Yüzde 58 yetmedi mi?



7,4 büyüklüğündeki 17 Ağustos Depremi’nden sonra, türban eylemcileri ‘7,4 yetmedi mi?’ pankartlarıyla yürümüştü.
Kendilerince, Ecevit’in başbakanlığındaki koalisyon hükümeti türbana zulüm yapıyor, Allah da büyük depremle cezalandırıyordu!
Bu yaklaşım, olanca saçmalığına karşın çok tutmuştu.
Şimdi aynı mantıkla -bu mantıktakilere- soralım:
“Yüzde 58 yetmedi mi?”

***
12 Eylül Referandumu’ndan bahsediyorum.
2010 yılında yapılan ve AKP’nin her türlü kandırmacasıyla yüzde 58 oranında ‘Evet’ çıkan anayasa değişikliği referandumundan…
Liberallar, solcular ve ülkücülerin bir kısmı bile ‘Evet’ oyu vermişti. Hatta, ‘Yetmez ama Evet’ diyenler vardı.
Şimdi ise, sürekli olarak ‘milli irade’ diyen AKP, milletin yüzde 58’inin iradesini hiçe sayarak, o referandum sonuçlarını yok ediyor.
HSYK’nın (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) yapısını değiştirmek için kanun çıkarıyor.
Adaletteki tüm yetkiler bir kişiye bağlanıyor (Adalet Bakanı, yani aslında Başbakan tek söz sahibi olacak).
Bundan sonra da çıkıp, hâlâ “Biz diktatör değiliz” diyecekler mi, derlerse ‘millet’ (!) buna inanacak mı acaba?

***
Dünkü gazetelerde vardı.
12 Eylül referandumunda ‘Evet’ diyen ‘ülkücüler’ bile şimdi isyan ediyormuş.
‘Ülkücü hareketin kurucularından’ Avukat İrfan Sönmez: “Referandum hukuksuzluğa karşı milletin verdiği bir cevaptı. Operasyon (AKP’ye yönelik Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu - HC) bahanesiyle HSYK’nin yapısının değiştirilmesi yanlış”.
‘Bağımsız Ülkücülerden’ Seyfi Atmalıoğlu: “Referandumda kendi partimiz MHP bile bizi hain ilan etti. Başbakan da biliyor. 3 yılda ne değişti ki değişikliğe gidiliyor?” (Zaman Gazetesi’ndeki haber).
Belli bir yaşa gelmiş, siyasi deneyimi olan ‘aklı başında’ bir insan bu kadar yanılabilir mi?
İnsanların gözünü ‘hangi gerekçe’ kör eder?
Onca uyarıya ‘niçin’ kulaklar tıkanır?
Bu insanların geldiği duruma basit bir ‘aldanma’ diyebilir miyiz?
Ne diyordu Recep Tayyip Erdoğan?
“Ne aldatan, ne aldanan parti olmayacağız!”
Ne büyük lafmış, değil mi?
Şimdi ‘aldanan’ ve ‘aldatılanların’ hazin durumu tarihe kaydolsun.
***
Geçen haftaki Ceviz Kabuğu programında, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu vardı.
Uyarılarını kısaca özetlemek istiyorum ki, sağır kulaklara küpe olsun:
- “Asıl Temiz Eller Operasyonu şimdi oluyor” (AKP’ye yönelik olan ve engellenen rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu kastederek).
- “Yargı kararları uygulanmıyor, şu andaki durum Polis Devleti’dir”.
- “Bu bir darbedir”.
- “Yolsuzluğun hesabı sandıkta değil, yargıda görülür”.
- “Başbakanın ‘dost-modern darbe’ sözü bir itiraftır. Vaktiyle her şeyi birlikte, dostken yaptıklarını gösterir”.
- “Başbakanın yolsuzluk operasyonlarına karşı ‘Bu bir İstiklal savaşıdır’ sözü, şehitlerimize hakarettir. İnsana zorla suç işletme çabasıdır”.
***
GÜNÜN SÖZÜ:
Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz
Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir.
(Milyonla çalanlar yüksek ve şerefli mevkilere yükseltilerek baş tacı edilir,
Birkaç kuruş çalan hırsız ise kürek cezasına çarptırılır) – ZİYA PAŞA