
Sözcü grubunun spor gazetesi AMK hakkında sert iki bayan usta gazeteci sert eleştirilerde bulundu.
Milliyet gazetesi yazarı
Mehveş Evin
Spor basını bu kadar mı düştü? (09.06.2012)
- Yeni bir “spor” gazetesi yayın hayatına başladı. Gerçi adının sporla hiçbir ilgisi yok: AMK. Evet, yanlış okumadınız. Herkesin bildiği “o küfürün” kısaltılmışı.
- Sosyal medyada “amk” veya “amq” diye yazınca bunun ne anlama geldiğini çocuklar bile biliyor. Reklamlar, tam bunun üzerine oturtulmuş.
- Zorlama olması bir yana, çok aşağılık bir isim. Ayıptan geçtim, futboldaki holiganizm ve şiddetin artık en uç noktası. Nedir bu kadınların cinsel organıyla uğraşma hastalığı?
- Sözcü grubu AMK’yı “açık, mert, korkusuz” olarak açıyor. Bu durumda “AMK Sözcü” denirse kimse alınmasın.
Çok açık, mert ve korkusuz! (11.06.2012)
* Cumartesi, yeni spor gazetesi “AMK ” hakkında yazınca, çok sayıda tebrik ve destek mesajı geldi. Ancak gelen maillerin yüzde 20 kadarı, şikayetime anlam veremeyip eleştiriyordu.
* Sözkonusu olan “spor basını” olunca, erkeklerin kendilerinde istedikler gibi küfretme damarı da şahlandı tabii. Az da olsa küfrü pardon, açık, mert ve korkusuz’u!- aynen iade edenler oldu. Bazıları da tepkiyi “Sözcü” özelinde aldı.
* Asıl ilgimi çeken, itiraz eden erkeklerin küfrederken “o” sözcüğü kullansa bile “kadının cinsel organı”nı kast etmediğini savunmasıydı. Duyduk duymadık demeyin, memeyi cinsel organ sananlar var!
* Hanımlar, içiniz rahat olsun . Erkeklerimiz “o küfürü” kullanırken cinsel organı düşünmeden, öylesine ediyorlarmış. İlginç, o zaman küfrün başına annelerini koyunca neden bu kadar sinirleniyor, ciddiye alıyorlar?
Ayşe Arman sordu (14.06.2012)
Mehmet Gökmen Özdemir ve Yiğit Şardan cevapladı
Gazetenize koyduğunuz ismi nasıl savunuyorsunuz?
- Serdar Turgut’un “Tabloid gazetecilik, içinde zekâ barındırmalıdır” lafı bence durumu çok net anlatıyor...
Yani?
- Şimdi size, “AMK, sanal âlemde ne anlama geliyor, bilmiyorum” gibi komik bir açıklama yapmayacağım. Çünkü hepimiz ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Hepimiz Twitter kullanıyoruz, SMS’le haberleşiyoruz. Gazetenin adının “AMK” olmasını, “Bunlar küfrediyorlar. Kadınlara hakaret ediyorlar. Kadınları aşağılıyorlar” diye yorumlanmasını, Türkiye’de insanların “gülme” yetisini kaybetmesi olarak değerlendiriyorum.
Kadınların tepkisi umurunuzda değil mi?
- Eğer adımızı “küfür” olarak algılıyorsanız -ki inanın böyle bir amacımız yok- size şunu hatırlatmak isterim, İngilizcede herkes “Fuck” derken, küfür mü ediyor yoksa bunu “Kahretsin!”, “Lanet olsun!” anlamında mı kullanıyor? Veya Fransızcada “Merde” derken? Türkçede biz bunun karşılığı olarak ne kullanıyoruz? Türk halkının yüzde kaçı o meşhur iki kelimeyi hangi anlamda diline doluyor? Siz Londra’da “fcuk”den alışveriş yapmıyor musunuz? Hiç oradan aldığınız tişörtünüz, pantolonunuz yok mu? Tüm dünya bu ürünü gülerek kullanırken, neden biz burada kötüye yorumluyoruz? Ayrıca ceza olarak maça gönderilen kadınların (Ki buna çok karşıyım. Böyle bir ceza olamaz.) 90 dakika küfrettikleri bir ortamda umarız AMK bunun da önüne geçer. AMK olarak amacımız, Türkiye’de insanlara doğru, detaylı, tarafsız haber vermek, analiz yapmak. Fakat ne yazık ki şu ana kadar gazetenin içeriğinden çok ismi tartışılıyor. Gazetemizin kısa adı AMK. Açılımı “Açık Mert Korkusuz Spor Gazetesi”. Amacımız da ismimiz gibi gazetecilik yapmak. Gazetemizin adı kesinlikle kimseye küfür içermiyor. İnsanları biraz bilgilendirip, biraz gülümsetsek kötü mü olur?
Gazetede hiç kadın çalışan yok mu? Hiç mi itiraz eden olmadı?
- Gazetemizde elbette kadın çalışanlarımız var. Yakında size rakip de çıkabilirler.
Sizin sevgiliniz, eşiniz ne dedi?
- Eşim ve iki küçük kızım var. Eğer ben bu gazetenin isminin sizin adlandırdığınız anlamda kullanıldığını düşünsem AMK’da çalışır mıyım? Ayrıca bir reklamcı olan ve sanal dünyayı iyi takip eden eşim gazetemizin adını komik buluyor.
Uğur Dündar, Emin Çölaşan gibi Babıâli’nin ağır toplarından itiraz gelmedi mi?
- Gazetenin adını koyarken ne Sözcü yazarları Uğur Dündar’a ne de Emin Çölaşan’a danışıldı, fikir soruldu. Onun için onlar adına yorum yapamam. Eğer siz çok merak ediyorsanız lütfen onlara ulaşıp siz sorun.
İddia edildiği gibi bu isimle, kadınlara değil, iktidara gönderme yapıldığı doğru mu?
- Bu ilk kez sizden duyduğum bir şey. Bu gazete açılmadan önce 50 toplantı yapıldı, bu konu bir saniye bile konuşulmadı, asla gündeme gelmedi.
Kızmayın ama ben de “iğrenç” buluyorum gazetenizin ismini, bana verecek cevabınız nedir...
- Siz de kızmayın ama “Kötü düşünen kötüdür” demiş Konfüçyüs, ben ne diyeyim!
AMK’nın mucidi Yiğit Şardan ne diyor?
ÜNLÜ reklamcı Yiğit Şardan’ı da aradım.
AMK’nın isim babası oymuş.
“Yayın yönetmeni varken benim beyanat vermem uygun düşmez” dedi.
“Peki” dedim.
“Kızmayın ama yazdıklarım gerçek fikirlerimdi” diye ilave ettim.
O da bana, “Kimileri rahatsız olacak tabii, doğaldır” dedi, “Herkes her şeyi sevecek diye bir kural yok. Ama inanın çok sempatik bulanlar da var...”
Devam etti:
“Bu küfrü biz icat etmedik. Böyle küfür var mı? Var. İnsanlar adıyla sanıyla ediyor mu? Ediyor. Bakarsınız, bundan sonra AMK haliyle kullanırlar o küfrü. Biz de terminolojiye bir sözcük kazandırmış oluruz. Bu haliyle kullanılır. Gerisini Gökmen anlatsın, üç aşağı yukarı aynı şeyleri söyleyecektir zaten...”
Ayşe Arman, bugünkü yazısında (FU ile AMK aynı şey değil-16.06.2012) kadınlardan "AMK" ile ilgili gelen mailleri yayınladı. "AMK" adı üzerinden tecavüze, kadına şiddete, kadın ölümlerine değinmesi akıllara durgunluk verir cinsten.
:Daha fazla zorlanırsa bir gazete isminin bütün kadınları olumsuz etkileyen bir silaha dönüştüğüne inanmaya başlayacağım. Ama önce Küresel Isınma'ya Ergenekon'un sebep olup olmadığını çözmeliyim.
Yeni spor gazetesi AMK'nin kadın çalışanından Ayşe Arman'a tepki geldi
Gazeteciliği yatarak yapmıyoruz!
GAZETEMİZİN adı hakkında yazdığınız yazıları büyük bir heyecanla takip etmekteyim. Genel yayın yönetmenimiz Gökmen Özdemir'in sorularınıza verdiği cevaplarla da tatmin olmadınız ve karalama kampanyasına devam ediyorsunuz. Ben de bu gazetede çalışan bir kadın olarak tablodaki çelişkiden duyduğum rahatsızlığı dile getirmek istedim ve müdürümün de sıkıntılarımı haklı görmesiyle size cevap yazma imkanı buldum.
Öncelikle bir ayrımı net olarak yapmak gerektiğini düşünüyorum. Gazetemizin ismini, kadınları aşağılayan bir zihniyetin uzantısı olarak görmek son derece sağlıksız bir bakış açısı. Böyle bakanlar için söyleyeceğim şu olacaktır: Evet, küfür kötü bir şeydir ama küfürler, barındırdıkları kelimelerin anlamlarından başka bir şekle bürünür. Küfreden insan o an ağzından çıkan kelimeleri düşünerek değil, küfretme 'ihtiyacı' hissettiği ve zihninde bu ihtiyaca cevap verecek kelime öbeği o olduğu için sarf eder.
Sizin mantığınızla düşünürsek sadece erkeklerin kullandığı bir küfür olması gerekiyor söz konusu ifadenin ama öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu toplumda kadınların da önemli bir bölümü küfreder ve başvurdukları çözümler arasında gazetemizin adını oluşturan kelimelerin ilk harfleriyle kısaltılan küfür de bulunur. Bu örnekte de gördüğümüz üzere bazı kelimeler günlük kullanımda farklı bir hal alabilir. Yani küfrün çoğu zaman virgül olarak kullanıldığı bir toplumda bizi bu tartışmaya taşıyan kelimeler artık evrim geçirmiş olur.
Durum böyleyken piyasaya bugüne kadar yapılan spor gazetelerinden çok daha farklı, klişeleri yıkma hedefiyle çıkan, okuyucusuna yukarıdan bakmak yerine onunla aynı espriye gülmek için hınzırlık peşinde koşmak isteyen, tabloid boyutlarda çıkacak kadar yenilikçi misyon üstlenen, bu mantıkla işin beşiği İngiltere'deki tabloid gazetelerde gördüğümüz mizah anlayışını Türkiye'ye taşımanın yolunu arayan ve her şeyden önce samimi olmayı şiar edinen bir gazetenin, tüm toplumun suratına kocaman gülümseme yerleştiren bir isimle çıkmasını bu denli büyük problem haline getirmek hakikaten çok garip. İşin en komiği ise yatarak gazetecilik yapılmasına karşı olan, doğru ve tarafsız haberin peşinde koşan bir kuruma etik kaygılarla tepki gösterdiğini belirten kişinin, Türk basınında çeşitli açılardan 'çığır üstüne çığır' açan biri olması. Sanırım yazının başlığı ve sayfadaki fotoğraflarla derdimi yeterince anlattımama yine de bazı ekler yapmak isterim...
Gazetecilikte önemli olan, gazetecinin kendisi değil, yaptığı iştir. Ama yıllardır o nevi şahsına münhasır kimliğinizle gazetecilik kurallarını ve basın etiğini ziyadesiyle zorlayan röportajlarınıza ve yazılarınıza maruz kalıyoruz! Yaptığı röportajlarda dert ettiği birinci unsur fotoğraflara seksapelinin yansıması olan bir gazetecinin etik ve kadının toplumdaki yeri konusunda ahkam keserken daha dikkatli olması gerekmez mi?
Ya da sizi bir kenara bırakıp Türkiye'de kadına bakış açısını sorgulamak için iki soru sorayım: Bu ülkede genç kızlar röportajcı olabilmek için cv'lerine "O ekole uygun fotoğraflar çektirebilirim" yazmak zorunda mı? Ve bu topraklarda iletişim fakültesi mezunlarının 'sanatlarıyla gündeme gelme' isteği mümkün olabilecek mi? Net konuşayım Ayşe Hanım. Bir kadın olarak benim haklarımı sizin korumanız hiç ama hiç hoşuma gitmiyor. Sanki görüntüde bir bulanıklık var
Semra Köylü / AMK