
Anayasa Mahkemesi ikinci kez cumhurbaşkanı seçilebilme olanağı tanıyan kararıyla Çankaya’daki AKP’linin
önünü açtı...
Muhalefet, kararı; “Siyasi bir karardır. Yüksek mahkeme yasayla anayasayı değiştirdi. Yasama organı yerine geçti. Anayasa Mahkemesi, hukukun değil başka dinamiklerin etkili olduğu bir karar verdi. Hukuk bir kez daha katledildi” diye eleştiriyor.
İktidar hukukçuları, AKP’nin geleceğini yaşamsal ölçüde ilgilendirmesine karşın kararı eleştiriden uzak duruyorlar.
Örneğin Kuzu Burhan, Çankaya’daki AKP’linin önünde tekrar aday olması için artık engel kalmadığını söyledikten sonra; “Sayın Erdoğan aday olmak isterse Sayın Gül aday olmaz” diyor.
***
Kuzu’nun bu açıklaması, AKP’deki olası gelişmeleri mi özetliyor yoksa kişisel kanısı mıdır, tabii üzerinde bir değerlendirme yapmak olanaksız.
Fakat, Anayasa Komisyonu Başkanı; bir iki yıl gündemden düşmeyecek bir konuya iki yıl önce gayet net açıklık getiriyor.
Lakin bakalım Çankaya’daki, Köşk’ü bırakmayı istiyor mu? Köşk’ten inerse ne yapacak? Başbakan olacak mı yeniden? Hanım ve çocuklar da Çankaya’yı benimsedi. Ayrılmak istemiyor.
Köşk’te sorumluluktan uzak, sözü söylediği dinlenir bir konumdan neden vazgeçsin?
Başbakan olup siyasetin çamurlu dehlizlerinde kaybolmaya gönlü de aklı da elveriyor mu bakalım.
Yeni anayasa tartışmalarına başkanlık, yarı başkanlık gibi önerilerle katılan ve Köşk’e ancak yürütme erkini elinde bulundurmak koşuluyla çıkmayı öngördüğünü duyumsatan RTE ise; amaçlarında başarı sağlayamazsa, acaba yukarıya çıkmayı yeğler mi?
Ha, 2014’e kadar parti genel başkanlığı ve başbakanlık beni daha da yoracak; artık daha az, güncel sorumluluktan, kavgalardan uzaklaşayım diyorsa, Cumhurbaşkanlığı’na adaylığını koyabilir elbette.
***
Anayasa Mahkemesi kararını açıklar açıklamaz, siyaset kazanında 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Gül ile RTE arasından kıyasıya bir rekabetin geçeceği yorumları yapılmaya başladı.
Bu yorumlar Çankaya’daki AKP’linin Köşk’ten ayrılmayacağı, buna karşın RTE’nin Cumhurbaşkanlığı’na adaylığını koyacağını öngören olasılığa göre yapılıyor.
Ne ki AKP’nin cumhurbaşkanı adayını AKP Genel Merkezi’nin saptayacağı unutulmamalı.
Köşk’e çıkmayı isteyen RTE’yi, parti genel merkezinin aday göstermeyeceği düşünülebilir mi?
Sayıları belirsiz Meclis grubundaki Gül taraftarlarının genel merkezin göstereceği adaya karşı çıkmaları ve Gül lehine bir sonuç çıkarabilecekleri güçlü bir olasılık mıdır? Hayır!
Parti kararına karşın Gül, halkın karşısına ikinci, ama parti desteğinden yoksun, bağımsız bir aday olarak çıkabilir mi? Çıkarsa, RTE’nin karizması karşısında yenilgiye uğrayacaktır!
Önümüzdeki günlerin gündeminde, RTE’nin cumhurbaşkanı adayı olmayıp partinin başında kalmasını isteyenlerden kaynaklanan haberlerle, AKP’nin Cumhurbaşkanlığı ve parti içi dengeleri nasıl kuracağını içeren haberler ağırlıklı olacaktır.
***
Yeni anayasanın bu yılın sonuna kadar tamamlanacağı söyleniyor.
Cumhurbaşkanlarının partili olması veya olmaması kuralı da yeni anayasada yer alacak herhalde...
AKP’yi de siyaseti de hatta toplumu da cumhurbaşkanı sorunundan soyutlamanın yolu da yöntemi de çok!
Örneğin, RTE’nin Gülen’e “artık hasret bitsin” diyen ülkeye dön çağrısı, Cumhurbaşkanlığı sorununu çözümleyecek bir olanak diye yorumlanamaz mı?
Gülen’in iki eli devlet içinde, devlet sorunlarına vâkıf. Halk indinde sevildiği sayıldığı yazılıyor, TV’lerde söyleniyor.
AKP için bulunmaz bir fırsattır F. Gülen’in AKP’nin cumhurbaşkanı olması.
Böylece, RTE’nin laik devleti dinci devlete devşirme hareketi simgesel anlamda da gerçekleşmiş ve…
…Çankaya’da şeyhülislam sıfatı eksik, ama şeyhülislam gibi bir cumhurbaşkanımız olacak!
Olmaz mı? Halkımızda AKP’ye oy verme gayreti, hevesi varken…
…olur olur, bal gibi olur!
17 Haziran 2012 - Cumhuriyet