
Elbette PKK silah bırakmalıdır.Yalnız, yine yanlış yapmayalım, endişemiz var...
Tamam, PKK silahı bıraktı, lakin ne pahasına bıraktı, bedeli ne?
Bunu düşünmeden, PKK silah bıraktı, barış geldi, diye halkı uyutmayalım.
Çünkü bugünlere uyuya uyuya geldik.
30 yıldan beri “terörle bir yere varılamaz” diye bugünlere gelmedik ki?
* * *
Şimdi şaşıracaksınız, hatta kızacaksınız PKK silah bıraktı, diye ödüllendirilecek mi?
Bunun cevabını Oslo’daki görüşmelere yetkiyle katılanlar verir, hani Sayın Başbakan’ın “Ben gönderdim!” dedikleri.
* * *
Onun için hayal kurmayalım.
PKK silah bırakır ama, karşılığını da ister.
Ne ister:
Mesela “özerk bölge” ister.
Vermeye değil, görüşmeye hazır mısınız?
Hep bu aymazlığa düşüyoruz, bari bu sefer düşmeyelim.
* * *
Altını çizelim, barış için PKK’nın silah bırakması asıl şart mıdır?
Evet, vazgeçilmez şarttır.
Lakin PKK bu şartın karşılığında ne isteyecektir?
Buna hazır mısınız?
“Kandil dağı”nı dilimize taktık!!!
Her şey “Kandil dağı”nın işgaline bağlı.
“Koskoca ordu, bir dağı alamıyor mu?”
Sanki Uludağ’a kayağa gidecekler.
Kandil’de yol yok, geçit yok, bir kara harekatı, başarıya ulaşsa bile zayiat büyük olur.
Hava harekatı, işte ortada, yetmiyor.
Bazılarının neredeyse “barış meleği” ilan ettikleri Karayılan’ı alıp getirmek kolay mı?
Kandil’i işgal etmek, sanıldığı kadar kolay değil, hatta belki de şehit sayısıyla hesaplarsak...
* * *
Kim söylüyor bunları...
İki Genelkurmay başkanı... Büyükanıt ve Başbuğ “Kanal D”de açıkça söylediler.
Hepsinden daha önemlisi “Amerika istemez” dediler.
Onların bu tespitine Mehmet Ali Birand da katıldı.
Amerika’nın ne isteyip, ne istemediğini ondan daha iyi bilecek değilsiniz ya?
* * *
“Paşalar ağlar mı?”
Kaç gündür tartışılan bu...
Genelkurmay Başkanı’nın, şehit askerin cenazesinde gözyaşlarını silmesi.
Öyle ya!
Asker üşümez, asker yorulmaz, asker acıkmaz, tabii asker ağlamaz.
Niye, asker insan değil mi?
Gülmek de ağlamak da insanın hallerindendir.
Acemi erlerle sohbet eden yüzbaşı sormuş:
“Düşman karşıdan geldi, ne yaparsın?”
“Karşıyı savunurum!”
“Düşman sağdan geldi ne yaparsın?”
“Sağa dönerim!”
“Soldan gelirse?”
“Sola dönerim!”
“Peki, düşman arkadan geldi, o zaman ne yapacaksın?”
Acemi, saf ve bakir Anadolu çocuğu:
“Yüzbaşım, sen benden yana mısın, düşmandan yana mı?”
Yüzbaşı kim bilir, ne kadar gülmüştür?!
Ağlayacak değil ya!
———————————-
Düzeltme: İlhan Selçuk’u kaybedeli iki yıl olmuş. Acıları ertelemişiz. Dünkü yazımızda birinci yılı olarak belirtmişiz, düzeltir, özür dileriz.