
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği son siyasi karardan Tayyip Erdoğan’ın zerre hoşlanmadığı ve hatta tepki koyduğu, gayrı resmi sözcüsü Devlet Bakanı Bekir Bozdağ’ın sözleri ile sabittir.
Büyük Mahkeme adeta siyaset mühendisliğine soyunarak açık bir dayatmanın içine girmiş ve Erdoğan’a set olmuştur.
Yaşananlar geleceği tanzim etme yani iktidar oyununun tezahürleridir!
Tayyip Erdoğan’ın karşısında olanlar F Tipi dahil geniş bir koalisyondur ve Putin-Medvedev modelini yani Erdoğan’ın boşaltacağı Başbakanlık koltuğuna Abdullah Gül’ün oturmasını istiyor !
Tayyip bey’in tavrı ise malum, bu talebe yeşil ışık yakmıyor çünkü Yıldırım Akbulut gibi bir ismin bile Turgut Özal’ı refüze ettiği örneğinden hareketle Abdullah Gül’ün Başbakan olduğu taktirde kendisine etki edemeyeceğini ve bütün gücünü yitireceğini görüyor!
Oysa Erdoğan’a göre var olan AKP olgusunu yaratan kendisidir ve dolayısı ile tapulu arazisine gecekondu iznini verme niyetinde değil!
Başkanlıktan, partili Cumhurbaşkanlığı’na kadar bütün teklif ve arayışları ipleri elinde tutmak içindir.
Şurası kesin iki isim yani Erdoğan ile Gül aynı yarışın içinde olmaz yani Cumhurbaşkanlığı’na ikisi birden aday olmazlar.
Abdullah Gül’ün Başbakanlığı’ndaki engel ise onun 2014’de milletvekili olmadığından ötürü o makama atanamamasıdır!
Kimi çevreler genel seçime kadar Bülent Arınç’ın bunu üstlenebileceği ve seçimle beraber görevi Gül’e devredeceği formülünü sunuyor.
Bu arada Tayyip bey güçlü, Başbakanlığı bırakmayabilir tezini ileri sürenler de yok değil!
Keza 2014 Mart’ındaki Mahalli Genel seçimlerle 2014 Ağustos’undaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve 2015’de yapılacak olan genel seçimlerle birleştirip 3 sandığın kurulması da seslendirilen ihtimaller arasında!
Hülasa önümüzdeki süreç bu anlamda tam bir muammadır ve taraflar biraz da değişen şartlar ve dengeler doğrultusunda tutum alacaklardır.
Fethullah Gülen’den 2 büyük itiraf!
Tayyip Erdoğan’ın “Yurda dön” çağrısına gözyaşı şovu ile karşılık veren Fethullah Gülen aslında iki şeyi itiraf etmiş oldu!
Birincisi ben dönersem huzursuzluk olur beyanıdır ki bunun açılımı Gülen’in kendini adeta canlı bomba gibi görmesidir!
Ben şunu anlamıyorum, iyilik hareketinin önderi olduğunu söyleyen birinin ülkesine dönmesi neden huzurluğa vesile olsun?
Referansı güya sevgi ve inanç olan birinin vatan toprağına ayak basması kendi beyanı ile çatışmaya davetiye çıkarıyor ise burada bir sakatlık yok mu?
Bir başka şey Gülen’in “Türkiye’ye dönmemle, elde edilen kazanımlar tehlikeye girer” ifadesidir ki bu da devletteki kadrolaşmalarını ve onlarla yapılan bel altı operasyonları açıktan itiraftır !
Gelelim Gülen’in neden dönmediğine:
-Dinler arası diyalog ambalajı ile BOP ve Ilımlı İslam adına Küresel egemenler tarafından kendine verilen görevleri devam ediyor ve bunun için ABD’de kalması gerekiyor.
-Tayyip Erdoğan’ın Humeyni misali şaşaalı dönüşüne izin vermeyeceğini biliyor.
-Türkiye’ye gidip unutulacağına, uzakta kalıp mağdur ve masum pozlarla efsane olarak anılmaya ve de cihanın manevi önderi, dünyanın merkezinde olur bakışı ile gelmiyor.
-F Tipinin devlet içindeki aparatlarının değişen şartlara göre yapacağı Hakan Fidan benzeri türlü operasyonlara karşı kendinin şahsen hedefe oturtulup yeniden yurttan kaçmak zorunda kalacağı ihtimalini dikkate alıyor.
Bu iddiaya Başbakan ile MİT niçin susuyor?
İddia sahibi olanlar MİT Müsteşarını ifadeye çağıranlara çok yakın diye bilinen malum kalemler!
Dahası, PKK’nın Kandil önderi Murat Karayılan, gazeteci Avni Özgürel aracılığı ile bu iddiayı onaylıyor!
Neden mi bahsediyorum?
MİT ile PKK arasında yapılan yazılı protokoleden!
Peki ne mi var o protokolde?
-”Güneydoğu’da görev yapan polis ve askerlerin savaş suçlusu olarak yargılanmaları!”
İddiaya göre MİT’in imza attığı bu protokol PKK’nın elinde imiş!
İnanmak istemeyiz ama eğer böyle bir çılgınlık yapıldı ise bunun adı Bağımsız Kürdistan sürecinin bizzat Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından önünün açılmasıdır zira günü geldiğinde bu yazılı protokol uluslararası arenada hukuk metni olarak masaya konacak!
Başbakanlık ile MİT’de kimse yok mu, bu çirkin iddiaya neden sessizler? Yoksa sükut ikrar anlamına mı geliyor?
Arınç tak, Kılıçdaroğlu şak!
Kılıçdaroğlu’nu anlama noktasında müşgilatım var!
Kemal Bey’in sadeliğini dürüstlüğünü beğeniyorum lakin bazı konulardaki tutumu pek çok kişi gibi beni de dehşete düşürüyor!
ABD ile AB’a göz kırpmasından Fetullah Gülen’i kutsamasına kadar pek çok tavrı hayal kırıklığı yaratıyor.
Keza PKK’ya takındığı tutum anlaşılır değil!
Mesela son olarak Öcalan’a ev hapsi olayında Bülent Arınç’ın peşine takılması fevkalade yadırgandı.
Başbakanın bile refüze ettiği Bület Arınç’ın o teklifini soluk almaksızın sahiplenmesi, hassasiyetleri belli olan Atatürkçü CHP tabanını üzüyor!
Kılıçdaroğlu bütün bunları politika üretme bağlamında bir şeyler yapıyor görünmek için olabilir ama farkında mı bilmiyorum kaş yaparken göz çıkarıyor!
Sabahattin Önkibar
Aydınlık