Cezaevinde bulunan insanlar, haklarında ortaya atılan iddialara karşı kendilerini savunabilmek için belge-bilgiye ulaşmak isterler. Ancak, cezaevinde bulunanlar, bu tür belgelere ulaşmalarında inanılmaz zorluklar yaşıyorlar. Jandarma Genel Komutanlığı’nın, tutuklu askerlerin istedikleri belgeler konusundaki tutumu, zaten sıkıntılı olan askerlerin işini daha da zorlaştırıyor, mahkeme karşısında neredeyse “yalancı” duruma düşürüyor.
“Araştırmacı-yazar” denilince bunu hak eden isimlerin başında kuşkusuz Soner Yalçın gelir. ODATV’nin sahibi olan Soner Yalçın, kendi durumuyla benzerlik gösteren soruşturmalar da, bununla ilgili Cumhuriyet savcılıklarının verdiği kararlara ulaştığında şaşkınlığı daha da artıyordur.
“Ergenekon’un Konya ayağı” diye
Kamuoyunda “Ergenekon” olarak bilinen soruşturmanın ve buna bağlı operasyonların yaygın bir biçimde devam ettiği günlerde, bir operasyon da Konya’da yapıldı ve 27 kişi gözaltına alındı. “Ergenekon Analiz Yönetim ve Geliştirme Projesi”, “Devletin yeniden yapılanması için öneriler”, “Lobi”, “Ulusal Medya 2001”, “Dinamik Ulusal Güç Birliği” gibi belgelere el konuldu.
Fezlekede, şüphelilerden Ahmet Akgül’ün, başta ABD, Avrupa Birliği, İsrail, hükümet ve Ergenekon adıyla bilinen soruşturmayı eleştiren yazıları yazdığı, konferans ve panellerde konuşmaları olduğu belirtiliyor, “Bu kişiler, aralarında yaptıkları telefon konuşmalarında hükümetin yıkılacağı, ekonomik kriz çıkacağı konusunda tahmin ve temennilerde bulunuyorlar” deniliyor.
Emniyet, bazı sanıkları “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekle” bazılarını da bu örgüte üye olmakla suçluyor. “Silahlı terör örgütü” denilmesinin nedeni de, şüphelilerden birisinin silahla yaralama olayına karışması. Dahası, “Milli Çözüm” dergisinin de Ergenekon örgütünün basın kuruluşlarından birisi olduğu vurgulanıyor.
Dosya, Konya’dan, Adana Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi. Soruşturmayı Cumhuriyet Savcısı Mehmet Düzgün yürüttü. Anlaşıldı ki silahla yaralama olayının örgütsel yapıyla hiçbir ilişkisi yok. Cumhuriyet Savcısı, yaralama olayının tamamen kişisel nedenlerden kaynaklandığını belirledi. “Milli Çözüm” dergisinde yer alan yazılar gerekçe gösterilerek, derginin “Ergenekon örgütü”nce kurulduğu belirtildi. Savcı, bunun kabulünün mümkün olmadığı sonucuna vardı.
Fezlekede, şüphelilerden Ahmet Akgül’ün, başta ABD, Avrupa Birliği, İsrail, hükümet ve Ergenekon adıyla bilinen soruşturmayı eleştiren yazıları yazdığı, konferans ve panellerde konuşmaları olduğu belirtiliyor, “Bu kişiler, aralarında yaptıkları telefon konuşmalarında hükümetin yıkılacağı, ekonomik kriz çıkacağı konusunda tahmin ve temennilerde bulunuyorlar” deniliyor.
Emniyet, bazı sanıkları “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekle” bazılarını da bu örgüte üye olmakla suçluyor. “Silahlı terör örgütü” denilmesinin nedeni de, şüphelilerden birisinin silahla yaralama olayına karışması. Dahası, “Milli Çözüm” dergisinin de Ergenekon örgütünün basın kuruluşlarından birisi olduğu vurgulanıyor.
Dosya, Konya’dan, Adana Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi. Soruşturmayı Cumhuriyet Savcısı Mehmet Düzgün yürüttü. Anlaşıldı ki silahla yaralama olayının örgütsel yapıyla hiçbir ilişkisi yok. Cumhuriyet Savcısı, yaralama olayının tamamen kişisel nedenlerden kaynaklandığını belirledi. “Milli Çözüm” dergisinde yer alan yazılar gerekçe gösterilerek, derginin “Ergenekon örgütü”nce kurulduğu belirtildi. Savcı, bunun kabulünün mümkün olmadığı sonucuna vardı.
3 tabanca 300 mermi
Yakalanan sanıklar üzerinde toplam 3 tabanca, 300 civarında mermi bulundu. Fezlekede, şüpheliler “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek”le suçlanıyor. Cumhuriyet Savcısı ise “kovuşturmaya yer olmadığı” yönündeki kararında “Bir grubun bu suçu işleyebilmesi için silahlı bir güce sahip olması veya silahlı bir gücü kontrol etmesi gerektiği, şüphelilerden ele geçen silahlar itibariyle bu güçte olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, silahlı bir gücü de kontrol ettiğinden bahsedilemez” diyor.
Daha mı ne deniliyor? Şüphelilerden Ahmet Akgül’ün hükümeti, Ergenekon soruşturmasını, ABD, İsrail ve AB’yi eleştirmesi, şüphelilerin aralarında yaptığı konuşmaları “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı silahlı isyana tahrik etmek” olarak nitelendiriliyor. Oysa, Cumhuriyet Savcısı Düzgün, kararında “Kişilerin konuşmalarında darbe olacağı konusundaki tahminlerinin, silahlı isyana tahrik olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır” diyor.
Daha mı ne deniliyor? Şüphelilerden Ahmet Akgül’ün hükümeti, Ergenekon soruşturmasını, ABD, İsrail ve AB’yi eleştirmesi, şüphelilerin aralarında yaptığı konuşmaları “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı silahlı isyana tahrik etmek” olarak nitelendiriliyor. Oysa, Cumhuriyet Savcısı Düzgün, kararında “Kişilerin konuşmalarında darbe olacağı konusundaki tahminlerinin, silahlı isyana tahrik olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır” diyor.
“Devlet güvenliğiyle ilgili belgeler”
Şüphelilerden Nail Kızılkan, Erdoğan Pişkin, Oğuzhan Çıldır ve Mahmut Behriz’de Milli Güvenlik Kurulu’nun 28 Şubat kararlarının fotokopisi ele geçirildi. Fezlekede şüphelilere “Devletin güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurmak” suçlaması yapıldı. Buna karşın Cumhuriyet Savcısı kararında “Bahsi geçen belgelerin değişik internet sitelerinde de mevcut olduğu, herkesin internetten kolayca temin edebileceklerini” belirtti ve bunun için takibata gerek olmadığına karar verdi.
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Düzgün’ün 19 Ocak 2009 tarihinde verdiği “kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin kararı, şüphelileri “Ergenekon Davasının sanıkları” arasında olmaktan kurtardı. Bu olayı araştırırken Soner Yalçın ve arkadaşlarının durumunu düşünüyorsunuz. Yalçın bu durumda herhalde şunları sorardı:
“İslamcı Milli Çözüm dergisiyle, ODATV soruşturmasının farkı nedir? Üstelik Milli Çözüm dergisinde silah var, yaralama var. İkisi de Ergenekon iddiasıyla operasyona uğradı. Birinde ‘kovuşturmaya yer yoktur’ kararı varken Soner Yalçın 2 yıldır tutuklu yargılanıyor!!! Neden?”
Bildiğim bir şeyi söyleyeyim, “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı veren Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Düzgün’ün, özel yetkisi alındı ve o şimdi Adana Adliyesi’nde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyor…
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Düzgün’ün 19 Ocak 2009 tarihinde verdiği “kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin kararı, şüphelileri “Ergenekon Davasının sanıkları” arasında olmaktan kurtardı. Bu olayı araştırırken Soner Yalçın ve arkadaşlarının durumunu düşünüyorsunuz. Yalçın bu durumda herhalde şunları sorardı:
“İslamcı Milli Çözüm dergisiyle, ODATV soruşturmasının farkı nedir? Üstelik Milli Çözüm dergisinde silah var, yaralama var. İkisi de Ergenekon iddiasıyla operasyona uğradı. Birinde ‘kovuşturmaya yer yoktur’ kararı varken Soner Yalçın 2 yıldır tutuklu yargılanıyor!!! Neden?”
Bildiğim bir şeyi söyleyeyim, “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı veren Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Düzgün’ün, özel yetkisi alındı ve o şimdi Adana Adliyesi’nde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyor…
