
“Sayın ve sevgili kardeşim Andonis Samaras, nasılsın, iyi misin? İyi olmanı dilerim. Çok çalıştın, bir sürü badire atlattın ve en sonunda hükümeti kurup Yunanistan’a Başbakan olmayı başardın.
Bizim Tayyip senden öncekilere acayip gıcık kapardı. Hiç kimseye söylemiyor ama sen benden duymuş ol! Seçimde Tayyip, bütün ağırlığını senden yana koydu.
Kazanman için çok çalıştı.
Şimdi herhalde diyeceksin ki “Yok yaa,
Tayyip benim için nasıl çalışmış!..”
Sen onu bilmezsin, bize sor!
O, Tanrı’nın yeryüzündeki mutlak gölgesi olan bir tek adamdır, padişahtır. İstediğini devirir, istediğini kazandırır. Elinde öyle acayip güçler var ki, söylesem inanmazsın.
Örneğin Suriye’deki Esad’a da feci gıcık kapar. Şimdi seninkileri devirdi, sıra geldi Esad’a. Üç vadeye kadar onun da işi tamamdır.
Yunanistan’da olanları sen bizden iyi biliyorsun. Sizin seçimlerden öyle bir karambol çıktı ki, önce hükümet kurulamadı. Şimdi haziran ayında nihayet sen başardın.
Peki, sandıktan o sonucu kim çıkardı?
Elbette Tayyip!
Sen bu ince taktikleri bilmezsin, anlamazsın Samaras. Yakında açıklandığı zaman anlarsın!
Sevgili kardeşim Samaras, şimdi
Yunanistan Başbakanı oldun Ama bu iş başbakan olmakla bitmez.
Yunanistan’ın tamamına egemen olacak, padişahlığını dünyaya ilan edeceksin.
Önce bir gargaraya getirip yeni bir seçim yapacak, partini tek parti olarak iktidara taşıyacaksın. Bu işler öyle kolay değildir.
Mektebi vardır, Türkiye’ye gelip ders alacaksın, öğreneceksin.
İlk aşamada yargıyı ele geçireceksin. Bu iş için gerekirse anayasa değiştirecek, yargıya dolduracağın yandaşları tek tek belirleyeceksin.
Sizde Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu diye bir yer var mı abicim? Hani şu hâkimleri ve savcıları seçen ve atayan yer var ya, işte orası!
Önce orasını ele geçirecek, kendi adamlarınla dolduracaksın. Bizim HSYK üyelerine sor da öğren!
Sonra senin HSYK, yüksek yargı dâhil her kademeye iktidarın elemanlarını seçecek.
Yargıyı bir kez ele geçirirsen iş kolay.
Senin ülkende neresi varsa, Yargıtay, Danıştay, her birine bir gecede 160 yeni üye seçtireceksin. O üyelerle yargıda çoğunluğu buldun mu, iş tamamdır.
Hele Danıştay’ın başına -eğer sizde varsa kafası peruklu birini seçtirirsen…
Böylece yargı senin elindedir artık.
Korkacak bir şeyin kalmamıştır.
Sayın kardeşim Samaras, yargıyı teslim aldıktan sonra yapacağın önemli bir iş daha var. Sana karşı olan asker ve sivilleri, gazetecileri, bilim adamlarını tutuklatacaksın.
Mahkemelerin bir kez tutukladı mı, kıyamet kopsa onları bir daha bırakmayacak. Sanıklara “Suçsuz olduğunu sen ispat et” diyecek!
Sana karşı çıkmaya cüret edenleri
Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan suçlamaya başlayacaksın:
“Bunlar darbecidir, teröristtir! Bana karşı darbe yapacaklardı, silahlı terör örgütü kurmuşlardı!”
Böylece sayın kardeşim, sana karşı olan kesimlerden intikamını yavaş yavaş, eline geçirdiğin özel yetkili hâkim ve savcıları da kullanarak almaya başlayacaksın.
Hepsini tutuklatacak, bir daha bıraktırmayacaksın.
Değerli kardeşim Samaras, sana dedim ya, bu işin mektebi Türkiye’de. Gel buraya konuğum olarak, 15 gün kal ve hayatın gerçekleriyle yüzleş.
Şimdi gelelim o mektebin bir başka önemli dersine.
Yasama, yürütme ve yargı senin iktidarının emrine girdi.
Ama bu kadarı yetmez. İşin çok önemli bir boyutu daha var.
Medyayı özellikle ele geçireceksin kardeşim.
Sizin memlekette medya patronları nasıl?
Eğer patronlar sadece gazetecilik yapıyorsa işin zor!
Ama gazete ve televizyon patronları eğer para babalarından oluşuyorsa, onların
Yunan Devleti ve hükümetiyle milyarlarca dolarlık işleri varsa, o takdirde onları kucağa oturtmaktan kolay bir şey yok.
Şimdi bu mektubumu okurken belki diyeceksin ki “Ulan bu herif kafama acayip fikirler sokup beni yoldan çıkarmaya çalışıyor!..”
Ben sana gerçekleri ve yapman gerekenleri anlatıyorum sevgili kardeşim Andonis.
Sana muhalefet yapmaya yeltenen medya patronlarını mutlaka kucağına oturtacaksın.
Bunlar kâğıttan kaplan gibidir. Höt dedin mi korkarlar, senin emrine girerler.
Böylece kendi ellerinle güzel bir yandaş medya oluşturup sonra da işin keyfini süreceksin. Artık sana ve iktidarına karşı hiçbir çatlak ses çıkmayacak, sen de rahat edeceksin.
Gerekirse vergi elemanlarını o patronların üzerine gönderip öyle vergi cezaları kestireceksin ki, herifler feleğini şaşırıp kucağa düşecek. Örneğin bizde bir zamanlar bir gazete vardı, amiral gemisi olmanın verdiği pervasızlıkla arada sırada sesini yükseltirdi! Şimdi gel de, o gazetenin nasıl yandaş yapıldığını sana anlatalım.
Olmaz deme Andonis Samaras, olmaz diye bir şey yoktur.
Sevgili kardeşim, sana bu yazdıklarımı anladın mı? Kafan bastı mı?
Ben sana işin pratik ve “Demokratik” yollarını gösteriyorum. İster inanırsın ister inanmazsın.
O halde dersimizi kısaca özetleyelim:
1- Ne yapıp edip yargıyı ele geçireceksin.
2- Sana karşıt olanları darbecilikle ve teröristlikle suçlayıp içeri attıracaksın.
3- Medyayı ele geçirip yandaş yapacaksın, her gün sana övgüler düzecek.
4- İstediğin her konuda yasa çıkaracaksın.
Otomatik oy kullanma makinesi olan milletvekillerini bu amaçla kullanacaksın.
Böylece yarattığın dikensiz gül bahçesinde tek adam havaları basıp her gün nutuk atacaksın, muhalefeti suçlayacaksın, bir sürü yalan söyleyeceksin, sağa sola posta koyup afra tafra yapacaksın.
Papazlarla arayı iyi tutup din ticareti ve din sömürüsü yapacaksın, Pazar günleri kiliseye gidip ayinlere katılacaksın, sonra da iyice şımarıp dünya lideri olma masalları okumaya başlayacaksın.
Hatta öylesine havalara gireceksin ki, komşu ülkelerin yönetimini bile devirmeye kalkışacaksın. Bizimkiler Suriye yönetimini nasıl devirmeye kalkıştıysa, sen de Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk falan gibi komşularındaki yönetimleri devirmeyi amaçlayacaksın.
Dünya lideri işte böyle olunur! Oturduğun yerde kimse seni dünya lideri yapmaz.
Bizde Abdullah-Tayyip ikilisi var, ikisi de dünya lideri olmayı başardı valla!
Sakın ola ki bana “Biz demokrasinin kurucusu ve isim babasıyız. Bu senin zırvaladığın şeyler hiçbir demokraside olmaz” deme.
Oysa bu söylediklerimin tamamı bizde aynen yapıldı. Yani bizde demokrasi yok mu!
Bizde yapıldı da sizde niye yapılmasın!
Yeter ki sen kafayı çalıştır abicim.
Sevgili Andonis Samaras, anladığım kadarıyla sen daha çok toysun. Bu mertebeye ulaşmak için on fırın ekmek yemelisin. Eğer bu yazdıklarım konusunda daha ayrıntılı bilgi istersen gelirsin
Türkiye’ye, bu işin mektebine kaydını yaparız, bu dümenlerin nasıl çevrildiğini
Tayyipgiller ekibi sana anlatır!
Gözlerinden öperim, hanıma selam ederim.”
Emin Çölaşan
Sözcü