Başbakan'dan yazarlara gözdağı!


Başbakan Tayyip Erdoğan, medya patronları üzerinden köşe yazarlarına yüklenmeyi, en ağır biçimde eleştirmeyi ve açıkça gözdağı vermeyi artık adet ve alışkanlık haline getirdi.

Son olarak AKP İstanbul İl Başkanlığı’nı iftar yemeğinde yine esip gürlemiş…

Haber şöyle:

"Şimdi çıkmış birileri köşesinde yazıyor. Ne diyor? 'Dışişleri Bakanı'nın Myanmar'da ne işi var?'. 'Başbakan'ın kızının, hanımının gidişini anlıyorum da Dışişleri Bakanı oraya niye gidiyor?'. Ben buradan o medya patronuna 'yazıklar olsun' diyorum. Bu adamları köşe yazarı olarak nasıl tutuyorsunuz. Bu tür hedefi olmayan, bu tür aşkı, heyecanı olmayan insanların eline kalem vermişsin, köşe teslim etmişsin. Bunlar bu millete yabancı, bu milletin tarihine yabancı, bu milletin derdiyle dertlenen kalemler değil bunlar. Şehitlerimizin gittiği yerlere gittiğimiz gibi, biz, kardeşlerimizin, dostlarımızın, ihtiyaç sahibi her insanın olduğu yere gideriz ve gideceğiz."

Başbakan bu sözleri, peki iftara davetli hangi iş adamı ve medya patronları önünde söylemiş?

Yıldırım Demirören,

Sadettin Saran, Ali Ağaoğlu,

Ahmet Çalık, Adnan Polat,

Mehmet Emin Karamehmet,

Ferit Şahenk

Şu sözler hangi demokratik ülkede, o ülkenin Başbakanının ağzından dünya alem önünde çıkar ?

“ O medya patronuna yazıklar olsun! Bu adamları köşe yazarı olarak nasıl tutuyorsunuz?”

Hedef alınan köşe yazarı kimdi bilmiyoruz ama basında çıkan haberlerden ismini öğrendik. Radikal Yazarı Cüneyt ÖZDEMİR… Merak edenler Özdemir’in yazısını internetten okuyabilirler…

Aslında yazıda öfke duyulacak, esip gürleyecek bir şey yok.

Ayni konuda Özdemir gibi düşünen ve yazacak çok kişi olabilir. Üstelik yazının ikinci bölümünde Emine Erdoğan’ı da gezi nedeniyle gereğinden fazla övmüş, adeta Başbakan’a yaranma gayretinde olduğu imajı yaratmış. Yazı böyle bir kanaat oluşturuyor…

Başbakan’ın çıkışı sadece Özdemir’i mi kapsıyor?

Olur mu öyle şey? Herkes biliyor ve anlıyor ki; medya patronları nezdinde tüm köşe yazarı ve gazetecileri kapsıyor, hedef alıyor….

“Kendinize gelin çizmeyi aşarsanız, beni ve icraatlarımı, ekibimi eleştirirseniz, gerisini siz düşünün. Onun için haddinizi bilin!” mesajı veriyor…

Gözdağının açık ifadesi ve tanımı böyle…

Asıl hedef medya patronları!

Köşe yazarına Başbakan direkt olarak ne yapabilir ki? Şirket, firma değiller ki, üzerlerine vergicileri müfettişleri göndersin! ..

Kendisine ses çıkaramayacaklar, önünde eğilecekler, işadamı konumunda ki medya patronları!...

Cüneyt Özdemir’in medya patronu kim? Aydın Doğan.

Aydın Doğan, devletten ihale almak isteyen, yatırım hesaplarında olan bir işadamı… Dolayısıyla Özdemir bağlamında tehdit, yine Aydın Doğan’a yönelik… Aydın Bey zaten bu konuda yakın geçmişte gereken dersi almıştı…

Olmuyor Sayın Başbakan!

Böyle “ileri demokrasi”, “basın özgürlüğü”, “ifade özgürlüğü” olmaz!

Açıkça basını tehdit ediyorsunuz!

İşsizliğin kol gezdiği devr-i iktidarınızda çoluk cocuk sahibi, köşe yazarları ve gazeteciler, televizyoncular, bu çıkışlarınızdan korkmasınlar da ne yapsınlar?

Siz de bu gerçeği biliyor, çaresiz kalmış köşe yazarlarını, tehdit ve baskı altında tutmanın yolunu tercih ediyorsunuz.

Partinizin, hükümetinizin yaptığı her şey doğru, eleştiriden ari midir?

Her şeyi en iyi siz mi biliyorsunuz?

Her konuda, meslekte, iş de sadece siz mi söz sahibi ve otorite siniz?

Zeki, çalışkan, gözü kara olabilirsiniz ama bu sizin demokrat, en iyi yönetici, en tartışılmaz devlet büyüğü olduğunuzu mu gösterir?

Birkaç gün önce, HEPAR Genel Başkanı Pamukoğlu Paşa’ya yönelik ağır sözleriniz, ne oldu? Fazlasıyla geri döndü… Bu hoş mu oldu? Ülkenin Başbakanı olarak, sizin böyle bir duruma düşmenizi (haksız durumda olsanız bile) hangi vatandaş ister?

“Başbakan Erdoğan şimdi, kendi hatalarını görmeyip medyaya hücum ediyor ve diyor ki: biliniz ki, yazdığınız her cümle onların(teröristlerin) arayıp da bulamadığı bir propaganda unsudur… Ve bilesiniz ki, biz de kendi defterimizin notları arasında bunları düşüyoruz. Başbakan kime söylüyor bunları? Medyanın yüzde 10’na… Bugün yazılı ve görüntülü basının yüzde 90’ı Başbakan’ın emrinde zaten… Canını sıkacak hiçbir şey yazmıyorlar! Basının bağımsızlığını koruyan yüzde 10’ u bile Başbakan’ı çok rahatsız ediyor demek ki… Başbakan’ın sözlerinden bir de şunu öğreniyoruz. Onun bir defteri varmış, Aleyhte yazılan her şeyi o deftere kaydediyormuş! Neden? Hesabı görülmek için… Bu kadar net, bu kadar açık bir tehdit olamaz! Medya patronlarını ağır vergi cezalarıyla korkutup isten attırdığı muhalif yazarlar ortada… Demokrasinin işlemediği sıkıyönetim dönemlerinde bile basın üzerinde bu kadar ağır bir baskı uygulanmamıştır (Sözcü – Tokmak- 12 Ağus. Pazar)

SÖZCÜ’ nün birinci sayfası “Tokmak” köşesinde yayınlanan yukarıda ki yazı, her şeyi açık ve net olarak anlatmıyor mu? Daha ne denilsin?

Köşe yazarlarının, savaşa gidenlerden bir farkları kalmadı..

Eğer Başbakanı, AKP’yi, hükümeti, yazılarında övmeyeceklerse, vay hallerine…

Tabi patronları işadamı ise….

Güne başlarken, eşleri, çocuklarıyla helalleşip evlerinden öyle çıkmaları gerekiyor…

Günümüz Türkiye’sinde ne yazık ki durum böyle!