Tutuklu milletvekilleri sorununa kısa, kestirme bir özet yapabiliriz artık:
Hemdert çok ama? Soruna çözüm yok!
Bu özete hak vermek için Avrupa Birliği’nden sorumlu, AKP’li Bakan
Egemen Bağış’ın bu konudaki demecine bir göz atmak yeterli.
Bakanın açıkladığına göre Başbakan, AB ülkelerinde hangi tür suçlar için tutukluluk süresinin ne kadar olduğunu inceleyin diye emir buyurmuş. Döküm çıkarıp vermişler ve bu çalışma Bakanlar Kurulu’na da gelmiş.
Başbakan, bakanlar ve de Adalet Bakanı, tutukluluk sürelerinin uzun olmasından rahatsız imişler.
Hele başka ülkelerdeki, örneğin İngiltere’de 4 ay, Almanya’da 6 ay, Fransa ve Belçika’da en çok 1 yıl, İtalya, Portekiz, İspanya, Yunanistan’da en fazla 2 yıl ile sınırlı tutukluluk sürelerini görünce Başbakan ve hükümet üyelerinin, acaba hayret ve insaf duyguları kıpırdanmış mıdır diye düşünmekten kendini alamıyor insan.
***
Fakat ve ne yazık ki, tutuklu milletvekilleri sorununa çözüm arayışlarında yaya kalan sadece hükümet değil.
Haziran seçimlerinden sonraki süreçte tutuklu iki milletvekilinin tahliyesi sağlanmazsa Meclis’te (hatta yıllarca) and içmeyeceğini günlerce bir numaralı sorun yapan CHP de çözüm arayışlarında hareketsiz kalıyor. İktidarın sorumluluğuna ortak oluyor.
Tutuklu milletvekillerini, örneğin üç yıldır hakkında yargı kararı olmayan Mustafa Balbay’ı Silivri’deki özel mahkemenin tahliye etmeyeceği anlaşıldı.
Silivri yargıçlarının duruşmalarda tavırları da değişti. Örneğin Mustafa Balbay’ın milletvekili seçildikten sonra duruşmalarda yaptığı konuşmaları mahkeme başkanı daha sık kesmeye başladı.
Genel kanı: Sorunu ancak parlamento çözebilir!
Çözümü gerçekleştirmek için yasalarda değişiklik yapılması gerektiğini yadsıyan yok.
Ne var ki, dört aydır Adalet Bakanlığı tutukluluk sürelerinin makul düzeye nasıl indirilebileceğini araştırıp duruyor, lakin derde deva olacak yolu yöntemi; evet dört aydır, bir türlü saptayamıyor.
Hangi suçların süresini azaltacağını bir türlü karara bağlayamıyor.
Daha önemlisi hükümetteki suret-i haktan görünen kimileri (örneğin Bülent Arınç) terör, darbe gibi suçlamalarla tutuklu olanların uzun süre tutuklu kalmalarını ister görünen demeçler veriyorlar.
***
CHP kaynaklı haberler; Adalet Bakanlığı’ndaki çalışmanın sonuçlanmasının beklendiğini ve çıkacak raporu gördükten sonra sorunla ilgili stratejinin saptanacağı izlenimi veriyor.
Silivri’ye kalabalık milletvekilleri göndererek, mahkeme kapısında yöneticilerin verdiği demeçlerle veya anayasa çalışmalarında partinin öngördüğü dört koşuldan birinin tutuklu milletvekili sorunun çözümü olduğunu ifade eden Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun demeci ile kamuoyunu tutuklu milletvekilleri sorunu ile doğrudan ilgilendiğine inandıracağını sanıyorsa CHP; fevkalade yanılıyor, demektir…
Abant’taki toplantıları yansıtan gazete haberlerine göre:
CHP yönetimi ile, hatta -İsa Gök dışında- milletvekilleri arasında zahmet ve lütuf buyurup:
“Ya’vu bu sorun, ne AKP’nin ne de başka bir partinin sorunu. Bizim sorunumuz.
Meclis açıldığında öyle kükredik ki siyaset adeta deprem geçirdi.
Ya şimdi?.. Parti genel merkezinde bu konuda ne gibi çalışmalar yapılıyor (mu?).
Çözüm için kulis temaslarında AKP ile ortak bir tavır aranıyor mu?” diyen tek konuşmacı yok!
Balbay’a oy veren on binlerce İzmirli, CHP Genel Merkezi hakkında ne düşünüyor acaba?
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet