AKP ve CHP ‘çözümlerini’ açıklasın!

Dün Leyla Zana’nın “Erdoğan Kürt sorununu çözer, herkes ona destek vermeli” açıklamasından yola çıkarak ‘Zana soruna isim koysun’ başlığıyla bu “Kürt sorunu” tanımı altında nelerin olduğundan ve “beklenen tek çözüm”den söz etmiştim. Yazım “Bakalım BDP daha ne kadar süre ‘sorun’u saklayacak ve bakalım Hükümet ‘silah bırakmayan terör örgütüyle başlatılan açılım’ sonunda BDP ve PKK’nın hala terör desteğindeki ‘yeni anayasa ümitlerini’ nasıl karşılayacak” diye bitiyordu.

Ve o yazıdaki en önemli nokta “Hükümet’in çok büyük bir yanlış yaparak silah bırakmayı ağzına bile almayan, şiddetle reddeden PKK ile açılım başlatması ve devlet kurumu MİT’i onlarla, Öcalan’la açıkça pazarlığa oturtması”nı hatırlatmamdı. Bunu daha önce de yaptım, Türkiye’de üstü kapatılan her olayda da (örneğin tüm silah arkadaşları iddialarla tutuklanırken Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt’ın korunuyor olması, 27 Nisan’ın siyaseten her fırsatta “muhtıra olarak” kullanılmasına rağmen soruşturulmaması, serbest bırakılan çocuk tecavüzcülerinin unutturulması gibi) sık sık yapıyorum.

TEK SEÇENEK VAR!

Burada çok önemli nokta şudur; Açılım sırasında uyarılar dinlenmedi, “silah bırakmadan açılım olmaz, terör daha da artar” diyenlere ve aynı uyarıları yapan muhalefet partilerine, sivil toplum kuruluşlarına, gazetecilere “kötü niyetli” yorumları yapıldı.

Oysa o uyarılar işte tam da “bugün”ü işaret etmekteydiler. BDP’nin “PKK’nın silahlı oluşunun davaya yardımcı olduğunu” açıkça söylediği gibi katliamlarla süren terör devleti sonunda esir aldı. “Ya taleplerin hepsi karşılanır, ya da bu terör sürer” veya “Karşılandığı anda bir haftada biter” noktasına gelindi.

Şimdi CHP ile AKP Hükümeti’nin “teröre çözüm” için birlikte çalışmaları iyi bir gelişme ama son duruma baktığınızda ellerinde seçenek yok. Daha doğrusu “tek seçenek” var; BDP-PKK ikilisinin “Bunlar olmazsa terör sürer” dediği “ayrı meclisi, bakanlıkları, eğitim sistemi vs’si olan özerk Kürt bölgesi, Öcalan ve PKK’ya af (hatta siyaset yapma hakkı), anayasadan “Türk” tanımının çıkarılması” gibi isteklerin anayasaya konması..

ÖCALAN’LA BAŞLADI

Tabii “şimdilik” bu kadar.. Sonra terör bu kez “tam bağımsız devlet, anayasaya “Türk ve Kürt” milletleri olarak girme” gibi yeni talepler için başlayacak.. Bu durum belliyken AKP ve CHP başka nasıl bir çözüm bulabilir sorusunu soracak zaman bile yok, nitekim Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Öcalan’ın ev hapsine çıkması dikkate alınabilir” dedi bile..

Hemen arkasından diğer Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın “gündemimizde böyle bir şey yok” çıkışı sizi yanıltmasın, bu konuşmaların hepsi “milleti, alıştırma sürecinin parçaları”dır ki bu “sen en radikali, son sözü söyle, ben sileyim” oyunu sıkça tekrarlanıyor artık..

PKK İLE AYNI ÇİZGİ..

Bu durumda, bizim aylar öncesinden söylediğimiz noktaya gelinmiş ve tek seçenekle kalınmışken CHP işin içinden nasıl çıkacak? Öyle ya, bu pazarlık “açılım sürecinde CHP ile MHP’nin tepkilerine rağmen” silahlı terör örgütü ve İmralı ile başlatıldı. MİT görüşmeleri referandum öncesinden seçim sonrasına devam ederken “pazarlığı yapanlar yerine” CHP ve MHP “PKK ile aynı çizgide” gösterildi. Şimdi gelinen zor hatta çözümsüz noktada CHP destek vermeye karar verdi.

FATURAYI PAYLAŞMA

Yani “yapılan büyük hatanın faturasını paylaşma”yı teklif ediyor. Tamam birlikte çözüm güzel de bu durum, “Türkiye’nin Akdeniz’e uzanan, Doğu ve Güneydoğu’sunu içine alan bir büyük toprak parçasında özerklik, af ve diğer talepler” Kılıçdaroğlu’nun neden “genel başkanlığıma mal olsa da” demiş olduğunu da açıklıyor.

Hükümet “silah bırakmayan PKK ile açılım” kararını alırken muhalefete danışmamıştı, şimdi Kemal Kılıçdaroğlu partisine ve tabanına içinde bulunduğu bu şartları nasıl açıklayabilir, nasıl kabul ettirebilir? Bunca şehit anası ve “kimseyi öldürmedikleri, öldürtmedikleri, somut bir suçları olmadığı halde yıllardır ve hala cezaevinde çile çektirilen insanlar”la onların aileleri ve toplumun büyük çoğunluğuna bu nasıl açıklanabilir?

OYUNUN SONU

Aslında efendim, ben bugün “PKK terörü ve gizlenen gerçek nedeni” konusunda söylediklerimi, yazdıklarımı bundan 6-7 yıl önce de söylüyor ve yazıyor ‘kültürel hak için, dili konuşmak için bunca cana kıyılmaz, gerçek neden budur’ diyordum. O nedenle gelinen nokta bence hiç şaşırtıcı değil, yıllar süren bir alıştırma oyunu oynandı, bu oyun on binlerce cana mal oldu ve şimdi (daha sonra tekrar başlamak üzere) son perde sahneleniyor.

“Ya verecek, ya verecek” sahnesi.. Bari her iki parti de şu “terörü durduracak çözüm”lerini halka açıklasalar. O da tepeden inme olmasa!

*****


Öcalan çoktan çıktı mı?

Ben en çok “Güneydoğu’da nüfusun kontrol altına alınmasını, her bakımdan kalkındırılmasını, yoksulluğun giderilmesini” isteyeceklerine “Kürt sorunu” diye yuvarlayıp duranların, devlete düşman gibi sadıranların bu noktaya gelineceğini önceden görüp bilerek mi konuştuklarını merak ediyorum. Hepsi saf olmadığına göre bir danışıklı dövüş vardı ortada..

Şu anda ise Devlet Bahçeli’nin “Öcalan İmralı’da mı” sorusunun anlam kazandığını düşünüyorum. Durup dururken mi sordu, bir bildiği mi var? Mesela acaba seçim sonrası Öcalan’ın “Hükümet kurmanızı bile beklemem, kıyamet kopar, derhal isteklerimi yapın” demesinin arkasından eve mi çıkarıldı? Hatta önce

Erbakan’ın da “ev hapsiyle başlayıp hemen seyahat noktasına gelmesi” gibi o da gezide filan mı?

Siz merak etmiyor musunuz?

*****


Kürtaj mitingi!

İki gün önce yazmıştım, tekrar hatırlatayım. Bugün saat 16’da Ankara Cebeci, İstanbul Pangaltı, İzmir Gündoğdu Meydanı’nda Türkiye’nin kadın örgütlerinin düzenlediği “Kürtaj Yasağına Hayır” mitingi yapılacak. En özel kararlara bile siyasetçilerin karışmasına karşı çıkıyorsanız, bu yasağın can kaybına da yol açacağını ve özellikle yoksulları etkileyeceğini biliyorsanız mutlaka destekleyin.

Medeni toplumlar “vatandaş görevini yaptığı için” medeni olmuş ve medeni kalabilmiştir, sivil toplum kuruluşları yalnız başlarına sorunun çözümünü sağlayamaz unutmayın.