Bazı televizyon programları

Eski okurlar hatırlayacaklar, Yargıtay kararlarını yayınlar, ileride bugünlerin Türkiye’sini araştırıp yazacak toplum bilimciler, siyaset bilimciler ve hukukçular bunlardan yararlanarak Türkiye’nin nasıl yaşadığını anlayacaklar, derdik…
Şimdi de televizyonlardaki bazı programlar 2 binli yılların başında Türkiye’deki toplumun göstergesi oluyor.
Mesela, evlilik programları, birer toplum araştırma merkezleri…
Evlenmek isteyenlerin, ortak bir hayatı sürdürebilmek için en çok sordukları soru şu; özellikle kadınlar:
“Aylık gelirin ne? Evin var mı?”
* * *
Bir de sorulu cevaplı televizyon programları var, geçen pazartesi onlardan birine rastladık, “dini” bir programdı: “Önden gidenler.”
Yönetmen Ömer Döngeloğlu, konuğu da Prof. Dr. Cevat Akşit, “Kanal 7”de yayınlanıyordu, telefonla katılanlar vardı.
Anladığımız kadarıyla sayın profesör hem hukukçu, hem iktisatçı, hem de ilahiyatçı…
Mesela bir soru:
“Balık yenen eve cinler girermiş!”
“Hoca” güldü:
“Taze bir lüfer bulursan getir birlikte yiyelim!”
Ya tavuk?
Sayın profesör kusura bakmayın ama, dedikleri bize biraz karışık geldi, anlayacağımız şu, 20 yıl sonra “Hocamız”a bir Müslüman, tavuğun nasıl pişirildiğini anlatmış, ondan sonra da yemeye başlamış…
* * *
Diş doldurmanın İslamiyet’e aykırı bir yanı yok, nasıl kolumuzdaki, bacağımızdaki yarayı sarıyorsak dolgu da dişin yarasını sarıyor, sakıncası yok!
Resmi nikâhtan boşansan bile dini nikâh yapmışsan boşanmış sayılmazsın, çünkü boşanma hakkı kocanındır, erkek “boşadım” derse boşanılır.
Eşcinsellik demeyin, sayın profesörün en kızgın anı bu konuda verdiği cevaptı. Hele “Allah böyle yarattı!” diyenlere ateş püskürüyordu… “Allah’a iftira edip günaha girmesinler, onlar hastadır, gidip kendilerini tedavi ettirsinler” diyordu. Hocamız eşcinselleri polise, savcılığa şikâyet etmelerini de önerdi. “Avrupa bunların yüzünden battı, sırada Amerika var” diyordu.
* * *
“Eşimle cinsel ilişkiden sonra hemen gusül abdesti almak gerekir mi?”
“Uykun varsa uyu, sabah namazından önce kalk yıkan!”
“Cinsel ilişkiden sonra karı koca birlikte yıkanabilirler mi?”
“Hoca” çok kızdı:
“Böyle saçma soru olur mu? Biraz önce yatakta değiller miydi?”
* * *
Eğer bir mülkün varsa, onu bankaya kiraya veremezsin, faiz haramdır, bankadan aldığın kira da bu yüzden haramdır.
İslamiyet’te evlatlık yoktur, bu yüzden evlatlıklar mirasa giremezler.
Kürtaj cinayettir.
Çocuklarından birine, Allah’ın sıfatlarından birini isim olarak vermek zorunlu değildir ama, eğer verirsen çocuğa kötü laf etme.
Dırdır boşanma sebebi değildir.
* * *
Haaa burası çok önemli, dikkat ederiz, her düğünde en önce kadınlar, kızlar fırlayıp oynarlar.
Olmaz oynayamazlar, “hocamız” sınırı koydu:
“Kadınlar yabancı erkeklerin önünde göbek atamazlar.”
Ne zaman atabilirler?
Kadın kadına oldukları zaman…
Kapayın kapıları pencereleri, ondan sonra vur patlasın çal oynasın…
* * *
“Başörtüsü farzdır, Allah’ın emridir, ama sen bunu bile bile yani günah olduğunu bile bile, Allah günahımı affetsin deyip başını açarsan, onu Allah bilir. Ama ‘başörtüsü ne demek?’ dedin mi Allah’ın emrine karşı gelmiş olursun.”
Program çok daha çok uzundu, ancak özetleyebildik, Türkiye’de bazı insanların tutum ve davranışları hakkında bilgi sahibi oldunuz.
* * *
Pakize Suda’nın bir programı var, elinde mikrofon sokakta karşılaştığına, gözüne kestirdiğine soruyor…
Mesela?
Suriye sınırında olan illerimiz hangileridir.
On kişiden belki iki kişi bildi o da yarım yamalak, Kıbrıs’ı bile Suriye’ye komşu yapanlar çıktı.
Geçen hafta da “Gazze”yi sordu…
Bari biri bilebilseydi…

Hasan Pulur
Milliyet