
Başbakan yeri gelir Kasımpaşalıyım diye övünür. İşine gelen örnek olayları sıralayarak verdiği sözün arkasında her zaman durduğunu sık sık yineler.
Toplumun pek çok dayatmasını
sindirmesi bir alışkanlık yaptı Başbakan’da.
Kürtaj sorunu da bu alışkanlığın bir eseri.
RTE; kürtajı cinayet olarak tanımladı. Her kürtaj bir Uludere’dir dedi. Yasaklanacağını ilan etti.
Bir sosyolog gibi, sosyal nedenler sıraladı demeçlerinde. Tıp bilimi ustası gibi kadın sağlığı üzerinde kürtajın zararlarını anlattı.
Kadın derneklerinin, kadın milletvekillerinin karşı çıkan demeçlerini, tıp otoritelerinin Başbakan’ın aksini irdeleyen kürtajı savunmalarını dikkate almadı.
Sosyal bir öğeyi hesaba katmadı: Kadın sokağa çıktı!
***
Başbakan’ın umursamadığı, hatta ne demekmiş bu diye omuz silktiği şu slogan kadın oldu, meydanları doldurdu: Bedenim bana aittir. Dokunma!
RTE önceleri siyasal etiket taşımayan bu eylemlerin bir süre sonra yavaşlayacağını, söneceğini sandı.
Kadın direnci söneceğine daha da parladı.
Meclis kapısına dayanan kadın eylemleri, RTE’ye kadının kolay yutulur bir lokma olmadığını kanıtladı ve…
…Kasımpaşalı, sözünün eri, sözlerinin arkasında durmakla övünen Başbakan’ı tükürdüğünü yalamaya zorladı.
***
AKP kaynakları, bakanları, parti üst yöneticileri; artık kürtajın yasaklanacağından değil söz etmek, ucundan kenarından geçemiyorlar.
Başlarda sandılar ki yasağa muhalefet büyük kentlerde yaşayan kadınların marifetidir ve geçicidir. Kadın nüfusunun büyük kısmı RTE’nin önderliğinde kürtaja karşıdır.
Oysa, şöyle geriye bir baksalardı, kadının kürtaja karşı olmayacağını görebilirlerdi...
Bir tarihte Türkiye’de doğum kontrol seferberliğine girişildi. Buraya dış ülkelerden gelen uzmanlar Anadolu’yu gezdiler ve hiç beklemedikleri bir sonuçla karşılaştılar.
Bir iki değil, beşten sekize kadar çocuk doğurmaktan yılmış, yıkılmış Anadolu kadını da doğum kontrolünü onaylıyordu.
***
Kürtaj konusunda genel merkezin yaptırdığı ve “büyük ustaya” sözünün arkasında duramayacağı işaretini veren anketler; AKP’ye oy veren kadınların yüzde 7.6’sının kürtaja yasak gelirse, oylarını geri çekeceğini açıklıyor.
AKP geri adım atıyor. Hükümet 10 haftaya kadar kürtaja yeniden olanak tanımaya hazırlanıyor.
Yasa, bu ve kimi sağlık önlemlerini de içereceğini duyuran haberlere göre çıkarsa; sonuç, kadınların zaferi olacak.
***
AKP Grup Başkanvekili Nurettin Çarmıklı, kürtaj için düzenleme yapılmayacağını söylerken, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, kürtaj raporunun pazartesi Bakanlar Kurulu’na sunulacağını açıklıyor.
Fakat şöyle böyle açıklamalar “büyük ustanın” kürtaj cinayettir, her kürtaj bir Uludere’dir sözünün arkasında duramayacağını kanıtlıyor.
RTE gibi, kürtajı cinayet gören Sağlık Bakanı Recep Akdağ da çark ediyor, kürtaj yasaklanacak diyemiyor.
Tabii, Sağlık Bakanı olan Akdağ; şimdi “Mesele kürtajın yasayla yasaklanması ya da yasaklanmaması değil” diyor.
Ya neymiş efendim “mesele”?
Bakan gönül rahatlığıyla, “meseleye” bakışını içeren söylemlerini bakanlığın arşivine atıyor ve bugün, “mesele” diyor: “Bu prensiplere uygun Türkiye’de yeni bir anlayışı hâkim kılmak ve yeni düzenlemeler yapmak!”
Ulusal vicdanı da anımsadı Bakan Akdağ: “Herkesin vicdanen bu oldu dediği bir kararı Bakanlar Kurulu’na sunacak hale getirdiklerini” söylüyor.
***
Bakanların, grup başkanvekilinin açıklamaları; “büyük ustanın” sözünün arkasında duramayacağını hazırlayan altyapı açıklamalar.
Gelişmeler kürtaj yasağından vazgeçileceğini duyumsatıyor.
Böylesi olası bir sonuç, atasözünü haklı çıkaracak:
Kadının fendi, erkeği yeniyor!
23 Haziran 2012 - Cumhuriyet