Hakkını helal etmeyen şehit babası!
Sezai Okay’ın oğlu bundan tam 6 yıl önce Hakkari-Çukurca ilçesinde Köprülü Jandarma Taburu’na yapılan terör saldırısında şehit olmuş.. Daha sonra Çukurca’da 2011’de 24 şehit verdik, 18 yaralı vardı, 2012’de daha Ağustos ayında 8 şehit verdik, 16 yaralı vardı.. Bunlar dışında da Hakkari civarında, Şemdinli ve diğer ilçelerinde o 6 yıl boyunca başka şehitler verildi..
Sezai Okay oğlunu kaybettikten sonra diğer birçok şehit ailesinin cenaze törenlerinde yaptığı konuşmaların tam aksine; “Vatan sağ olmasın, hakkımızı helal etmiyoruz” demiş.. Şimdi “1 Eylül 2006’da şehit düşen oğlunun 6’ıncı ölüm yıldönümünde” mezarı başında düzenlenecek mevlit için de yakınlarına “Hakkımızı ölünceye kadar ve öldükten sonra da helal etmiyoruz” mesajı göndermiş ve bunun nedenini de açıklamış..
ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR
Şöyle diyor;
1- Ülkemizi bölüp parçalamak isteyenlere
2- Şehit kanları ile sulanmış bu toprakları ona buna satanlara
3- Yetim hakkı yiyenlere
4- Sudan sebeplerle çocuğunu askere göndermeyenlere hakkımızı helal etmiyoruz..
Tabii şehit ailelerine kimse “bunu neden söyledin” diye soramaz, zira evlatlarını bu yolda kaybetmiş insanların “dünyanın en büyük ordularından birine sahip olmamıza rağmen” yıllardır bitirilmeyen, hata üzerine hata yapılan terör konusunda her tepkiyi göstermeye hakları vardır. Eğer bu ülkede kanlı terör saldırıları sürmekteyken, arka arkaya şehitler verilirken ve terör örgütü “silah bırakmayacağını” kesin bir dille açıklarken bu örgütle masaya oturuluyor ve onlarla pazarlık yapılıyorsa..
MUCİZE!
Öte yanda kanlı saldırılar yapan teröristlerin karşısına çıkarılan askerlerin eli bu anlaşmalar, açılımlar nedeniyle tutuluyor ve operasyonlar durduruluyor, sınır karakolları “kümesten biraz hallice” durumunda yıllarca bırakılıyorsa.. Terör örgütüne arka çıkanların asla söylenmeyecek her sözü ve yapılmayacak her davranışı sineye çekiliyorsa, sınırlardan geçerek gelen teröristler “silah bırakmadık, sadece liderimizin isteğine uyarak geldik” demelerine rağmen serbest bırakılıyorsa o ana babaların bu kadar sabırlı davranmaları bile mucizedir.
Çoğunlukla “yoksul ailelerin çocukları” tehlikeli bölgelerde askerlik yaparken, zengin veya güçlü olanlar “bedelli” imkanını kullanarak veya buna bile gerek kalmadan askerlik yapmamaları sağlanıyorsa susmaları da..
CAN GÜVENLİĞİ VE EŞİTLİK!
Bana sınır karakolları konusunda oralarda bulunmuş ya da bunlar hakkında bilgisi olan askerlerin yolladığı mesajlarda öyle şeyler anlatılıyor ki öfke duymamak mümkün değil..
Şehit Astsubay Zeki Burak’ın babası Sezai Burak vurgularında haklıdır, insanlar evlatlarını “vatan hizmeti”ne güle oynaya gönderiyorlar ama onların hayatını korumak ve askerlik yapması gereken diğer gençlerle ve onların aileleriyle eşitliği sağlamak devletin, hükümetin görevidir. Bunlar yapılmadığı gibi başımıza bir de “hiç alakamız olmayan” bir iç savaşa müdahil olarak yeni tehlikeler çıkarılması giderek daha da büyük tepkiler yaratacaktır. Güneydoğu’daki askerlerimizin korunması için acil önlemleri almak üzere Meclis’in toplanması ve “Türkiye’nin her karışında uçan kuş bile bizden sorulur” iddiasının bir an önce gerçeğe çevrilmesi şarttır!
*****
30 Ağustos’ta Köşk resepsiyonu..
Dün “Cumhurbaşkanı Gül’ün kulak rahatsızlığı nedeniyle” 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde yapılacak resmi kabulün iptal edilmesi konusunu yazmıştım. Bu konuda gelen tepkiler arasında “Cumhurbaşkanı hasta olsa da bu tören yapılmalı, her yıl farklı bir nedenle törenler, kabuller iptal edilmemeli, giderek alışkanlık haline geliyor” diyenler çoğunluktaydı.
Aynı gün yanıma gelerek konuşan bir okurum ise “Bu bir doğum günü kutlaması değil, Cumhurbaşkanı seyahatteyken onun yerine kim görev yapıyorsa aynı şekilde 30 Ağustos’ta da yapabilir ve yapmalıdır. Bunlar hepimizin gurur duyduğu zaferler ve toplum olarak bu görüntü bizi çok üzüyor” dedi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu “vatandaş tepkileri”ni değerlendirmek isteyeceğini düşünüyor ve umuyorum
*****
Yok edilen 300 hayvan..
Birkaç gün önce (Şişli Belediyesi sınırı içinde olan ve daha önce benzer bir “hayvanlara saldırı” olayının yaşandığı) Maçka Sanat Parkı’ndan bir gecede yüzlerce kedinin ortadan yok edildiğini yazmış ve olayı yakından izliyorum demiştim.. Maçka’da oturan hayvanseverler ve “Hayvan Hakları İçin Birleşim Hareketi”nin kurucusu, hayvan arama-kurtarma aktivisti Mehtap Özer 23 Ağustos Perşembe akşamı saat 20 civarında Lütfü Kırdar’daki konser yoğunluğu nedeniyle kalabalıktan yararlanan üç erkeğin bir araçla “küçücük bebekleri ve hamile kedileri bile ayırmadan 300’e yakın kediyi kolilere doldurarak götürdüklerini ve her nedense mobese kameralarının da bu sırada yukarı doğru çevrildiğini, bu nedenle görüntülerden yararlanılamadığını” anlatıyorlar.
Hayvan sevmeyenler veya “ilgilenmeyi gereksiz bulanlar” için bu ilgi anlamsız gelebilir (bir tas suyu bile esirgeyeni ayağıyla vurup deviren sevgisizler bile var) ama neyse ki böyle olmayan, tüm canlıların korunması gerektiğini düşünen insanlarımız da var. Neyse, bu 3 sersem o hayvancıkları taşırken kimse “nereye götürüyorsunuz, necisiniz” diye sormamış, Şişli Parkı’nda bir tek görevli olsa belki o sorardı ama nedense o da yok..
ZEYTPORT’TA GÜVENLİK ZAFİYETİ
Karakol yardımıyla bir şey bulunamayınca bölgedeki hayvanseverler daha önce duydukları bir konuyu; “hayvanların Zeytinburnu Limanı’nda, Zeytport’ta gemilere yüklenmesi ve hatta aynı şekilde yurt dışından Türkiye’ye kaçak hayvan ithali yapılması” konusunu araştırmak üzere oraya gitmişler. Ve “böyle bir başıboşluk görmediklerini, bunun ülke güvenliğine karşı bile kolayca kullanılabileceğini” anlatıyorlar. Hala o hayvancıkları ölümden kurtarma ümitlerini de kaybetmediler. Devam edeceğim.
