Gizli tanık terörü
Gizli tanık terörü Sevgili okuyucularım, Türkiye’de inanılmaz bir gizli tanık terörü yaşanıyor. Bu teröre, ya da bu rezalete, bildiğim kadarıyla sadece Silivri mahkemelerinde tanık
oluyoruz.
Gerek Ergenekon ve gerekse Balyoz davalarında, piyasaya çok sayıda gizli tanık çıktı.
Bu davalarda yargılanan ve nice hukuksuzlukla boğuşan sanıklar aleyhine konuşan, ya da
konuşturulan birileri var.
Gizli tanıklar!
Kim olduğu sadece mahkeme tarafından bilinen bu adamlar mahkemeye getiriliyor, hemen
her duruşmada esip gürlüyor, masum insanları gaddarca suçluyorlar.Mahkemenin ve sanıkların önünde değil de, özel bir odada ifade verirken sesleri teknik olanaklarla
değiştiriliyor. Yüzleri görülmüyor.
Sanıklar, kendilerini suçlayan bu şahısların kim olduğunu bilmiyor.
Bir sürü kerameti kendinden menkul adam piyasaya sürülüp gizli tanık olmaları sağlanıyor.
Duruşma öncesinde onlarla belki pazarlık yapılıyor, kendilerine şu veya bu biçimde para veriliyor, ya da başka maddi ve manevi olanaklar sağlanıyor.
* * *
Hayatın her aşamasında hepimizin karşısına böyle gizli tanıklar çıkarılması mümkündür.
Verir ifadesini… Örneğin der ki “Ben onu yıllardır tanırım. Terör örgütüyle ilişkisi
vardır. Aynı zamanda çocuk tacizcisidir, tecavüzcüdür, zamanında uyuşturucu
ticareti yapmıştır, silah kaçakçılığına da bulaşmıştır. Ayrıca kumar borçları vardır”…
Kimliği bilinmeyen gizli tanık herkesi böyle suçlayabilir… Ve bu suçlamalarla ceza almanız bir yana, yandaş medyanın tetikçileri üzerinize gelecek! Çamur at, izi kalsın!
Silivri’de işte bunlar oluyor. Masum insanların karşısına çıkarılan bu gibi kimliği bilinmeyen yüreksiz ve onursuz adamlar yalan söyleyip herkesi alabildiğince suçluyor…
Ve işin en kötüsü, yargı bu gibilerin tanıklığını kabul ediyor, onların suçlamaları doğrultusunda kararlar veriyor.
* * *
Geçenlerde Yüksel Dilsiz isimli bir gizli tanığın marifetleri ortaya çıktı. Ergenekon
duruşmalarında “Ahmet Faruk” kod adıyla tanıklık yapmış, insanları suçlamıştı. Sonra gerçek kimliği açığa çıktı ve medyada yer buldu.
Bu şahıs Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış ve küçük yaşta erkek çocuğa tecavüzden 31 yıl hapis cezası almıştı. Daha önce de sekiz ayrı küçük çocuğa tecavüz suçları vardı ve halen hapishanede!
Kendi ifadesine göre, Nur cemaatinde yetişmiş.
Yine Ergenekon davasında Danıştay saldırısıyla ilgili- gizli tanık olarak dinlenen, pek çok kişiyi suçlayan ve gerçek ismi zamanla ortaya çıkan Osman Yıldırım. Geçmişte aldığı cezalar şöyle:
Kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımaktan dokuz yıl hapis. Nüfus kağıdında sahtecilik yapmak. Öz yeğenine fuhuş yaptırmaktan iki yıl altı ay hapis. (Bir de ablasını öldürmekten 20 yıl hapis aldığı kayıtlarda geçiyor ama onu belgeleyemedim.) Bu şahıs da halen hapishanede.
Üç hafta önce Ergenekon davasında gizli tanık Aydos dinleniyor, Arap asıllı bir şahsın yemeğine otobüs molası sırasında ilaç atıp uyuttuğunu ve parasını çaldığını anlatıyordu. Avukatların “Kaç yaşındasınız” sorusunu sormasına bile mahkeme başkanı izin vermedi. “Sorunuz kabul edilmedi. Doğum tarihini biz biliyoruz. Devam ederseniz mikrofonu keserim” dedi.
Adaletin adam yerine koyup değer verdiği, suçlamaları üzerine hüküm kurduğu şu gizli tanıklara bakar mısınız!
Tutuklu sanıkların ve avukatlarının bunlara soru sorması bile mahkeme tarafından ‘Kimliği ortaya çıkar’ gerekçesiyle sık sık yasaklanıyor.
* * *
Şimdi piyasaya gizli tanık “Deniz” çıkarıldı. Önceki ifadelerinde sanıkları suçlamıştı. Bu şahıs önceki gün mahkemeye yine gizli tanık kimliği ile getirildiğinde, bu kez gerçek
kimliği ile ifade vermek istediğini söyledi.
Gizli tanık odasında kimliğini açıkladı:
PKK’nın Apo’dan sonra iki numaralı adamı, 33 askerimizin katili, itirafçı Şemdin Sakık!
Adamı yatmakta olduğu Diyarbakır cezaevinden getirmişler, Türk ordusunun o günkü komutanlarını, ama özellikle de Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük‘ü suçlamasını sağlıyorlar!
Acaba bunları söylemesi karşılığında kendisine neler vaat edildi?..
Çünkü bu “İtirafçı uslu çocuk” Diyarbakır cezaevinde krallar gibi yaşatılıyor. Bilgisayarı bile var! Aynen Apo‘nun İmralı’da yaşatıldığı gibi. Ne dersen onu söyler!
* * *
Silivri mahkemeleri dışında Türkiye’de gizli tanık dinlendiğini hiç duydunuz mu?
Elbette ki duymadınız. Adına ne derseniz deyin, gizli tanık terörü, gizli tanık rezaleti,
sadece Silivri’de karşımıza çıkıyor.
Bilmeyenler için ilginç bir hususu da açıklamak isterim. Bu gizli tanıkların kimliği öğrenilse bile, açıklamak yasak!
Açıklayana hapis cezası var.
Mahkemede bunlara avukatlar veya sanıklar tarafından sorulması gereken soruların
çoğu da yasak! Israr eden ceza alıyor.Şu işe bakınız ki, bugüne kadar Ergenekon
duruşmalarında tam 44 gizli tanık dinlendi. Bu kimliği belirsiz kişiler önlerine gelen herkesi suçladılar ve suçluyorlar.Onurlu, korkmayan, sözünün arkasında duracak, suçlamalarını belgeleyecek bir kimse gizli tanık olur mu? Özel bir odada peynir kokusuna gelmiş fare gibi ifade verip insanları suçlar mı?
Unutmayın, bu rezalet her an herkesin başına gelebilir. Birkaç gizli tanık bulup satın alırlar, sizi de akla hayale gelmeyecek şeylerle suçlatırlar!.. İşte o zaman aldınız başınıza belayı.
Şimdi buradan uyarıyorum!.. Bu gizli tanıklar 28 Şubat davası başlayınca yine karşımıza
çıkarılacak. Herhalde şimdiden hazır edilmişlerdir!
Böyle bol kepçe gizli tanıklı adalet olur mu, böyle yargı olur mu?
Mavi Marmara komedisi
Şeriatçı kesim, Mayıs 2010’da Gazze’ye yardım kisvesi altında Mavi Marmara gemisini 490
kişiyle yola çıkardı. İsrail, gemi yoldayken açıklama yaptı:
“İzinsiz geliyorsunuz, yasadışı bir iş yapıyorsunuz. Derhal geri dönün. Aksi takdirde, karasularımıza girerseniz gemi silah zoruyla durdurulacaktır.”
Olacaklar belliydi. Ama bu işin arkasında AKP desteği vardı. Gemi Ankara’dan verilen emir doğrultusunda durdurulmadı, ilerledi ve İsrail komandolarının baskınına uğradı.
Dokuz kişi öldü. Şimdi İstanbul’da bu olayın davası başladı. Savcılık iddianamesine göre,
haklarında ağır hapis cezası istenen suçlular şunlar:
İsrail Genelkurmay Başkanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı ve
İstihbarat Örgütü Başkanı! Varsayalım bölücü Kürt örgütleri, bir Avrupa limanından örneğin
İskenderun’a büyük tantanalarla “Türkiye’nin ezdiği ve öldürdüğü Kürtlere yardım” gemisi yola çıkarmıştı. Türk hükümeti bu işin yasal olmadığını bildirmiş, gemi geri dönmezse operasyon yapılacağını açıklamıştı. Yine varsayalım karasularımıza giren gemi geri dönmedi, ordumuz operasyon yaptı ve gemideki bazı kimseler öldü.
Bunun sorumlusu Türk hükümeti mi olacaktı?
* * *
Arkasına hükümet desteği alan şeriatçı kesim, Mavi Marmara gemisini büyük törenler ve şamata ile yola çıkardı ve olanlar oldu. İsrail’e gidiyorlardı ama gemidekilerin pasaportu, İsrail vizesi yoktu. İşin perde arkasında sadece “Hükümetin iç siyaset oyunu” vardı.
Eğer o olayda dokuz kişi öldü ve bu nedenle dava açıldıysa, sanıkların arasında mutlaka bu işin düzenleyicileri ile birlikte bu olaya Ankara’dan yol ve gaz veren hükümet üyelerinin de olması gerekir…
Çünkü dokuz kişinin ölümünden onlar sorumludur. O insanları bile bile, İsrail’in uyarılarına rağmen ölüme gönderen onlardır.
Aksi takdirde bu dava uluslararası kamuoyunda “Komedi” olarak tanımlanır.
