Ey vekiller, sizin işiniz mi yok?..


Meclis’te bir “Darbeleri Araştırma Komisyonu” kurulması bile şu “darbe” işinin iyice paranoyaya dönüştüğünün göstergesi değil mi?..
İşkencenin ve faili meçhulün peşine düşmek iyi de, bu işi komediye çevirmenin manası var mı?.. Baksanıza paranoya sınırları bile aştı!..
Meclis’te koca koca adamlar oturmuş “darbe” araştırmasını dünya geneline yaymaya karar vermişler!.. Komisyon müthiş bir araştırmanın (!) sonunda darbe yapılan 22 ülke belirlemiş!..
Vekiller; aralarında İspanya, Şili, Uganda, Arjantin ve Portekiz’in de bulunduğu ülkelere gitmek için program yapmaya karar vermişler!..
Memleketteki “darbe” işini halleden vekiller, her şey kitaplarda, belgesellerde anlatılmasına rağmen illa ki bu ülkelere de gidip bakacaklarmış; darbe nasıl olmuş, hangi saatte yapılmış, kime ne olmuş?..
Şimdi burada “Atı alan Üsküdar’ı geçti” gibi “olan olmuş”a vurgu yapan bayağı argo deyimleri anımsatmak bana yakışmaz!..
Peki; ey Meclis’in vekilleri, darbe paranoyasının içine turistik geziyi saklamak size yakışıyor mu?..
Devletin yüz binlerce dolarını “darbe” araştırması iddiasıyla heba etmek içinize sinecek mi?..
Hadi işsizi, dar gelirliyi, asgari ücretliyi, memuru, emekliyi, çiftçiyi, taşeron kölesi olan zavallıları perişan eden zam “darbe”lerini görmüyorsunuz!..
Hadi, Suriye’ye “darbe” uğruna seçim bölgelerinizde ticaret ve turizmin aldığı “darbe”yi de önemsemiyorsunuz!..
“Netekim”, memlekette darbelenmemiş kimse kalmamışken, sizin işiniz mi yok kardeşim?..
Anket açılımı!..
Sonar araştırma şirketinin son anketinde de, AKP’nin halen yüzde 50’nin üzerinde görülmesi çok şaşırtıcı!..
Milyonlarca memura yapılan üç kuruşluk zammı bile vergi olarak geri alan bir parti nasıl olur da yükselir bu ülkede? İşte düşündürücü sonuçlar:
“AKP yüzde 50.42, CHP yüzde 19.01, MHP yüzde 17.20, BDP yüzde 6.05, DSP yüzde 3.11, BBP yüzde 1.56, diğer yüzde 2.65.”
Belli ki, hem CHP’nin kötü yönetilmesi hem de “açılım” iddiasıyla AKP’nin önüne götürülen “on maddelik” içi boş öneri tabanda sıkıntı yaratmış.
Devlet Bahçeli’nin “açılım” yüzünden Kılıçdaroğlu’na yönelttiği ağır eleştiriler ise MHP’ye yaramış...
Şaşırtıcı diğer veri ise 12 Haziran seçimlerinden bu yana sesi çıkmayan DSP’ye yönelik yüzde 3.11 sürprizi... Bu da toplumun seçenek aradığının bir başka göstergesi...
Binnaz’ın tabanı!..
Peki, ideolojik değişim ve erozyon yaşayan “Yeni CHP” ne yapıyor?..
CHP’nin basına kapalı son grup toplantısında, “Kürt açılımı” tartışılınca, yalnızca “iki” milletvekili partinin kötü gidişatla ilgili kaygılarını dile getirmiş!..
Uşak milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ile Antalya Milletvekili Gürkut Acar, “CHP’nin giderek BDP’lileştiğini, tabanın infial halinde olduğunu” söylemişler.
Sakine Öz, Süleyman Çelebi, Salih Fırat, Mustafa Moroğlu, Alaattin Yüksel, Sena Kaleli ve Binnaz Toprak ise buna karşı çıkarak Kılıçdaroğlu’nun politikalarını sahiplenmişler.
“Yetmez ama evet”çi Binnaz Toprak her toplantıda olduğu gibi daha da ileri giderek, “Tepkileri hangi taban söylüyor, bana hiç denk gelmedi” demiş!..
Aslında 2010 Aralık ayında PM’ye seçilirken aynı saatlerde BDP’nin örgütlediği “Demokratik Toplum Kongresi”nde konuşmacı olması bile, Toprak’ın hangi tabanla haşır neşir olduğunu göstermeye yetiyor!..
Biz yine de sözü asıl tabana bırakalım... İşte Toprak’a yönelik yüzlerce tepkiyi özetleyen CHP’li Mine Uysal’ın mektubu:
“Binnaz Hanım, gazetede okudum; Gürkut Acar bey CHP tabanının isyanlarda olduğunu söylediğinde, yaptığınız itiraz çok şaşırtıcı; ‘Hangi taban böyle söylüyor? Bana bu taban hiç denk gelmedi!’ Bakın size duyuruyoruz işte; CHP (Yeni CHP değil) tabanı isyanlarda! Sadece sizi okkalayan kesimi okuyup dinlerseniz, tabanın feryadını yansıtan kalemlere ve yine tabanın sizlere gönderdiği iletilere önem vermezseniz, kafanızı deve kuşları gibi kuma gömerseniz size kim denk gelecek? Binnaz Hanım, CHP tabanı BİZİZ, BİZ! İşte bu iletimle size ‘denk’ gelmeye çalışıyorum. Evinize kahve içmeye gelecek halim yok herhalde!..”
CHP’lilerden Kılıçdaroğlu’na!.. 
CHP tabanı yalnızca maillerle değil, gazete yorumlarıyla da partiyi uyarmaya devam ediyor. İşte ana muhalefetin grup toplantısındaki tartışmaları “CHP grubunda isyan” diye yayımlayan Vatan gazetesinin internet sitesinde, “taban”ın yaptığı yorumlardan bazıları:
“CHP çok büyük strateji hatası yapıyor” (Nazım Çakır)
“Yeni CHP ümit vermiyor artık.” (Ali Doruk)
“Kılıçdaroğlu’na soruyorum, kimlerden yanasın?..” (Yılmaz Çeliker)
“CHP lideri AKP ile yol arkadaşı oluyor.” (Efe Birol)
“CHP’lileşemedik bari BDP’lileşelim dediler herhalde!” (Sema Ay)
“Bu gün CHP’yi CHP’lilerden başka herkes yönetiyor!” (Ahmet Kocabaş)
“Yeni CHP dedikleri böyle bir şey herhalde!” (Ceylan Elmas)
“Güvendiğim dağlara kar yağdı!” (Hakkı Kurt)
“Oraya gerçek bir lider lazım... İradeli.“ (Çağla Sümer)
“Yazık bu gidiş iyi gidiş değil. Sevgili Baykal ı arar oldum” (Nejat Çerçi)
“CHP, temmuz kurultayında Kılıçdaroğlu ve ekibini tasfiye etmelidir. Aksine yerel seçimlerde hüsrana uğrayacaktır.” (Ercan Özdemir)
Ahmet Hakan niçin susuyor?..
Bundan iki yıl önce, iki üç gazeteciyle birlikte CHP’nin Parti Meclisi’ne seçilince, “medya etiği”ne sarılan bazı köşe yazarları linç operasyonu başlattılar!.. Vay efendim, “gazetecilikle siyaset aynı ayda yürümezmiş, etik değil”miş!..
Çalıştığım gazetedeki ikiyüzlü zavallıları saymıyorum ama başta Ahmet Hakan olmak üzere bazı yazarlar “istifa” naraları attılar!.. Örneğin Hakan, 25 Mayıs 2010’da “Hemen istifa” başlığı altında şöyle yazdı:
“Madem ilke, ‘Hem parti yöneticiliği, hem de gazetecilik yapılmaz’ şeklindedir. O halde lafı uzatmaya hiç gerek yok. CHP’nin yönetimine giren Hurşit Güneş Milliyet yazarlığından, Enver Aysever Skytürk’ten, Mehmet Faraç Cumhuriyet’ten derhal ayrılmalıdır.”
Aysever ve Güneş tepkiler üzerine yazmayı bıraktı ama ben direndim...
Şimdi bakıyorum, AKP’den milletvekili seçilen Şamil Tayyar’ın Star’da yazmasının ardından AKP’li vekil Mehmet Metiner de Yeni Şafak’ta yazacakmış...
Tv yorumculuğu yapan Hakan Şükür’le köşe yazarlığı yapan diğer AKP’lileri ise saymıyorum.
Şimdi buradan Ahmet Hakan’la bizleri o dönemde linç etmeye çalışan saz arkadaşlarına seslenmek istiyorum;
Ya, “medya etiği”ni AKP’li kalemlere yakıştırmıyorsunuz ya da ya da onlara laf etmeye korkuyorsunuz!..
Hani sizin “ilke”niz, hani etiğiniz?..


Mehmet Faraç
Aydınlık