Nejdet Bey'in tartışılan itirafı



SEVGİLİ okuyucularım, bizim evi sinekler bastı. Sonra ortaya hamamböcekleri çıktı. Sürüler halinde dolanıp taciz ediyorlar.

Sinekler vızıldayıp sokuyor, hamamböcekleri mide bulandırıyor.

Hemen yanımızdaki evin bahçesinde bir çöplük var. Evin sahibi çöplerini orada biriktiriyor.

Sinekler ve böcekler orada oluşuyor.

Bahçenin her tarafından pis kokular geliyor.

Ama biz bu sorunu çözemiyoruz…

Oraya girip çöplüğü, bu pislik yuvasını temizleyemiyoruz…

Çünkü yan bahçenin sahibi sırtını güçlü birilerine dayamış.

Rica ediyoruz, yalvarıyoruz, bu işin bize çok büyük zarar verdiğini söylüyoruz ama her seferinde aynı yanıtı alıyoruz:

“Siz bana bir şey yapamazsınız. Benim arkam sağlam. Uzakta oturan o güçlü tanıdığım bunu yapmanıza izin vermez. Bizden kaynaklanan sinekler ve böceklerle daha çoook uğraşırsınız siz. Bahçeme asla giremezsiniz, çöplüğüme karışamazsınız!”

Bu sert çıkışlar üzerine çaresiz kaldık.

Haşerat yuvasına girip mücadele etmemiz mümkün olmuyor!

Türkiye’nin durumu işte buna benziyor. Yanı başımızda bir Kuzey Irak çöplüğü var. Haşerat, sinekler, böcekler ve teröristler oradan giriyor, ısırıyor, vuruyor ve kaçıyor.

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti ise bu olanları sessizce izliyor, sineye çekmek zorunda kalıyor.

Peki, biz bu zulme ne uğruna katlanıyoruz?

Oradaki iki paralık bir aşiret reisini kızdırmamak, karşımıza almamak için!

Bizi yönetenler açıkça söylemese bile şöyle düşünüyorlar:

“O Kürt bölgesinde bizim müteahhitler iş yapıyor. Oraya ihracat yapıyoruz ve bu işlerden biz para kazanıyoruz. Barzani’yi karşımıza alamayız!”

Alamazsanız işte böyle olur, Türkiye’de her gün şehit cenazeleri kaldırılır.

Parasal kazanç karşılığında şehit cenazeleri!

Büyük ayıptır, Tayyipgiller adına büyük utançtır ama kime anlatacaksınız.

Bu pisliği, bu rezilliği gidermenin bir tek yolu vardır. Mehmetçiği sokarsınız Kuzey Irak’a, oradaki terör yuvalarını geçmişte yaptığımız gibi temizlersiniz.

Bunu ilk kez yapmayacağız. Bu iktidardan önce Mehmetçik oralara çok sayıda dalış yaptı, terör üslerini temizledi ve terör sıfıra indirildi.

Günümüzün iktidarı ve hükümeti ise bundan korkuyor. “Aman haaa, hem parasal kaybımız olur, hem de ABD ve Avrupa’yı kızdırırız, laf gelir!..”

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, bizim ısrarla vurguladığımız bu konuda dün bir açıklama yaptı. Ama ne yazık ki onun bu sözleri kamuoyuna doğrudan, yani kendi ağzından değil, yaptıkları özel bir görüşme sonrasında Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici tarafından duyuruldu.

Bu sözler duyurulurken Necdet Bey’den izin alınmış mıydı, doğrusu onu bilmiyoruz.

Ya da eğer izin verdiyse niçin bu dolaylı yolu seçti, onu da bilmiyoruz.

Beyefendi özetle şöyle diyordu: “Ordumuz, PKK üssü Kandil’i vuracak güçtedir. Ancak bunun için üç koşul gerekir. Siyasi iktidarın karar verip ‘Gir’ emri vermesi, ABD’nin buna izin vermesi ve muhtemel kayıplara karşı kamuoyunun hazırlıklı olması.”

Bunlardan ilk ikisi çok önemli. Necdet Bey bizim yıllardır savunduğumuz görüşü şimdi paylaşıyor…

Çünkü AKP iktidarı ABD ve Avrupa‘dan korkuyor, ordumuza “Gir” emrini bir türlü veremiyor…

Çünkü Türkiye’yi bu açıdan Tayyipgiller değil, dış güçler yönetiyor. Onların emir ve kumandasından bir türlü çıkılamıyor.

Şehit cenazeleri işte böylesine bir kişiliksizlik sonucunda, her gün kaldırılıyor.

Necdet Bey yukarıdaki sözlerini kamuoyuna keşke dolaylı yollardan iletmese de, kendi ağzından açıkça söyleyebilse!

Güzel kitaplar arasında

BU yazıyı yeni çıkan kitaplarla bitireyim!

Türkiye’de kitap okuyanların sayısı ne yazık ki çok az. Son birkaç hafta içerisinde elime ulaşan ilginç kitaplar var. Bazılarını fırsat buldukça sizlere duyuruyorum. Belki içlerinden birini veya birkaçını seçip okursunuz. İşte onlardan bazıları:

Silivri’de yatmakta olan gazeteci arkadaşım Tuncay Özkan’ın hapiste yazdığı son kitap “Anne Canım Hiç Acımadı” (Cumhuriyet Kitapları). Tuncay, Ergenekon duruşmalarını tutanaklardan aktarıyor ve hapiste yaşadıklarını anlatıyor.

- Gazeteci arkadaşım, Yurt Gazetesi Ankara Temsilcisi Nahit Duru’nun kitabı “Arayış” (İmge Kitabevi). Nahit Duru, 1980’li yıllarda çıkarılan ve rahmetli Bülent Ecevit’in başında olduğu Arayış dergisini belgelerle, onun notları ve mektuplarıyla anlatıyor.

- Alev Coşkun’un kitabı “Özgürlük Mücadeleleri Tarihimiz. Devrimin İlk Karşıtları.” (Cumhuriyet Kitapları). Zalim padişah Abdülhamit baskılara dayanamayıp 1908 yılında 2. Meşrutiyet’i ilan ediyor ve sonra 31 Mart 1909 gerici isyanı patlak veriyor. Hareket Ordusu tarafından bastırılan bu isyanın öyküsü ve analizi.

- Gazeteci arkadaşlarım Doğan Yurdakul ve Cengiz Erdinç’in kitabı “Adalet Savaşçısı. Menderes’in Avukatı Burhan Apaydın’ın Anıları” (Kırmızıkedi Yayınları). Ünlü avukat Apaydın’ın yaşadıkları ve başına gelenler, uzun bir söyleşi olarak kendi ağzından aktarılıyor.

- Gazeteci arkadaşım Selim Esen’in kitabı “Olayların İçinden. Bir TRT Tarihi Denemesi” (Kanguru Yayınları). TRT’ye 1966 yılında giren ve Haber Müdürlüğüne kadar yükselen Selim Esen, o kurumda olanları ve yaşadıklarını belgelerle anlatıyor.

- Osman Tunaboylu’nun kitabı “Babama Anlattığım Bürokrasi ve Bankacılık Hikayeleri” (İmge Kitabevi.) Maliyeci ve Hazineci olarak devletin en üst makamlarına yükselen bir bürokratın yaşadıkları, devlet çarkının nasıl işlediği ve başına gelenler anlatılıyor.

- Silivri’de Ergenekon davasından tutuklu yargılanan Prof. Dr. Mehmet Haberal adına yayınlanan “Belgelerle Silivri Gerçeği” Ecevit’e verilen sağlık raporları, duruşma tutanakları ve Recai Birgün isimli tanığın ifadelerinin bire bir çürütülmesi olayı.

Prof. Dr. Çetin Yetkin’in üç ciltten oluşan “Siyasal Düşünceler Tarihi” (Gürer Yayınları). Ortaçağdan bu yana gelişimin öyküsü.

Nazım Bayata’nın köy enstitülerini anlatan kitabı “Yazılar. Kalanlara Selam Olsun” Geçmişin devrimci eğitim sisteminde köy enstitüleriyle ilgili olayları ve gerçekleri irdeleyen ilginç bir kitap. İsteme adresi (312) 491 19 28.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) yeni bir birim kurdu: ADD İktisadi İşletmesi.

Bu işletme tarafından kitaplar yayınlanıyor,

Atatürk’e ait her türlü hatıra eşya ve kitaplar satışa sunuluyor. İşte kitaplardan birkaç örnek:

- “Dünden Bugüne Eğitim. 1920-2012” Prof. Dr. Mustafa Adem’in kitabı.

- “Anıtkabir’den Seslenen Atatürk” Prof. Dr. Özer Ozankaya’nın kitabı.

- “Atatürk’ün El Kitabı” Sami N. Özerdim’in kitabı.

- “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler” Atatürk tarafından yazılan kitap.

- “Atatürk ve Tam Bağımsızlık” Öldürülen Prof. Dr. Muammer Aksoy’un kitabı.

Bu kitapları ve satışa sunulan öteki hatıra eşyalarını ADD ’nin (312) 230 03 42 numaralı telefonundan, ya da aşağıdaki yazışma adresinden istemek mümkün:

www.addisletmesi.com.tr



Emin Çölaşan
Sözcü