Ataç: AKP'den söke söke aldık
Tepebaşı Belediye Başkanı Ataç 12 Haziran'dan CHP il örgütlerini sorumlu tuttu:
Dr. Ahmet Ataç yıllarını Eskişehir’in merkez ilçesi Tepebaşı’na adayan bir diş hekimi. Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’le el ele imkânsızı gerçekleştiriyorlar. Bir zamanlar kıraç, bakımsız kent görünümündeki Eskişehir’i bugün “yaşanabilir şehirler” listesinin en tepe noktalarına getirmeyi başarıyorlar. Her taraf yemyeşil. Yıllar önce mide bulandırıcı kokusundan geçilmeyen Porsuk Çayı bugün masmavi akıyor. Porsuk kıyılarında kent halkının yazın yüzüp güneşlenebilmesi için plajlar oluşturulmuş. Eskişehir ve gururu ilçesi Tepebaşı aydınlık yüzleriyle halkını güldürüyor. Tepebaşı’nı dolaşırken bir yandan da Ahmet Ataç’la ayrıntılı bir konuşma yapıyoruz:
- 1999’da Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı, siz de Tepebaşı İlçesi Belediye Başkanı seçildikten sonra kente ortaklaşa hizmetler yaptınız. Bunları anlatır mısınız?
-Çok iyi bir partnerlik yaptık. İlk beş yılda Eskişehir’de çok önemli işler başardık. Plansız alanlar planlandı. Eskişehir’e Avrupa Yatırım Bankası’ndan 250 milyon dolarlık tramvay, Porsuk Çayı’nın düzenlenmesi, altyapı çalışmalarını gerçekleştirdik. O yıllarda Tepebaşı bölgesi bir kasaba görünümündeydi.
Plansız alanlar bizim Tepebaşı’nda iyi işler yapmamıza da yardımcı oldu. Örneğin, kent merkeziyle Anadolu Üniversitesi arasındaki çöküntü alanı olan fabrikalar bölgesi vardı. Bu alan yaklaşık 88 hektar civarında. O bölgenin de planlanması gerekiyordu. Orası Eskişehir’in ilk Organize Sanayi Bölgesi’ydi. Oradaki fabrikaların boşalmasıyla sanayi döneminin önemli mimari yapıları boş kaldı. Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu’nun tavsiyesiyle bunların önemli bölümü tescillendi. Çünkü bunlar mimari anlamda Eskişehir için önemli kaynaklardı. 2003’te o bölgenin planlamasını bitirdik ve hayata geçirdik.
Burada bulunduğumuz, Çamlıca Mahallesi’ndeki Hayrettin Karaca Parkı da 20 dönüm. Burayı birkaç ay önce açtık. Eskişehir’in bir başka nefes alacak noktası oldu. Bu planlamalar sonucu Tepebaşı bölgesinin daha çok hizmet sektörüne yönelmesi sağlandı. Burada şimdi oteller, alışveriş merkezleri, eğlence noktaları, bir kilometre uzunluğunda Barlar Sokağı’nı yaptık. Eskişehir dışından kim gelse buralara hayran kalıyor.
Büyükşehir ve Tepebaşı’nın işbirliği
- Peki, eğlence yerlerini, barları neden aynı yerlere yaptırıyorsunuz?
- Hem zabıta hem emniyet açısından denetimleri kolay oluyor. Burası bir öğrenci kenti de aynı zamanda. Öğrenci güzel ve sakin yaşamayı biliyor. Bunu bir kent kültürü olarak da görebiliriz. Burası barış içinde, dostça yaşayan bir kent.
Öğrenciler kentin bu güzelliğini görünce yurtlarda değil de kent içindeki evlerde yaşamayı tercih ediyorlar. Böylece apart olarak adlandırılan yeni yapılar oluşmaya başladı. Bunlar küçük daireler. Bunu bir ya da iki öğrenci tutuyor ve yaşıyor. Bu hem öğrenci hem de mal sahibinin lehine oluyor. Şimdi biz başka bir proje daha geliştirdik. İçinde bin kadar öğrencinin kalacağı, spor alanları, eğlence, yeme-içme, kültür mekânlarını kapsayacak bir kompleksin hazırlığı içindeyiz. Bunu önümüzdeki iki yıl içinde bitirmek istiyoruz. Türkiye’de öğrencilere yönelik böyle büyük bir kompleksin de ilk örneği olacak. Anadolu Üniversitesi’nin 2007’de yaptığı bir araştırmaya göre üniversite öğrencisinin yılda kente katma değeri bir katrilyon lira, bugünkü parayla bir milyar lira. 2007’den bu yana da bu tutar sanıyorum çok daha fazla artmıştır. Bir de kentimizde Osman Gazi Üniversitesi var. O üniversitenin öğrencileri de yaklaşık o kadar bir katma değer oluşturuyorsa Eskişehir’e üniversitelerden önemli girdiler sağlanıyor demektir. Biz, Büyükşehir ve Tepebaşı belediye başkanları olarak Eskişehir’e teknolojisi yüksek sanayinin gelmesini istiyoruz. Organize sanayi bölgesine çok nitelikli yatırımlar geliyor. Burası ayrıca Türkiye’nin en düzenli organize sanayi bölgelerinden birisi.
Her siyasi kesimden oy almalıyız
Siyasetçiler yerel politikayı öğrenmezlerse hiçbir şey olmaz. Vekiller, genel başkanlar nedense yerel politikayı önemsemiyor. Ama yerel politikada hâkim olamazsanız hiçbir yere hâkim olamazsınız
- Türkiye’de aynı siyasi partiden olsalar bile insanlar birbirinin başarısını çekemezler. Ama Eskişehir’de öyle değil. Kent siyasetine damgasını vuran iki isimden birisi siz öbürü de Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen. İkiniz de birbirinizi tamamlayıcı işler yapıyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
- Bütün makamlara onu hak edecek insanların gitmesi lazım. Klasik bir söz vardır. Makam mı makama gidene yoksa insan mı o makama onur verir, derler. Bence insanın makama onur vermesi çok önemli.
Bizde yöneticiler iyiyse kurumlar iyi işler yapıyor. Değilse sıkıntılar oluyor. Ben de bu kentte kırk yıl hekimlik yapmış bir insanım. Hekimlik yaparken yaptığım işe ticari gözle hiçbir zaman bakmadım. İşe insanların sağlığı açısından baktım. Ben belediye başkanı olmak için dolu muayenehaneyi bırakıp çıktım. Buraya da hizmet için geldim. Başka bir şeyde gözüm yoktur.
Öte yandan saygı ve sevgi duyduğum büyüğüm Yılmaz Hoca’nın ne makama ne bir şeye ihtiyacı var. O da kente hizmet açısından bakıyor. Bana karşı sevgisini her zaman söyler.
Bakın, Türk insanı kavga eden politikacılardan bıktı. 2004-2009 arası ben seçimleri kaybedince Yılmaz Hoca Eskişehir’de yalnız kaldı. Karşı tarafla (AKP) tek başına mücadele etti.
Öte yandan ben o dönem seçim kaybetmeme rağmen siyasetten kopmadım. Mahallelere girdim. İnsanların sevinçlerini de acılarını da paylaştım. Bana oy vermeyen vatandaşlar bir süre sonra nasıl yanlış yaptıklarını anladılar. 2009’da cansiperane çalışan bir ekiple seçimleri kazandık. Onlara beş yıl hazırladığım bir alanı sundum. O alanda çok rahat çalıştılar. Sonuçta belediyeyi geri aldık.
‘Belediyeyi AKP’den söke söke aldık’
- İyi de kısmen muhafazakâr olarak bilinen Tepebaşı’nda sol aday olarak nasıl bu kadar başarılı oldunuz?
- Dediğiniz gibi seçimleri kazanmam sol aday olarak zordu. Ama halk bana güvendi. Burada beceri sadece sol oyları almak değil. Her siyasi kesimden insanın oyunu almak çok önemli. Belediye başkanlığı milletvekilliği gibi değil.
2009 seçimlerinde ben yüzde 46, Yılmaz Hoca yüzde 51 oy aldık. Bu ne CHP’nin ne DSP’nin ne de başka bir siyasi partinin oyu. Bunların içinde sol da, MHP de, merkez sağ oylar da var. MHP burada bizi çok ciddi destekledi. O destekleri hiçbir zaman unutulmaz.
- AKP’den oy aldınız mı?
AKP’den de, DP’den de, SP’den de oy aldık. Karşılıklı güven duygusu varsa her kesimden oy alırsınız.
- Türkiye’de sol, CHP yerel seçimlerde ciddi başarılı olursa genel seçimlerde de benzeri olur mu?
Çok doğru. Siyasetçiler yerel politikayı öğrenemezlerse hiçbir şey olmaz. Olay budur. Ankara’dakiler, vekiller, genel başkanlar her nedense yerel politikayı önemsemiyorlar.
Ama yerel politika politikanın temelidir. Yerel politikada hâkim olamazsanız hiçbir yere hâkim olamazsınız. Ana kural bu. Yılmaz Hoca da, ben de DSP’deydik. Çok güzel günlerimiz oldu. Sayın Ecevit’in isteğiyle belediye başkanlığına aday olduk. 2002’den sonra AKP hükümetleriyle çalışmak zorunda kaldık. Ama DSP, Ecevit oy kaybetti diye partimizden ayrılmadık. Kaç seçime DSP’yi temsilen girdik.
2009’da AKP’den belediyeyi almanın ne demek olduğunu herkes bilir. Zoru başardık ama partimizden ayrılmadık.
‘Seçim çalışmaları hemen başlatılmalı’
- Peki, neden son seçimden sonra CHP’ye geçtiniz?
- O, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bir karardı. Artık Türkiye’de solu sadece CHP’nin temsil edeceğine inandığımız için ve solu böldürmeme adına Yılmaz Hoca, ben ve belediye meclisi üyelerimiz CHP’ye geçtik. Doğru karar verdiğimize inanıyorum. Benim genel başkandan beklediğim Türkiye genelinde seçim çalışmalarına başlamalarıdır.
- 2014’teki yerel seçimler için mi?
- Evet. Bütün kentlerde, bütün mahallelerde yoğun çalışmalar başlatmak lazımdır. Halkla CHP arasındaki ilişkilerin sıcağa dönüştürülmesi gerekiyor. Çoğu yerde bu ilişki soğumuş. Kısaca insanlarımıza dokunulması lazım. Sayın Kılıçdaroğlu’nun sadece bir yıllık çalışmasıyla bu şekilde bir başarı kazanması bence hiç küçümsenecek bir durum değildir. Bence 12 Haziran seçimlerinde yerel örgütler Sayın Kılıçdaroğlu’na ayak uyduramadı; onun kadar çalışamadı. Onun kadar çalışsalardı sonuç çok başka olurdu.
PORTRE
Dt. AHMET ATAÇ
Eskişehir, 1946 doğumlu. Yükseköğrenimini İÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde yaptı. 1971 başında serbest diş hekimi olarak çalışmaya başladı. 1987’de Eskişehir Diş Hekimleri Odası kurucu başkanı oldu. Uğur Mumcu’nun öldürülmesinden sonra 56 sivil toplum kuruluşu ve meslek odasının oluşturduğu Demokrasi Platformu’nun kurulmasına önayak oldu, başkanlığını yaptı. 1999’da DSP’den Tepebaşı İlçesi Belediye Başkanlığı’na seçilene kadar bu görevlerinde kaldı. 1999-2004 arası belediye başkanlığını yürüttü. 2004’te seçimleri kaybetti, ancak 2009 yerel seçimlerinde yine Tepebaşı Belediye Başkanı oldu. Daha sonra CHP’ye geçti.
Cumhuriyet
