Bahçeli üzerinden Tayyip kazandı
Sevgili okuyucularım, MHP kongresinde Devlet Bahçeli bir kez daha kazandı ve genel başkan seçildi. Kutlarım, başarılarının devamını dilerim!
Burada Bahçeli aleyhine yazılar yazıyorum. Ancak şunu herkes iyi bilsin, ne kendisi, ne de partisiyle bir alıp veremediğim yoktur. Tam tersine Bahçeli namuslu, düzgün adamdır. Bugüne kadar hiçbir lekeli işe, şaibeye bulaşmayan temiz bir ismi vardır. Kendisi yemediği gibi, çevresine de yedirmez. Yiyen olursa üzerine gider.
Bunlar işin artı tarafı.
Ancak bir de eksi tarafı var ki, çok önemlidir. Bir muhalefet partisinin genel başkanı olan, partisinin politikalarını belirleyen Devlet Bahçeli, ne yazık ki AKP’nin stepnesi, can simidi, koltuk değneği olmuş durumda. İktidar partisi ne zaman zora düşse, ne zaman Türkiye üzerinde yeni bir oyun oynamaya kalkışsa, ya da ne zaman anayasa değişikliği gibi önemli konuları gündeme taşısa, yanında destekçi olarak MHP’yi buluyor.
Böylesine bir muhalefet güldürüsü hiçbir demokraside olamaz!
Hiç kuşkunuz olmasın, Devlet Bey şimdi kongreyi bir kez daha kazandı ya, bu olaya kendisinden çok daha fazla sevinen Tayyip oldu!
Herhalde yalnız olduğu bir ortamda ellerini havaya kaldırıp “Allahım sana çok şükürler olsun ki, sevgili Bahçeli’nin başına bir iş gelmedi. Kongreden yine galip ayrıldı. Onun desteğini partimizden hiçbir zaman esirgeme yarabbim” diye dua etmiştir.
Eğer etmediyse, ayıp etmiştir!
* * *
MHP, Türkiye’de milliyetçimuhafazakar tabanın partisidir. Bu taban önemlidir, saygı duyulması gereken büyük bir kitledir. Geçmiş yıllarda partiyi ülkücü gençlik temsil ederdi. Her konuda ağırlığı olan, özellikle gençlerden oluşan bir kesimdi. Geçmiş yıllarda çeşitli zamanlarda silaha ve teröre bulaştılar, acılar çektiler, sonuçlarına katlandılar. Bahçeli’nin bence en büyük hatası, ülkücü gençliği yok etmek oldu.
Dernekleri belki halen var ama etkinlikleri yok!
Bahçeli onları sokaktan çekerken, vur deyince öldürdü ve neredeyse sıfırladı.
Partisi veya kendisi bugün bir miting yapmaya kalkışsa, acaba oraya kaç bin kişi gelir?
Zaten öyle bir niyeti yok! Meydanlara seçimden seçime çıkabiliyor çünkü kendisine destek vermesi gereken tabanını, özellikle gençlik kesimini yok etti. Türkiye’de Bahçeli’yi ve partisini rahatsız edecek nice olaylar yaşanıyor. Siz beyefendinin herhangi bir toplantısını, mitingini izliyor musunuz! Ya da onun herhangi bir çabasından haberdar oluyor musunuz!
Varsa yoksa salı günleri Meclis’te yapılan parti grup toplantısında bir konuşma yapmak!.. Hepsi bu kadar!
* * *
Tayyip bundan kısa süre önce yeni bir anayasa değişikliğini gündeme getirdi. AKP’nin çıkarları açısından hesabını yapmış ve yerel seçimlerin M0art 2014 yerine Ekim 2013’te yapılmasına, yani altı ay erkene çekilmesine karar vermişti. Bu kararı neden verdiğini bilemem de, kendi gerekçesine göre “Seçimin kış aylarında yapılması uygun düşmüyor, zorluklar getiriyordu!” Oysa bundan önceki yerel seçimler de Mart 2009’da yapılmıştı.
Devlet Bahçeli, AKP’nin bu tezgahına yine balıklama dalmayı başardı ve Meclis’teki oylamada partisiyle birlikte “Evet” oyu kullandı. AKP’ye yine can simidi, koltuk değneği, stepne olmayı içine sindirdi. İyi ki hem AKP, hem de MHP içerisinde sağduyu sahibi birkaç milletvekili vardı. Bunlar gizli oylamada “Hayır” oyu
verdiler. Tasarı yetersiz oyla kabul edildi. Aralık ayında referanduma gidilmesi
gerekiyordu.
AKP bu ortamda referandum yapılmasından korkuyordu çünkü milletin tepkisi giderek artıyordu ve sandıktan “Hayır” çıkabilirdi.
Bu kez devreye “Çankaya’daki kurtarıcı (!)” girdi. Önüne gelen her şeyi otomatik olarak imzalayan Bay Abdullah Gül, önüne gelen bu yasayı geri çevirdi. Hesabı şöyleydi:
Yasa ikinci kez görüşülürken gerek AKP ve gerekse MHP, evet oyu vermeyen milletvekillerini sıkı markaja alacaklar, evet oyu vermelerini sağlayacaklar ve anayasa değişikliği bu kez referandum koşulu olmadan kabul edilecekti!
İkiz kardeşler Tayyip ve Bahçeli çok mutlu oldular!
Fakat gelin görün ki, bu komediye son noktayı Tayyip koydu. Partisinin
Kızılcahamam kampında yerel seçimlerin normal zamanında, Mart 2014’te
yapılacağını açıklamak zorunda kaldı.
Bu kez herhalde Bahçeli üzülmüştür!
* * *
Sevgili okuyucularım, Meclis’te yer alan bir partinin genel başkanını düşününüz ki, partisinin kongresinden birkaç gün önce MİT’e avukatı aracılığı ile bir dilekçe
verdiriyor. Soru şu:
“Sayın Bahçeli MİT görevlisi mi?”
Efendim, söylentiye göre rahmetli Alpaslan Türkeş’in doktoru tarafından birilerine gönderilen bir mektup varmış ve bu mektupta Bahçeli’nin “MİT ajanı” olduğu yazılıymış.
Mektup ortada yok da, mektubu gördüğünü iddia edenler var. Koskoca bir partinin genel başkanı bu durumda, kongreden birkaç gün önce MİT’e resmen başvuruda bulunup “Ajan olup olmadığını” soruyor!
MİT derhal yanıt veriyor ve şunu demeye getiriyor:
“Ajan olmadığınız, bizim görevlimiz olmadığınız kayıtlarımızdan
saptanmıştır!”
Valla kendimi bildim bileli bu ülkede
yaşarım, bugüne kadar herhangi bir siyasi parti başkanının MİT’e böyle bir başvuruda bulunduğunu duymadım, görmedim,
bilmedim!
Ayıptır yahu, ayıptır!.. Koskoca bir genel başkana yakışır mı bu yaptığı?
Varsayalım herhangi bir kişi, dünyanın herhangi bir istihbarat örgütüne böyle bir
dilekçe verdi. Hangi istihbarat örgütü,
kendisi adına çalışan birinin ismini açıklayıp onu deşifre eder? Bu mümkün müdür?
Devlet Bahçeli öyle bir şey yaptı ki, sonsuza kadar unutulmayacaktır!
Bırakın partisini bir yana, kendini küçük düşürdü…
Üstelik Türkiye ve dünya siyasi kara mizah tarihine yeni bir sayfa
eklemiş oldu.
* * *
MHP’yi ciddiye alıyorum çünkü Meclis’te CHP’den sonra ikinci büyük muhalefet partisi. Son kongreyi Bahçeli kazandı ama biraz deşeleyince altında başka gerçekler var. Kendisinin oyları epeyce düşerken, rakibi Koray Aydın’ın oyları yükseldi. Delegelerin tümünün Bahçeli yönetimi
tarafından seçildiği bir partide Koray Aydın’ın büyük başarısıdır. Kurallara göre, delegelerin beşte birinin imzasıyla olağanüstü genel kurul toplamak mümkün. Koray Aydın beşte birden çok daha fazla oy almayı başardı.
Bu demektir ki, bundan sonra Devlet Bahçeli’nin başında Demokles’in Kılıcı asılı olacak.
Bu suçlamalardan kurtulması için bundan sonra yapması gerekenler belli:
AKP’nin dümen suyundan, koltuk değneği olmaktan, bu ayıplardan kurtulmak ve adam gibi muhalefet yapmak…
Şimdi Tayyip ellerini ovuşturuyor:
“Ohhh, çok mutluyum… Adamımız yine kazandı!..”
Haklıdır çünkü Devlet Bahçeli üzerinden kazanan Tayyip oldu.
Her ikisini de kutluyorum, daha nice başarılar diliyorum!
Bundan sonrasını hep birlikte göreceğiz, notumuzu ona göre vereceğiz.
