AKP, yokuş aşağı inerken frenleri boşalmış kamyon gibi!..
Son birkaç haftada yaşadıklarımız, artık akıl ve mantık sınırlarını zorlamaya başladı. Öylesine inanılmaz olaylara tanık oluyoruz ki, hangisinin üzerinde duracağımı şaşırıyorum.
Örneğin önceki gün Silivri’de olup bitenler…
Terör örgütünün başı, tanıklık yaparak Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) yargılıyor!
PKK tanık, TSK sanık sandalyesine oturtuluyor.
Demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan inancı, entelektüel birikimi ve askeri başarılarıyla TSK tarihinde önemli ve saygın bir iz bırakmış olan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “pes doğrusu” dedirten bu durumu “milletin takdirine” bırakıyor!
* * *
Peki, TSK’nın PKK tanıklığında yargılandığı saatlerde Meclis’te yaşananlara ne dersiniz?
Başbakan Erdoğan’ın, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken yaptığı “Bahtsız Bedevi” benzetmesine?..
Kılıçdaroğlu‘nun ona aynı üslupla karşılık vermesine…
Sizi bilmem ama ben, yaklaşık yarım asırlık gazetecilik yaşamımda böylesine düzeysiz, böylesine belden aşağı bir üsluba tanık olmadım…
Siyasi tartışma üslubunun düştüğü seviyeye bakar mısınız?
“Çöldeki bahtsız Bedevi!..”
Seviye değil çukur!
Doğrusu bunun dışında söyleyecek bir söz bulamıyorum.
* * *
Medyaya şöyle bir bakın…
Acaba gazetelerde ve televizyonlarda AKP iktidarıyla ilgili bir yolsuzluk haberi görebilecek misiniz?
Hayır!
Tam tersine, AKP’ye yağcılıkta sınır tanımayan övgülerle karşılaşacaksınız.
Medya yolsuzluk haberleri yarışı yapmak yerine, yağcılık yarışı yapıyor!
Türkiye’de yolsuzlukların giderek arttığını yazmak da, uluslar arası kuruluşlara kalıyor!
Saydamlık örgütleri de, böylesine ileri demokrasiye ve yalaka medyaya şapka çıkarıyor!
* * *
AKP’nin Suriye politikası da çöktü. Hem de ne çöküş!
Başbakan Erdoğan “Esed’in günleri sayılı, o artık gidici!” dedi.
Esed gitmedi, ama Türkiye’nin elindeki kozlar gitti.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye’nin koruması altındaki Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK) muhalif cepheyi yeterince temsil etmediğini söyledi.
Bundan böyle Suriyeli muhalifleri Ulusal Konsey’de kimlerin temsil edeceğine Türkiye değil, ABD ve Katar karar verecek.
Konseyin çalışma üssü de Katar’ın başkenti Doha olacak.
Peki bu gelişmeler ne anlama
geliyor?
Clinton bu kararıyla en başta Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na anlamlı bir mesaj veriyor.
A.B.D. Dışişleri Bakanı “Suriye”deki muhalif direnişi El Kaide ve Selefi destekli Müslüman Kardeşler örgütlenmesine teslim etmeyeceğiz” demeye getiriyor.
Böylece Davutoğlu’nun “Ortadoğu’yu yeniden inşa etme” rüyası, pek ötelere gitmeden daha Suriye sınırında, duvara toslamış oluyor.
Türkiye, sahada oyun kurucu olmaktan çıkarılıp, tribünlere gönderiliyor!
* * *
İktidar kontrolü kaybetmiş durumda.
Türkiye’yi yönetmekte zorlanıyor.
Tıpkı yokuş aşağı inerken frenleri boşalmış bir kamyon gibi, tehlikelere sürüklüyor.
Şok üstüne şok yaşanıyor.
PKK tanık, TSK sanık, ülkeye ve demokrasiye “yazık” oluyor.
