Nazmi Çelenk yazdı:"Davutoğlu fiyaskosu"
İnsanın görmeye tahammül edemediği birleri olur, karşılarına çıktığında içinden “Hah yine karşıma çıktı” der. Dışişleri Bakanı Davutoğlu için aynı hisleri besliyorum. İyi bir teorisyen olabilir, hatip olabilir, akademik dille konuşabilir, ikna kabiliyeti olabilir, olabilir, olabilir... “Laf çok icraat yok” deyimi sanki Davutoğlu için söylenmiş. Konuşmalarını fiiliyata dökemiyor. Kendisini imitasyon Henry Kissinger zannetmiş olacak ki kendine davet çıkarttırarak Türkiye ile ilgisi olmayan işler hakkında yorumlar yapıyor.. Bu sütunda yazmaktan bile imtina ettiğim sıfır sorun politikası vardı, hangi ülke için sıfır sorun dedi ise Ankara o ülkelerle sorunlu hale geldi.
Gazeteciler soru soramıyor, soran bir yiğit çıkınca akademik kimliği olduğundan akademik terimlerle cevaplar veriyor. Bazı basın toplantıların takip ettiğimde Davudoğlu’nun hangi ülkenin dışişleri bakanı olduğunu inanın şaşırıyorum.
Son aylarda dış politikayı ilgilendiren problemler karşısında çaresiz kalınca yüksek volümle beyanatlar vermeye başladı. İsrail ile yaşanan gerilimden kısmen sorumlu olduğunu biliyor ki en sert açıklamalardan birini kendisi yaptı.
Palmer raporu açıklandıktan sonra söylediklerini yerine getiremedi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail ile yaptığı doğal gaz anlaşması Davutoğlu’nu küplere bindirdi ve Türk siyaset ve basın literatürüne yeni bir sözcük kazandırdı “seyrüsefer serbestisi” peki ne oldu? Kocaman bir hiç!!!
“Doğu Akdeniz’de en uzun kıyısı bulunan sahildar devlet olarak Türkiye, Doğu Akdeniz’de seyrüsefer serbestisi için gerekli gördüğü her türlü önlemi alacaktır” cümle aynen böyle. Altı boş... Gereğini yerine getiremeyenlerin halkı oyalamak için sarf ettiği cümle...
Sayısız ülke dolaşıp dünya politikasına yön verdiğini beyan eden dışişleri bakanı her nedense uğramadığı Orta Asya’ya ve Türk devletlerine de bir uğrasa ya... Arap ülkelerini adeta su yolu yapan Davutoğlu’nun yolu neden Türk devletlerine düşmüyor. Davudoğlu’nun Türk devletlerini ziyaret etmesi için, Türk devletlerinde aniden bir ayaklanma, sosyal kargaşa çıkması mı gerekiyor. Vereceği nasihatler kimin adına olacak?
Sanki iki ülkenin yaptığı anlaşma geri plana itilmiş yerine iki ülkenin çıkartacağı doğal gazdan daha fazla kâr edecek plan açıklıyormuşçasına psikolojik disenformasyon yaptı. Ne oldu? Gemiler sefere devam ediyor, doğal gaz çıkarılıyor.
Her hangi bir caydırıcı yaptırımda bulunamayınca İsrail ve GKRY’ni rahatsız etmeyecek hamle ile biz de çıkartırız diyerek çalışmalar yapıldı. Bir ülkenin komşu ülkeleri ile sorunu var ve sorunları diplomatik yöntemler ile aşamıyorsa bazı kararlar almak zorunda kalabilir. Bu, karşı tarafın hamlesine göre savaşa kadar gider.
Türkiye’nin caydırıcı güc+e sahip olduğunu düşünüyorum, bu gücünü kullanmasını bilirse. O platform orada duruyorsa caydırıcılığın karşı tarafta bir anlamı yoktur. Mavi Marmara gemisinin provokasyonu sonrasında Davutoğlu’nun açıklamasını yazılı ve görsel basından takip ederken sanırsınız savaş çıkacak. Ne oldu? Kocaman bir hiç...
Son zamanlarda yapmacık gülüşünü saklayarak, sert ve sertliği vücut dili ile hissettirmeye çalışıyor, sergilediği manzara komik hale geldi. Maalesef boş laf üretmek demokrasi endüstrisinin en büyük malzemesi.
Devlet adamları sözlerini eczacı terazisi ile tartmalıdır. Anladığımız kadarıyla sayın Başbakan’ın anlayışında “ahlaki ve parasal” hata yapmadıkça adam harcamak yok. Alın size Beşir Atalay konuştukça batıyor. Deniz Feneri eV davasında telefon kayıtları ortaya çıktı yerinde oturuyor.
Nazmi Çelenk
Yeniçağ