Kutay Hakverdigil yazdı: "Kanla Beslenenler…"


O kadar boş geliyor ki artık bir şeyler söylemek. İyi günler, iyi akşamlar gibi her gün kullandığımız cümleler haline geldiler malesef. ” Artık analar ağlamasın! ”; ” Bu kez son olsun! ”, ” Kahrolsun PKK! ”... Her gün, her dakika şehit haberleri almaktan artık çok sıkıldık. Peki daha önce de sıkılmamış mıydık?
Herkes söylüyor, ” Artık yeter! ” daha önce de yetmemiş miydi? 2-3 gün içinde yine unutacağız. Yaşamlarımıza devam edeceğiz. Ta ki bir sonraki saldırıya kadar, ta ki bir sonraki şehit haberine kadar… Ateş düştüğü yeri yakar. O kadar doğru bir söz ki. Şu an o 24 ailenin evinde yaşananları düşünebiliyor musunuz? O aileler bir daha asla kendilerine gelemeyecek. Televizyonda duydukları her yeni şehit haberinde acıları bir kez daha canlanacak. Ama biz unutup hayatlarımıza devam edeceğiz. Peki herkesin bir olmasını sağlamak için, herkesin önceliğinin şu terör denilen illet olması için ne yapmalıyız? Her aileden biri şehit düşene kadar böyle devam mı edecek?
Artık PKK’nın amacını, var oluş sebebini, derdini falan tartışmak saçma. Bilinen ve gayet açık olan bir şey. Barış istemedikleri, tek dertlerinin kan olduğu, sosyalizmle alakası olmayan faşist düşünceye hakim azılı bir terör örgütü olduğu artık herkes tarafından aşikar. Peki ne yapılacak? Ne yapılmalı? Herkesin kendisine göre bir cevabı var bu soruya. Fakat bu sorunun cevabını bilmesi gereken esas yer hükümet, ama onlardan da tek bir ses yok. Sadece ” En ağır şekilde karşılık verilecek. ” deniyor. Her saldırı sonrası söylediğiniz bu yalanı artık kimse yemiyor, fark edemiyor musunuz?
***
Hükümet yetkililerinin her terör saldırısı sonrası aynı şeyi söylemesi sanırım herkesin dikkatini çekti. ” Artık bıçak kemiğe dayandı. ” sözü ise 5-6 hükümettir devam ediyor. Abdullah Gül‘ün intikam yemini, Tayyip‘in ” Misliyle ödeyecekler! ” sözü o kadar yapmacık geliyor ki kulağa. Ayda 2-3 kez duyuyoruz bu sözleri. Her terör saldırısı sonrası klasikleşmiş sözler, televizyonlarda şehit haberleri, ağlayan anneler. Peki atılan en ufak bir adım var mı? Yok.
Gerçi hükümet 2 yıl önce bir adım atmıştı. 2 yıl sonra meyvelerin toplandığı bir adım…
30 PKK’lı…

Habur sınır kapısında. Ellerinde PKK bayrakları, Apo fotoğrafları.
BDP otobüslerinde sınırdan giriş yapıyorlar, yüzlerce PKK yandaşı onları karşılıyor, şarkı türkü söylüyor.
Kurulan çadır mahkemelerinde yargılanıp anında serbest bırakıyorlar.
2 yıl geçti ardından. 19 Ekim 2009′da gerçekleşen bu vahim olayın tam 2 yıl sonrasında 24 şehit, 18 yaralı verdik. Kürt açılımının en vahim ayağı ” Habur faciası ” böylece ülkede yaşanmış en kanlı terör saldırılarından biriyle son bulmuş oldu. Zamanlaması gerçekten dikkat çekiciydi. Alenen devlete ve askere ” Buralar bizden sorulur. ” dendi. Ayrıca saldırıdan birkaç gün önce bölgeyi Abdullah Gül‘ün ziyaret etmiş olması da ilginç. PKK’nın niye bu bölgeyi seçtiği bence Cumhurbaşkanı’nın ziyaretiyle ilişkili. Açık açık diyorlar ki, ” Gerekirse Cumhurbaşkanı’nızı bile yok ederiz… ”
***
Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü... Onların açıklamalarını o kadar merak ediyorum ki. Ama niyeyse böyle vahim olaylar sonrası hiç konuşmuyorlar. Diğer BDP’liler hakkında yorum yapmaya gerek duymuyorum. Zaten fikren ve zihnen ne seviyedeler, faşist terör örgütü PKK‘nın propagandasını nasıl yapıyorlar biliyoruz. Fakat bu iki insan kendisini ” Sosyalist ” olarak gören iki insan. Sormak istiyorum onlara, bu mudur sosyalizm? Bu mudur sol?
Sol, kan dökmekse eğer.
Çoluk çocuk, kadın fark etmeksizin katletmekse sivilleri…
Halı saha maçı yapan ve o an sivil durumda bulunan polislere kurşun sıkmaksa…
Mühendis kaçırmaksa, doktor kaçırmaksa, asker kaçırmaksa,
Arabasıyla eve giden 4 kadını patlatmaksa,
20 yaşında niye orada olduğunu bilmeyen ve henüz silah bile tutamayan erleri kurşun yağmuruna tutmaksa sol…
Ben sol görüşlü değilim, ben sosyal demokrat değilim. Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok solu çok yanlış anlamış, yanlış yorumlamış. Biz sosyal demokrat değilmişiz. Halktan yana değil, halkçı değilmişiz. Solculuk, sosyal demokratlık, halkçılık sizinkiyse eğer; biz her şeyi yanlış anlamışız.

KUTAY HAKVERDİGİL
İLK KURŞUN