Çözüm çağrısı



Orman yangınlarını geçen yürek yangınları terör örgütünün insanlıkdışı saldırılarıyla sürmektedir. Ünsanımıza, ülkemize değişik biçimlerde büyük zararlar veren ayaklanma olayları hepimizi acıyla kıvrandırmaktadır. Siyasal kesimdeki ayrılık, aydınlardaki dağınıklık, iktidarın dinsel amaçlı açılımları devletin en büyük sorununun çözümünü olanaksız kılmaktadır.

Kürtçü milletvekillerinden birinin günümüz Başbakanı’na övgüleri, son HakkariDağlıca kıyımından sonra BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın “Silah bırakma” önerisi birbirine karıştı. Üktidar kesimi Başbakan’a yönelik sözleri sevinçle karşılamış ama terör örgütü sözcüleri durumundakilerin önerilerini benimsememiştir.

Anamuhalefet partisi genel başkanı Kılıçdaroğlu, kendi üyelerinin kimilerinin karşı çıktığı bir öneriyle Meclis’teki partilerin bir araya gelerek terörü kaldırabilmeleri için önerilerini iktidara götürmüştür. MHP’nin katılmadığı, BDP’nin belki katılacağı görüşmelerle soruna çözüm getirileceği sanılmaktadır. Dört parti, hatta Meclis dışındaki partiler de katılsa önlemlerde birleşecekleri sanılmamakla birlikte, birleşseler de terör örgütü eylemlerine son vermedikçe sonuç alınamayacağı açıktır. Terörden medet umanlar, sözde dostlar, kimi komşular kışkırtmayı, kullanmayı ve desteği bırakmadıkça terör bitmez. Partilerin anlaşması olsa olsa daha güçlü, daha etkin devlet gücünün kullanılması için olabilir.

Irak’ta 26. enlemi sınır gösterip kendisi için sınır tanımayan ABD’nin oluru alınmadıkça dışa yönelik bir girişimin başarıya ulaşması da beklenemez. Ama her şeye karşın PKK ile içimizdeki uzantılarının ayrı devlet isteklerinin olanaksızlığını halkımızın iyice anlaması, terörü durduramamaktaki kusurların belirlenip bilinmesi için Kılıçdaroğlu’nun çağrısına uymakta yarar vardır. Önce yerlebir edildiği söylenen hedefler ne çabuk yıkılmış ki son operasyonlarda 400′e yakın hedef imha edilmiş? Bunlar Irak merkezi yönetimi ile Barzani’nin bölgesel yönetiminin ve ABD’nin yalnız göz yummaları değil, desteği olmasa yapılamaz.

Genelkurmay Başkanı ile görüşen Büyük Birlik Partisi Başkanı’nın ilettiği sınır dışı kara harekatı koşullarının da içinde bulunduğu girişimler ve önlemler daha çabuk saptanır, iktidara düşen çalışmalara hız kazandırılır, kamuoyu aydınlatılarak desteği sağlanır. Anlayacakları dille konuşulmazsa, insanlıkdışı ve hukukdışı terörle başa çıkılamaz. Hukuk devleti, üzerine düşenleri elbet hukuk içinde yapar. Bunların başında da uluslararası ilkelere ve gereklere uymak gelir. Terör örgütü Üspanya’da, Üngiltere’de olduğu gibi, Almanya’da yaşandığı gibi vazgeçmedikçe tek taraflı çözüm ancak ödün olabilir.

Çelişkilerle, ödünlerle, yumuşaklıkla, “müzakere ve mütareke” sözleriyle, “Biz çözeriz, konumuma da mal olsa çözüm olsun” denilerek çözüm gerçekleştirilemez. Çözüm, ilkeli, kararlı, tutarlı, yürekli, güçlü bir devlet yaklaşımıyla sağlanır. Ötesi yoktur.

Partilerin bir araya gelip görüşmesi olmalı ki herkesin ne düşünüp ne yapılmasını istediği ve nelerin yapılabileceği ortaya çıksın. Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin yenilerinin eleştirilecek yanlarını ayrı tutup ulusal bir sorunu çözümlemek için gerekli yolları izleyerek açık kapıları kapatmak gerekir. MÜT’in Başbakan adına yürüttüğü Oslo görüşmeleri biliniyor. 300 kişilik terörist grubun elini kolunu sallayarak yurda girip saldırmasının önlenememesi, bilinememesi, ABD istihbaratının bilgi vermemesi sorunları bile bir yana bırakılıp çağrıyı değerlendirmek, sonucuna göre parti içinde ve dışında değerlendirme yapmak, hesap sormak daha gerçekçi olur. Temenniyle, söylemle değil, eylemle varlık kanıtlanır. Saldırılar, çözümleri önlemek için yapılmış olabilir.

İktidar, kendilerine yakın bilmedikleri bağımsız yargıyı suçluyordu. Değişikliklerle içi rahatlayınca sustu. Eğer şimdiki Genelkurmay Başkanı’nı kendilerine yakın görmeselerdi gözyaşlarına bakmaz onu da Silivri’ye göndermenin yollarını arardı. ABD “Predatör”leri seçim sonrası vereceğini söylemiş. Bu da bir oyalamadır. Türkiye Cumhuriyeti, yurttaşlarını ve onurunu korumakta duraksayamaz.



Yekta Güngör Özden
Sözcü