Kaç kere yazdım saymadım, ama bir kez daha satır başları ile yazacağım.
PKK terörünü bitirecek olan Türk milleti ve onu yöneten siyasi iradedir.
Terörden de şehitlerden de birinci dercede sorumlu olan siyasi iradedir.
Siyasi irade, iradesiz olduğu sürece şehitler devam edecektir.
Siyasi irade; ABD’ye,AB’ye, Barzani ve Talabani çapulcularına, Kukla Irak yönetimine bel bağladığı sürece onlar da hem koca Türkiye ile hem de terör örgütü ve ayrılıkçı Kürtlerle oynamaya devam edeceklerdir.
ABD hiç bir zaman gerekli ve yeterli istihbaratı vermeyecektir.
AB ülkeleri kendi topraklarındaki PKK etkinliklerine ses çıkarmayacaktır, ta ki kendi canlarını acıtana kadar.
Irak, askerini PKK üzerine salmayacaktır. Kürt’ün Kürt’ü vurması ihanet olarak algılanmaktadır. Hiç bir Irak yönetimi ve K.Irak Kürdü bu sorumluluğun altına girmeyecektir.
ABD, Irak’ın hakimi de olsa, ülkeyi terk etse de, bizim için tek askerinin burnunun kanamasına izin vermeyecek, PKK üzerine gitmeyecektir.
Eğer “izin alalım da Irak’a girelim” denirse, çeşitli oyalama bahaneleri yaratarak sınır ötesi harekata da izin vermeyecektir. İzin verirse, kısa süreli ve mesafeli, kesin netice almayı sağlayıcı kapsamda olmayacak şekilde verecektir.
Bu yüce milletin kırılan gururunu yeniden kazanacak, şehitlerin kanının yerde kalmamasını, Türk ulusunun huzur ve birlik içinde yaşamasını sağlayacak tek çözüm Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kendi iradesini ortaya koyması ve kendi olanakları ile mücadeleyi sürdürme kararını vermesidir.
Bu devletin ve milletin bunu başaracak gücü vardır.
Ancak o güç,o gücü kullanacak siyasi irade tarafından zincirlenmiştir.
TSK’nın teröristle mücadelesine olanak sağlayan yasal dayanağı yok edilmiştir. Valilerin, olağan hallerdeki yetkileri ile terörle mücadele edilemez.
Kışlasına veya üs bölgesine bağlanmış asker, inisiyatifi teröriste bırakmış demektir ki, olay baştan kaybedilmiştir.
TSK’nın moral gücü yok derecesine indirilmiştir.
Hala, haftada, 15 günde bir bir-iki general amiral tutuklanmaktadır.
Terörle mücadelede yıldız olmuş kahramanların çoğu uydurma davalarla yargısız infaza tabi tutulmaktadır.
Dağdaki eşkıyayı etkisiz bırakanlara FAİLİ MEÇHUL‘lerin hesabı sorulmaktadır.
Devlet yetkilileri PKK ve sahtekar gizli tanıkların ağzı ile, dağda vurulan eşkıyayı FAİLİ MEÇHUL olarak nitelemektedir.
Daha iki gün önce İçişleri Bakanı, “PKK 1990′lara dönse de biz dönmeyeceğiz, faili meçhuller olmayacak” diye terör örgütüne moral vermiş, yıllardır terörle mücadele eden herkesi suçlamıştır.
34 şehidin verildiği iki gün sonunda Başbakan, sorumluluğun kendilerine yüklenmemesi, muhalefet ve medyanın eleştiride dikkatli olması uyarısını yapmıştır.
Bu kafalar ile terörle mücadele değil, yıllardır yapılan yanlışa devam edilerek TERÖRLE MÜZAKERE edilir.
Terör örgütü de gemi azıya alıp saldırır, taviz üstüne taviz ister. Ne verseniz de doymaz.
TBMM’ndeki yeminli temsilcileri de terörü kınamaz bile. Caka satarlar.
PKK’ya karşı verilen sert demeçlerin de hiç bir anlamı yoktur.
Mevcut durumda PKK ve iktidar; farklı yollardan, beraberce ülkeyi bölmeye gitmektedir.
Terörle mücadele edecekseniz ” Terör örgütü koşulsuz silah bırakana kadar hiçbir müzakere, iyileştirme yapılmayacaktır!” diyebiliyorsanız , tamam.
Yoksa havanda su dövmeye devam.
Açılımla da arkamızı terör örgütüne açarız o kadar…
Terörle mücadele körük gibi ciğer, mangal gibi yürek, demir gibi bilek ister.
Bunların hepsi Türk Milletinde ve Türk Askerinde vardır. Yeter ki zincirlerini çözün, önünü açın.
Acı ve üzüntümüz büyüktür. Kendini TÜRK HİSSEDENLERİN ve TÜRKLÜĞÜ İLE GURUR DUYANLARIN ortak duygusu budur.
Anaların, askerini sevenlerin, askerlerin yüreği yanar, ciğeri yanar.
Ciğeri beş para etmeyenlerin ne ciğeri ne de ulus olma gururunu tatmamış yüreği yanar.
Onların neresi yanar bilemem…
Naci BEŞTEPE
İLK KURŞUN