem de yurtdışında aldığım yüksek eğitim, Doğu ve Güneydoğu’da 10 yıl süren bir terörle mücadele yaşantım ve tecrübem var. Tek isteğimiz, ülkemizi yönetenler bize danışsın. Daha iyi yönetsinler ve terör bitsin. Son olarak da başıma gelen şu: Bir yayın kuruluşu, İsveç’e PKK’lı itirafçı Abdülkadir Aygan’ın yanına ekip gönderip, beni ona sormuş. Halbuki bizi bize sorsalar, omuz omuza mücadele ettiğimiz Şemdinli’deki halka sorsalar, yazdıklarımızı okusalar, söylediklerimizi dinleseler ne olduğumu daha iyi anlarlardı. Aygan da benim için “Şemdinli’de karakollar basılmasın diye tabur komutanlığı bize ekmek gönderirdi” demiş. Bizim gibi ülkesini seven insanları yıldırmak, sindirmek, korkutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama söz konusu olan burada vatandır. Mücadelemi son nefesimize kadar sürdüreceğim. Bizden sonra da bu mücadeleyi çocuklarımız devralacaktır.
